44. Ayet
وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الْغَرْبِيِّ اِذْ قَضَيْنَٓا اِلٰى مُوسَى الْاَمْرَ وَمَا كُنْتَ مِنَ الشَّاهِد۪ينَۙ
(Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.[415]
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الْغَرْبِيِّ اِذْ قَضَيْنَٓا اِلٰى مُوسَى الْاَمْرَ وَمَا كُنْتَ مِنَ الشَّاهِد۪ينَۙ
(Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.[415]
Ve Musa'ya o emri verip takdirimizi yerine getirdiğimiz zaman sen, ne batı tarafındaydın, ne de görüyordun onu.
Biz o işi Musa'ya yüklediğimiz sırada, sen batıda değildin, tanıklardan dahi değildin
(Ey Resul!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz zaman, sen mukaddes vadinin batı tarafında bulunmuyordun, onu görenlerden de değildin.
Yâ Muhammed! Biz Mûsâ’ya emir virdiğimiz vakit sen orada Tûr-u Sînâ’nın garbında değil idin, vak’aya şâhid olmadın.
(Resûlüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
Musa'ya emri ilettiğimiz zaman sen batı tarafında bulunmuyordun; sen tanık değildin.
Sen ise Musâya o emri kaza ettiğimiz sıra canibi garbîde değildin, o şâhidlerden de değildin
(Resulüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden değildin.
(Habibim!) Mûsâ’ya emrimizi vahyettiğimiz zaman, (sen, Tûr dağının) batı tarafında değildin, (buna) şahit olanlardan da değildin.
Musa’ya o işi (Emr-i İlahi olan vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, (ey Nebim) Sen (Tûr’un) batı yanında (Hz. Musa’nın inzivaya çekildiği makamda) değildin ve (buna) şahit olanlardan da değildin. (Bu tarihi ibret derslerini Sana Biz vahyetmekteyiz.)
Sen, Mûsâ'ya o emri yerine getirdiğimizde batı tarafında¹ değildin. Ve sen, tanık olanlardan da değildin.
degüldün gün batusındın yaña ya'nį mūsā’nuñ ol vaķt kim 'ahd eyledük mūsā’ya buyruġı ya'nį yalavaçlıķ. daħı degüldün ḥāżırlardan.
Musâya o emri vahyetdiğimiz vakit (Habîbim) sen batı tarafında (haazır) değildin, görenlerden de değildin.
(Ey Habîbim!) Hâlbuki Mûsâ'ya o emri vahyettiğimiz zaman, (sen, Tûr'un) batı tarafında değildin, (buna) şâhid olanlardan da değildin!(1)
(Ey Resulüm!) Musa’ya o işi (görevi) verdiğimiz zaman, sen (Tür’un) batı tarafında bulunmuyordun, onu (o hadiseyi) görenlerden de değildin (bütün bunları sana vahiy yoluyla bildiriyoruz).
Biz Musa’ya emirlerimizi verirken dağın batı tarafında değildin ve bu hadiseye şahitte olmadın.
Biz Musa’ya buyruğumuzu eriştirdiğimiz sırada sen Batı yöresinde değildin ki bunu gözlerinle görmüş olasın.
Biz, Musa/ya vahiy işini bitirdiğimiz vakit sen Tur/un batı tarafında değildin [¹]. Sen orada vak/ayı müşahede edenler arasında değildin ki bilip haber veresin.
(Ey Peygamber!) Biz Musa’ya emrimizi verirken/hükmü gerçekleştirdiğimizde, sen (Tur’daki vadinin) batı yamacında değildin ve (olayın) şahitlerinden de olmadın.
Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve sen (buna) şahit olanlardan da değildin.
Ey Muhammed! Biz Musa'ya vahyimizi bildirirken, sen Tûr'un batı yamacında olmadığın gibi o hadiseyi görenlerden de değildin.
Mûsâ’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen (ey Muhammed, vadinin) batı tarafında bulunmuyordun ve olayın tanıklarından da değildin.
Şimdi, ey Muhammed! Biz Mûsâ’ya bu Kitabı verirken, sen Sînâ dağının batı yamacında olup bitenleri gözetliyor değildin ve orada yaşananları gören, bu olaya bizzat şahitlik eden kimselerden biri de değildin.
Emr’i Musa’ya verdiğimizde, Batı tarafında da değildin, Şahidler’den de değildin.
