15. Ayet
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّف۪ينَةِ وَجَعَلْنَاهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ
Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَصْحَابَ السَّف۪ينَةِ وَجَعَلْنَاهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ
Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.
Onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu, alemlere ibret olarak yaptık.
Biz, Nuh'u da kurtardık, gemide bulunanları da, bunu âlemlere ibret ettik
Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.
Biz ânı ve ânınla berâber sefînede bulunanları kurtardık bu sefîne bütün âleme ’ibret idi.
Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.
Onu ve gemi halkını kurtarıp herkese ibret yaptık.
Binnetice onu ve gemi arkadaşlarını netâca çıkardık ve o gemiyi âlemlere bir âyet kıldık
Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.
Onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere ibret vesilesi kıldık.
Böylece Biz onu ve gemi(deki inançlı) arkadaşlarını kurtardık ve bunu âlemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir ibret) kılmış olduk (ki bu bir uyarı ve hatırlatmadır).
Böylece onu ve gemilerdeki arkadaşlarını kurtardık. Onu¹ cümle âleme bir ayet² yaptık.
pes ķurtarduķ anı. daħı gemi islerini daħı eyledük anı nişān 'ālemlere.
Fakat biz onu da, gemi arkadaşlarını da selâmete erdirmiş ve bunu aalemlere bir ibret yapmışızdır.
Fakat onu ve gemi halkını kurtardık ve onu (o gemiyi ve o tûfânı) âlemlere bir ibret kıldık.
Sonunda Nuh’u ve onunla birlikte gemide bulunanların tümünü kurtardık ve onu, (o gemiyi ve hadiseyi) insanlar için bir ayet (ibret) belgesi kıldık.
Nuh’u ve gemide olanları kurtardık ve bu kurtarma olayını bütün zamanlara (âlemlere) bir ibret yaptık.
Bunun üzerine onu da, gemide olanları da kurtardık. İşte Biz bu olayı bütün insanlara öğrwnce yaptık.
Biz de, onu ve gemide bulunanları kurtardık, bu hâdiseyi cihana ibret kıldık.
Onu ve gemi yolcularını kurtardık ve bunu âlemler için bir ibret [âyet] kıldık.¹¹
Böylece biz onu da gemi halkını da kurtardık ve bunu âlemlere bir ayet kılmış olduk.
Biz Nuh'u ve O'nunla birlikte gemide bulunanların hepsini kurtardık ve bunu hatırlayıp ders almaları için, bütün insanlığa bir ibret kıldık.
Fakat biz Nûh’u ve gemidekileri kurtardık ve bunu bütün insanlık için bir ibret yaptık.
Onu ve onunla birlikte gemiye binen tüm müminleri tufandan kurtardık ve bu olayı, kıyâmete kadar gelecek tüm insanlık için bir ibret belgesi kıldık.
Onu ve Gemi arkadaşlarını kurtardık. Bunu Âlemler için bir âyet yaptık.
Nûh'u, gemideki yolcularla birlikte kurtardık. Bu olayı da bütün insanlığa destan eyledik...
Fakat onu ve halkını gemiyle kurtardık! Onu âlemlere ayet yaptık!
Biz onu ve gemideki halkı kurtarmış ve onu âlemlere ibret yapmıştık. [*]
Sonunda Biz onu da gemidekileri de kurtardık ve bu (olayı)¹ akıllılar âlemine ibret (alınacak bir olay) kıldık.
fakat Nûh’u ve o’nunla birlikte gemide bulunanların tümünü kurtardık ve bunu, [hatırlayıp ders almaları için] bütün insanların önüne [rahmetimizin] bir işareti olarak koyduk.
Biz de Nuh’u ve gemide bulunanların tümünü kurtardık ve bunu insanlığa bir ibret vesilesi kıldık. 11/25...49
Fakat biz Nûh'u ve gemilerdekileri kurtardık. Bunu âlemlere, insanlara ibret ve uyarı haline getirdik.
Fakat onu ve gemi yârânının tümünü kurtardık; ve bunu[³⁴⁸⁸] bütün bir insanlığa (ibretlik) bir delil kıldık.
Fakat Biz onu ve gemi arkadaşlarını necâta erdirdik ve onu (O hadiseyi) âlemler için bir ibret kıldık.
Fakat biz; onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık ve bu kıssayı alemlere ibret kıldık.
Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulanlar] kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.
Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık; bunu insanlığa bir ibret kıldık.
Pes ḳurtarduḳ Nūḥı, gemide olanları daḫı. Daḫı anı bir āyet ḳılduḳ ‘ālemle‐re.
Onu ve gemide bulunanları kurtarıp o gemiyi ve o hadiseyi bütün insanlara ibret vesilesi yaptık. [54, 15; 69, 11-12; 36, 41-44]
Onu ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi alemlere bir ibret yaptık.
Nûh'ı ve gemide bulunanları kurtardık ve onı 'âlemler içün kudretimize delâlet ider bir âyet kıldık.
Nuh’u ve gemide olanları kurtardık; onu herkes için bir belge yaptık.
Onu ve gemi halkını ise kurtardık ve bunu alemler için bir ibret kıldık.
Nuh'u ve gemi ahalisini ise kurtardık; o gemiyi de âlemlere bir âyet yaptık.
Biz, Nûh'u ve gemi halkını kurtardık ve o gemiyi âlemlere ibret yaptık.
Böylece onu ve gemi halkını kurtardık ve bunu alemlere bir ayet (kendisinden ders çıkarılacak bir olay) kılmış olduk.
Biz de onu (Nûh'u) ve gemi arkadaşlarını kurtardık; ve gemiyi alemlere bir ibret yaptık.
Biz, onu ve geminin içindekileri kurtardık. O gemiyi de insanlar için bir belge ve delil yaptık.
Fakat Nûh'u ve onunla birlikte gemide bulunanların hepsini kurtardık ve bunu, bütün insanlara bir ders kıldık.