49. Ayet
وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمُبْلِس۪ينَ
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمُبْلِس۪ينَ
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
Halbuki onlara yağmur yağdırılmadan önce hepsi de ümitlerini kesmişlerdi.
Her ne kadar onların yağmur düşmeden önce umutları kesilmişse de
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
Halbuki yağmurdan evvel bunlar ye’s içinde idiler.
Oysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi.
Halbuki onlar, onun kendilerine yağmadan önce umutsuzdular.
Önce o kendilerine indirilmezden evvel ümidi kesmiş ye'se düşmüş iseler de
Halbuki onlar, daha önce üzerlerine yağmur indirilmeden evvel ümidi kesmişlerdi.
Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.
Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerlerine inmesinden evvel umutlarını kesmiş durumdalardı.
Oysa onlar, yağmurun onlara indirilmesinden önce gerçekten ümitlerini kesenlerdi.
daħı bayıķ oldılar ilerüden kim indürile anlaruñ üzere andan ilerü nevmidler.
Halbuki onlar bundan evvel üzerlerine (Allahın yağmur) indireceğinden kat'iyyen ümîdlerini kesmişlerdi.
Hâlbuki (onlar), bundan (bu yağmur bulutlarının görünmesinden) evvel (ve)üzerlerine (yağmurun) indirilmesinden önce elbette ümidsizliğe düşmüş kimselerdi.
Oysa onlar bundan önce, üzerlerine (yağmurun) indirilmesinden umutlarını kesmişlerdi.
Onlar yağmurun üzerlerine indirilmesinden önce, yağmurdan umutlarını kesmişlerdi.
Oysaki onlar bundan önce üzerlerine yağmur indireceğinden umutlarını kesmişlerdir.
Gerçi onlar bulut görünmeden evvel yağmur yağmasından ümitsizlik içindeydiler.
Oysa onlar, üzerlerine yağmur indirilmeden önce, (bulutlar yokken) elbette bütün ümitlerini yitirmiş durumdaydılar.
Oysa onlar, daha önce üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi.
Halbuki onlara yağmur yağdırmadan önce, hepsi de ümitlerini kesmiş durumdalardı.
Oysa onlar, yağmurun yağdırılmasından az önce büsbütün ümitsiz ve şaşkın halde idiler.
Oysa, o yağmur yağdırılmadan hemen önce, ümitsiz ve çaresiz bir hâldeydiler.
Oysa öncesinden üzerlerine yağmadan önce sus-pus umutsuz kalmışlardı.
Halbuki yağmur yağmadan önce ne kadar da üzgün ve suskundular.
Oysa onlar yağmurlar yağmadan önce ümitsizliğe düşmüşlerdi.
Oysa onlar daha önce yani üzerlerine (yağmur) indirilmesinden önce iyice ümitlerini kesmişlerdi.
Hâlbuki onlar, yağmurun yağmasından kısa bir süre önce neredeyse umutlarını, tamamen kesmişlerdi.
oysa [tam da] yağmurun yağdırılmasından kısa bir süre önce, (neredeyse) bütün umutlarını yitirmişlerdi!
Hâlbuki onlar yağmur yağmadan önce tam bir çaresizlik ve ümitsizlik içinde idiler. 24/43, 27/63, 35/9,
Oysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından önce, ümitsizlik içinde idiler.
Ama aynı kimseler az önce, yani[³⁶¹⁴] (yağmur) indirilmeden önce umutlarını büsbütün yitirmiştiler.
Halbuki, onların üzerlerine indirilmeden evvel ondan evvelce elbette ye'se düşmüşlerdi.
Oysa onlar daha önce, yağmur yağacağından tamamiyle umudlarını kesmişlerdi.
Ve oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı
Halbuki onlar yağmur yağmadan önce suskunluk içinde idiler.
Pes egerçi anlar ol yaġmur inmezden burun üstlerine ümīẕ kesmişler‐idi.
Halbuki onlar, daha önce Allah'ın üzerlerine yağmur indireceğinden tamamen ümitsiz idiler.
Halbuki onlar, yağmurun kendilerine indirilmesinden önce umutsuz idiler.
Halbuki onlar üzerlerine yağmur yağmazdan evvel me'yûs ve nâ-ümîd idiler.
Oysa az önce; yağmur yağdırılmadan önce umutlarını kesmişlerdi.
Oysa onlar bundan önce, üzerlerine (yağmurun) indirilmesinden umutlarını kesmişlerdi.
Oysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur inmesinden iyice ümit kesmişlerdi.
Oysaki onlar, yağmur kendilerine indirilmeden önce iyice suskun ve ümitsiz idiler.
Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi.
Halbuki bu adamlar üzerlerine yağmur indirilmeden önce ümidlerini kesmişlerdi.
Hâlbuki onlar, o yağmur kendilerine yağdırılmadan önce, tamamıyla ümitsiz idiler.
Oysa onlar daha evvel, yağmurdan önce ümitsizliğe düşmüşlerdi.