Resulüm! Biz, Musa'yaemirler yağdırırken sen, Tûr dağının batı yakasında değildin. Yani olaya bizzat tanık olmamıştın.
Ey Resulüm! Musa’ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen batı yönünde bulunmuyor, onlar arasında yaşamıyordun. Sana bilmediğin geçmişten haber veriyoruz. Belki senin toplumun da düşünüp öğüt alır.
Musa’ya emrimizi verdiğimiz sırada sen, batı tarafında bulunmuyordun ve (o olayı) görenlerden de değildin. [*]
(Ey Muhammed! Sonra) sen, Mûsa’ya (Peygamberlik) emrimizi bildirirken, (o vâdînin) batı tarafında bulunmadığın gibi, (o olayı) görenlerden de değildin.¹
İMDİ, [sana gelince, ey Muhammed,] Biz Musa’ya Yasamızı bildirirken sen o kutlu vadinin batı yamacında değildin; [o’nun devrinde olup bitenlere] şahit olan kimseler arasında da bulunmuyordun; ⁴⁴
Biz Musa’ya vahyettiğimizde sen Sina Dağının batı yakasında değildin. Yine sen orada olup bitene şahit de değildin. 11/120
Rasulüm, Mûsâ'ya, peygamberliği ve İsrâiloğulları'nı yönetme görevini, vahiy ve Tevrat ile bildirerek kesinleştirdiğimiz zaman, sen, Tûr'un (dağın) batı yamacında bulunmuyordun. O devirde yaşayıp da, hâdiseyi öğrenenlerden de değilsin.
VE SEN (Ey Rasul)! Biz (vadinin bir yamacında) Musa’ya bu Emr’i[³⁴¹⁵] bildirirken, sen vadinin öbür[³⁴¹⁶] yamacında değildin; dolayısıyla (olan biteni oradan) izleyen tanıklardan da değildin.[³⁴¹⁷]
Ve Mûsa'ya emri vahy ettiğimiz zaman sen (Tûr'un) batı tarafında değildin ve sen müşahede edenlerden de olmadın.
(Ey Muhammed) Elbette ki sen Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada batı yönünde (Tûr’da) değildin, görenlerden de değildin!
Mûsâ’ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Vâdinin) batı tarafında değildin, (o hâdiseyi) görenlerden de değildin.
Musa'ya emir verdiğimizde sen batı tarafında değildin. Gözünle de görmedin.
Daḫı sen yā Muḥammed, Ṭūr ṭaġınuñ cānib‐i ġarbısında degüldüñ. Ol vaḳtki ‘ahd eyledük Mūsāya buyruġı. Daḫı sen anda ḥāżırlardan degül‐idi‐sen.
Sen ise ey Resulüm, Mûsa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada sen o vâdinin batı tarafında bulunmuyordun. O devirde olup bitenlere şahit olanlardan da değildin. [3, 44; 12, 102; 11, 49]
Musa'ya o işi yaptığımız (yani kendisine bildirmek istediğimiz işi ona vahyettiğimiz) vakit sen (Mukaddes Vadinin) batı tarafında değildin, (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
(Yâ Muhammed) Biz Mûsâ'ya vahy idüb emir virdiğimiz zamân sen Tûr'un garb tarafında değildin ve orada hâzır bulunub bunı görmedin.
Sen; Musa’ya görev verdiğimizde vadinin batı yamacında değildin; olup biteni gözlemlemiyordun.
Biz Musa'ya o işi (görevi) verdiğimizde sen (vadinin) batı tarafında değildin. Sen (olaya) şahit olanlardan da değildin.
Biz Musa'ya emrimizi bildirirken sen vadinin batı tarafında değildin; orada olup bitenlere şahit olmadın.
Biz Mûsa'ya o emri vahyettiğimizde, sen batı tarafında değildin; olayı izleyenlerden de değildin.
Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin.
(Ey Rasûlüm), biz Mûsa'ya (Firavun'a gitmesine dair) o emri vahy ettiğimiz zaman sen Tûr dağının yakasında değildin (orada bulunmuyordun). Şahidlerden de değildin.
Musa’ya işi (vahyi) yönelttiğimiz zaman, sen (Tur dağının) batı tarafında değildin. Ve (orayı) görenlerden de olmadın.
Mûsâ'ya emrimizi bildirdiğimiz zaman, sen, batı yönünde Mûsâ'yı bekleyenler arasında değildin, onu görenler arasında da yoktun.