37. Ayet
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۘ
Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۘ
Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Derken yalanlamışlardı onu da onları bir sarsıntı, helak edivermişti, derken evlerinde diz çökmüş bir halde yerlere yığılıp helak oluvermişlerdi.
Onu yalanladılar, hemencek onları bir deprem yakaladı, evlerinde dizi üstü düştüler
Kavmi, onu yalanladı (zulüm ve taşkınlıklarına devam etti). Bunun üzerine kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar (öldüler).
Lâkin ânı yalancılıkla ithâm itdiler. Şiddetli bir sayhaya (ra’şeye) tutuldılar irtesi sabah hânelerinde ölmüş bulundılar.
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
Onu yalanladılar, nihayet kendilerini bir deprem yakaladı ve evlerinde diz üstü çöküp kaldılar.
Buna karşı onu tekzib ettiler, derken onları o recfe tutuverdi de yurdlarında dizleri üstü çöke kaldılar
Fakat onu yalancılıkla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Kavmi, onu yalanladı (ve hakkı inkârda ısrar ettiler). Bunun üzerine kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar (helâk oldular).
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş (ve helake düşmüş) olarak sabahladılar.
Fakat onu yalanladılar. Bu nedenle onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı; ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
pes yalan duttılar anlar anı; pes duttı anları ditremek pes oldılar sarāylarında [213b] ölüler.
Fakat onu tekzîb etdiler. Derken kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi de yurdlarından hepsi (ölü olarak) diz üstü çöke kaldılar.
Fakat onu yalanladılar; derken kendilerini o sarsıntı yakaladı da bulundukları yurtta (dizleri üstüne) çöküp kalan kimseler oldular.
Fakat onu (ve tebliğ ettiği mesajlarımızı) yalanladılar (zulüm ve taşkınlıklarına da devam ettiler) ve neticede korkunç bir (gürültüyle patlayan ve şehrin altını üstüne getiren) bir sarsıntı kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi de, yurtlarında meskenleri içinde cansız çökekaldılar.*
Şuayb’ı yalanladılar ve onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı ve evlerinin içinde dizlerinin üzerlerine çöküp kaldılar.
Ancak onlar Şuayb’ı yalancı saydılar. Bunun üzerine onlar öyle bir yer sarsıntısına uğradılar ki hepsi de evlerinde yerlere serilip kaldılar.
Onlarsa Şuayb/ı yalancı saydılar. Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı aldı. Evlerinde dizüstü çökmüş, ölü bir halde kaldılar.
Onu yalanladılar. Bu yüzden onları sarsıntı [recfetu] yakaladı. Onlar, evlerinde/yurtlarında diz üstü çökekaldılar [câsimîn].
Ancak onu yalanladılar, bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüşler olarak sabahladılar.
Fakat halkı O'nu yalanladı. Bu yüzden onları bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında, cansız bir şekilde serilip kaldılar.
Ama onu yalancılıkla suçladılar. Bunun üzerine kendilerini o dehşetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yere serildiler!
Fakat hemşehrileri onu yalanladılar; bunun üzerine, ansızın dehşet verici bir gürültüyle patlayan ve şehrin altını üstüne getiren korkunç bir sarsıntı çarpıverdi onları; böylece yurtlarında, cansız bir hâlde, yüzüstü yere serildiler!
Onu yalanladılar. Onları Recfe / “Şiddetli Sarsıntı” yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökekaldılar.
Şuayb'a inanmadılar. Ardından müthiş bir sarsıntıya yakalandılar. Sonunda yurtları içinde büzüşüp kaldılar...
Kavmi onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Artık orada yoklardı.
(Kavmi) onu yalanlamıştı. Kendilerini (korkunç) bir sarsıntı yakalamıştı ve yurtlarında diz üstü çökmüşlerdi. [*]
Onlar onu yalanlar yalanlamaz, hemen onları büyük bir sarsıntı yakalayıverdi ve oldukları yerde, diz üstü çöke kaldılar.¹
Fakat, halkı o’nu yalanladı. Bu yüzden bir yer sarsıntısına maruz kaldılar: ve yurtlarında cansız bir şekilde yere serildiler. ³¹
Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları ansızın korkunç bir sarsıntı/deprem yakaladı ki yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar. 11/84...95
Onu da yalanladılar. Onların işini şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı bitirdi. Sabahleyin, yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.
Ne var ki onu yalanladılar; derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi yurtlarında cansız donakaldılar.[³⁵¹⁴]
Halbuki, O'nu tekzîp ettiler, artık onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında dizleri üzerine çöküvermiş kimseler olarak sabahladılar.
Fakat onu yalancı saydılar, bunun üzerine kendilerini şiddetli bir sarsıntı (titreme) yakalayıverdi de, yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) sarsıntı yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde yapışıp kaldılar.
Yalanladılar Şu‘aybı. Helāk itdi anları ulu zelzele. Pes helāk oldılarevleri içinde, dizleri üstine çöküp.
Fakat onlar kendisini yalancı saydılar. Bunun üzerine müthiş bir zelzele, kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi, oldukları yerde çökekaldılar.
Onu yalanladılar, bu yüzden onları (o müthiş) deprem yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Kavmi onı tekzîb iylediklerinden onları zelzele ahz ve helâk itdi. Evlerinde yüzikoyun düşerek telef oldılar.
Ama onlar Şuayb’a yalancı, dediler. Bunun üzerine onları, bir yer sarsıntısı yakaladı da yurtlarında dize geldiler.
Ancak onu yalanladılar. Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar.
Onlar Şuayb'ı yalanladılar. Derken onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.
Onu hemen yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini o korkunç sarsıntı/korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında diz üstü çömelenler haline geldiler.
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakaladı, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
Buna karşı, onu tekzib ettiler. Derken onları şiddetli sarsıntı yakalayıverdi de yurdlarında dizleri üstü çökekaldılar (öldüler).
Onlar ise, onu yalanladılar. Bunun üzerine bir deprem, onları yakalayıverdi; evleri içinde dizüstü yığılmış olarak kaldılar.
Fakat onu yalanladılar; bu yüzden, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında dizüstü çöküverdiler.