39. Ayet
وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اِلَيْنَا لَا يُرْجَعُونَ
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O da, askerleri de yeryüzünde haksız yere ululanmaya kalkıştılar ve şüphe yok ki dönüp tapımıza gelmeyecekler sandılar kendilerini.
Haksız yere, Firavun ile ordusu, yeryüzünde kasaldılar, bize dönülemiyecek sanmışlardır
Böylece o (Firavun) ve kurmayları ülkelerinde haksız yere büyüklük taslayıp serkeşlik, zorbalık ederek iktidarda kaldılar. Bizim huzurumuza getirilerek hesaba çekilmeyeceklerini zannettiler.
Halbuki Fir’avn ve ’asâkiri beyhûde yere Mısır memleketinde mütekebbir idiler. Hiç bir vakit bize rücû’ itmeyeceklerini zan idiyorlardı.
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendi ve bize dönmeyeceklerini sandılar.
Hem de o ve askerleri yer yüzünde haksızlıkla kibirlenmek istediler ve zannettiler ki onlar bize iâde olunmıyacaklar
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O (Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. (Yaptıkları kâfirliğin hesabını vermek üzere) bize (manevi huzurumuza) döndürülmeyeceklerini sandılar.
O ve askerleri (Firavun ve yakın çevresi), yeryüzünde haksız yere büyüklenmişler ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini zannetmişlerdi.
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
daħı ululıķ istedi ol daħı süleri yirde ḥaķsuz. daħı śandılar kim bayıķ anlar bizdin yaña dönilesi degüller.
Kendisi de, askerleri de o yerde haksız yere büyüklük tasladılar) ve hakıykaten bize döndürülemeyeceklerini sandılar.
Böylece o (Fir'avun) ve askerleri o memlekette haksız yere büyüklük tasladı ve gerçekten kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O (Firavun) da, askerlerini (onun buyruğunda olanları) da (hak hukuk tanımayarak) ülkede haksız yere büyüklük tasladılar ve (yaptıklarının hesabını vermek üzere günün birinde) gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Firavun ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve bize kesinlikle döndürülmeyeceklerini zannediyorlardı.
Kendisi de askerleri de o ülkede boşu boşuna büyüklük tasladılar, ne de olsa Bize döndürülmiyeceklerini sandılar.
O, askerleri Mısır toprağında nahak yere böbürlendiler. Bize dönmeyecekler sandılar.
O ve askerleri haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten kendilerinin Biz’e döndürülmeyeceklerini zannettiler.
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
İşte böylece Firavun da, askerleri de yeryüzünde haksızlıkla büyüklük tasladılar ve zannettiler ki, bize hiç döndürülmeyecekler.
Firavun ve askerleri, bize döndürülmeyeceklerini sanarak yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.
Böylece Firavun ve ordusu, hesap vermek üzere günün birinde huzurumuza gelmeyecekleri düşüncesine kapılarak, o ülkede haksız yere büyüklük taslayıp emrimize başkaldırdılar.
O ve orduları Yeryüzü’nde Hakk’sız yere büyüklendi. Sandılar ki; onlar, bize döndürülmezler.
Fıravun ve askerleri, bu dünyada boşuna büyüklendiler. Bize dönmeyeceklerini sandılar.
Firavun ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar. Kendilerini hiçbir kuvvetin yok edemeyeceğini zannederek şımardılar. İnsanların mallarına, canlarına, ırzlarına, çocuklarına el koyarak köleleştirdiler. Her fırsatta insanlara zulüm yaptılar. Yaptıklarının hesabını vermeyeceklerini sandılar.
O (Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız olarak kibirlenmiş [*] ve bize döndürülmeyeceklerine inanmışlardı.
O ve orduları haklı bir sebebe dayanmadan gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini zannettiler ve yeryüzünde büyüklük tasladılar.¹
İşte böylece, o ve onun buyruğunda olanlar, hiçbir haklılık kaygısı taşımaksızın ³⁸ [yargı için] Bize dönmeyeceklerinden eminmişçesine ³⁹ yeryüzünde büyüklük tasladılar!
O ve orduları, hak hukuk tanımayarak ülkede büyüklük tasladılar ve bize gelip hesap vermeyeceklerini sandılar. 43/46...52
O ve kurmayları, ülkelerinde hak etmedikleri halde büyüklük taslayıp serkeşlik, zorbalık ve diktatörlük ederek iktidarda kaldılar. Bizim huzurumuza getirilerek hesaba çekilmeyeceklerini zannettiler.
İşte o ve onun askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklendiler;[³⁴¹⁰] ve sandılar ki kendileri Bizim huzurumuza hiç çıkmayacaklar.
Ve o da (Fir'avun da) askerleri de yeryüzünde haksız yere kibirlendiler, ve sandılar ki, onlar Bize döndürülmeyeceklerdir.
Firavun ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar, bize (huzurumuza) döndürülmeyeceklerini sandılar.
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.
Daḫı büyüklendi Fir‘avn çerileri‐y‐le yir yüzinde nā‐ḥaḳ yire. Daḫı anlarṣandılar ki bizüm ḥażretümüze rücū‘ eylemeyeler.
Böylece o ve orduları, haksız yere ülkede büyüklük tasladılar ve huzurumuza dönüp hesap vermeyeceklerini zannettiler. [85, 13-14]
O (Fir'avn) ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
Fir'avn ile kavmi arzda bi-gayrı hakkın kibir ve gurûr iylediler ve bize gelmeyeceklerini zan itdiler.
Hem Firavun, hem de orduları, hak etmedikleri halde o topraklarda büyüklük taslıyor, huzurumuza döneceklerini asla beklemiyorlardı.
O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O da, askerleri de memlekette haksız yere büyüklük taslıyor ve bir daha huzurumuza dönmeyeceklerini sanıyorlardı.
O ve orduları yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve sandılar ki, bize döndürülmeyecekler.
O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
O Firavun ve askerleri, yeryüzünde (Mısır'da) hakları olmıyarak büyüklük tasladılar ve zannettiler ki, bize döndürülmiyecekler.
O ve ordusu, haksız yere yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ve Bize hiç dönmeyeceklerini sandılar.
Firavun ve askerleri, ülkede haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.