69. Ayet
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
De ki: Gezin yeryüzünde de bakın, görün, ne olmuş mücrimlerin sonu.
Diyesin ki: «Yeryüzünde gezerek, günah etmiş olanların, göresiniz sonu nice olmuştur
(Onlara) de ki: “Yeryüzünde (yaptıkları yüzünden helâk edilen medeniyetlerin yerle bir olmuş harabeleri) dolaşın ve suçluların sonunun nasıl olduğuna bir görün!”
Ânlara di ki: "Arzın üzerinde geziniz ve mücrimlerin ’âkıbetini göriniz."
De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
De ki, "Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın."
De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
(Resûlüm! O müşriklere) de ki: “Yeryüzünde (gezin) dolaşın da suçluların (küfür ve isyandaki ısrarları yüzünden helâk edilen kâfirlerin) sonları nasıl olmuş bir bakın!”
(Ey Resulüm; inkârcılara) De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, (viran olmuş kalıntılarında) suçlu-günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını (ibretle) bakıp seyredin."
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın, mücrimlerin sonları nasıl olmuş bir görün?”
eyit “yürin yirde pes baķuñ nite oldı yazuķlularuñ śoñı!”
De ki: «Yerde gezin (dolaşın) da günahkârların sonu nice olmuşdur, görün».
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da o günahkârların âkıbeti nasıl olmuş bakın!” (1)
(Resulüm!) De ki: “Yeryüzünde (gezin) dolaşın da suçluların (zulüm, inkâr, azgınlık ve isyandaki ısrarları yüzünden helâk edilenlerin) sonları nasıl olmuş bir bakın!”
Deki “Yeryüzünde şöyle bir dolaşın. Bakın bakalım suçluların sonu nasıl olmuş?”
De ki: "Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonu nice olmuştur, bir görün."
Onlara de ki yeryüzünde gezin, tozun günahkârların sonu nasıl olduğunu görün.
(Ey Peygamber!) De ki: “Yeryüzünde dolaşın ve günahkârların/suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da suçlu günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını bir görün!”
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da, günahlara batıp gidenlerin sonu ne oldu görün, ibret alın.”
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da günahkârların sonu nice oldu, görün!”
Buna karşılık, sen de onlara de ki: “Geçmişte helâk edilen medeniyetlerin yeryüzünde bıraktıkları harabeleri, yerle bir olmuş şehir kalıntılarını gezip dolaşın da, suçluların sonu nice olmuş bir görün!”
De ki: “Yeryüzü’nde gezin, bir bakın, Mücrimler’in / Suç İşleyenler’in sonu nasıl oldu?”.
Resulüm! De ki: " Yeryüzünü gezip dolaşın, suçluların sonu n'olmuş kendiniz görün. "
Onların bu itirazlarına karşılık de ki: "Yeryüzünde yaşamaya devam edin! Günü gelince inkârcıların sonunun nasıl olduğunu göreceksiniz."
(Onlara) de ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonu nasıl olmuş, bakın!” [*]
(Ey Muhammed! Onlara): “Yeryüzünde gezin de günâhkârların sonunun nasıl olduğunu bir görün!” de.
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da [böyle diyerek] günaha gömülüp gitmiş olanların sonunu görün!” ⁶⁶
Onlara de ki: – Yeryüzünde dolaşın da günahı tabiat haline getirmiş olanların sonu ne olmuş bir görün. 3/137, 20/128, 30/9
Onlara: “Yeryüzünde gezin de, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların âkıbeti nasıl oldu, ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin.” de.
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da, günahı tabiat haline getirenlerin[³³⁴³] sonu ne olmuş, görün!”
De ki: «Yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, günahkârların akibeti nasıl olmuştur.»
(Ey Muhammed, onlara) De ki: "(Ey o tehdide, o azabın kendi başlarına da çökeceğine inanmayanlar) Yeryüzünde dolaşıp gezin de, günahkarların sonu nice oldu görün. (Bundan ibret alın)
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. "
-Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!
Eyit yā Muḥammed: Gezüñüz yir yüzinde, pes görüñüz niçe oldı ṣoñları yaman kişilerüñ.
De ki: “Hele dünyayı bir dolaşın da suçlu kâfirlerin âkıbetleri nasıl olmuş görün! ”
De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
Di ki: "Arzda gezüb dolaşın ve mücrimlerin 'âkıbeti nasıl oldığına nazar idin"
De ki: “Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın.”
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonları nasıl olmuş bir bakın!"
De ki: Yeryüzünde gezin de görün, mücrimlerin sonu nice olmuş!
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
De ki: 'Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu-günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün'
(Ey Rasûlüm, Mekke halkına) de ki: “- Yeryüzünde gezip dolaşın da bakın, günahkârların akıbeti nasıl olmuş!...”
De ki: “Yeryüzünde gezin, o azgın suçluların sonucunun nasıl olduğunu görün!”
De ki: “Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbetinin ne olduğunu bir görün!”