Lokman Suresi 4. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

4. Ayet

اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ

Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, namaz kılarlar ve zekat verirler ve ahirete de iyice inanmışlardır.

Besim Atalay (1965)

3,4. İyilik edenlere; namaz kılanlara, zekâtını verenlere kılavuzdur, rahmettir, bunlar, ahret gününe yakından inanırlar

Cemal Külünkoğlu

O (güzel davrana)nlar; namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

Cemil Said (1924)

3,4. Sizi hidâyete sevk ider ve muhsinlere rehnümâ ve namâz kılanlara ve zekât virenlere ve âhirete îmân idenlere rahmet ve ’atâdır.

Diyanet Vakfı

O kimseler, namazı kılarlar, zekâtı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

Edip Yüksel

Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki namazı kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırete de onlar yakîn edinirler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.

Emrah Demiryent

Onlar, (muhsin kullar,) namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren kimselerdir. Onlar âhirete de kesin olarak inanırlar.

Abdullah-Ahmet Akgül

Onlar, namazı dosdoğru (ve tastamam, şuurla ve huzurla) yerine getiren, zekâtı veren ve onlar kesin bir bilgi (ve kanaatle) ahirete iman eden kimselerdir.

Erhan Aktaş

Onlar, salâtı ikame ederler ve zekâtı verirler¹. Onlar ahirete kesin olarak iman ederler.

Eski Anadolu Türkçesi

anlar kim ŧurururlar namāzı daħı virürler zekātı daħı anlar āħiretde anlar gümānsuz olurlar.

Hasan Basri Çantay

(O ihsan erbabı) ki onlar dosdoğru namazı kılanlar, zekâtı verenlerdir. Onlar âhirete yakıyn (ya'ni katî insan) haasıl edenlerin de ta kendileridir.

Hayrat Neşriyat

Onlar ki, namazı hakkıyla edâ ederler ve zekâtı verirler; onlar, âhirete de gerçekten kat'î olarak îmân edenlerdir.(2)

İhsan Aktaş

Onlar, (o iyilik yapanlar) namazı dosdoğru kılan, (işsiz, muhtaç ve yoksullara her türlü mali yardımda bulunan ve) zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

İlyas Yorulmaz

O, iyi ve güzel davrananlar, namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler ve ahirete inançları da kesindir.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

kimseler ki yalvarıya dururlar, zekat verirler, öbür dünyanın varlığına kanasıya inanırlar,

İsmail Hakkı İzmirli

3, 4. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakînen bilen güzel amelli kimseler hakkında aynı hidayet, aynı rahmettir.

İsmail Yakıt

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve arınmak için/zekâtı verirler¹ ahirete de kesin olarak inanırlar [yûkınûn].

Kadri Çelik

Onlar namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inananlardır.

Abdullah Parlıyan

Onlar ki, namazlarında duyarlı ve devamlıdırlar ve karşılıksız yardım olan zekatı verirler ve ahirete de kesin bir inanç besleyerek bağlanmışlardır.

Kuran Yolu

Namazlarını özenle kılan, zekâtı veren ve âhirete kesin olarak inananlar;

Mahmut Kısa

Onlar ki, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı ona gereken dikkat ve özeni göstererek dosdoğru ve aksatmadan kılar, böylece Yaratıcıyla aralarındaki gönül bağını —günde en az beş kez huzurunda durarak— sürekli canlı tutarlar. Ayrıca, refah ve zenginliği toplumun tüm katmanlarına yaymak üzere zekâtı verirler ve ilâhî adâletin tam olarak gerçekleşeceği bir öte dünyanın varlığına, tüm kalpleriyle iman eder ve bu inanç doğrultusunda hayatı şekillendirirler.

Mahmut Özdemir

Namaz’ı kılan, Zekât’ı veren (Muhsinler için)! Onlar, Âhiret’e de kesin inanıyorlar.

Mehmet Çakır

Ayrıca, namazına devam edenlerin, zekatını verenlerin ahrete yürekten inananların da güç kaynağıdır.

Mehmet Çoban

"O kimseler bilgilerini, bilinçlerini ayetlerimle güçlendirir, sürekli kendileriyle yüzleşir, hatalarından bir daha yapmamak üzere ders çıkarırlar. Her türlü dünyevi düşüncelerden, dünyevi varlıklardan kendilerini arındırarak özgürleşirler. Yasalarımıza uyarak kendilerini temizlerler. Haramlardan uzak dururlar. Sevgiyi, saygıyı, paylaşımı insanlar arasında gerçekleştirirler. Onların Salât-ı İkame etmeleri gerçekler üzerine bilgilenmek, bilinçlenmek, gerçekleriyle yüzleşip Allah’tan af dilemektir. Zekât-ı yerine getirmeleri her türlü kötülükten ve dünyeviliklerden Allah’ın yasaları doğrultusunda arınmaktır. Çünkü onlar kesin bir şekilde ahirete iman etmişler, Allah’ın hesabına hazırlanmaktadırlar."

Mehmet Okuyan

Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.

Mehmet Türk

O (Muhsinler,) âhirete gönülden inanarak namazı dosdoğru ve devamlı kılar ve zekâtı verirler.¹

Muhammed Esed

onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: ³ çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.

Mustafa Çavdar

Onlar ki, namazı kılarlar, zekâtı verirler ve bunlardır ahirete şeksiz şüphesiz inananlar. 2/3, 27/3

Ahmet Tekin

Onlar namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, âhiretin, ebedî yurdun varlığını delilleriyle, gerekçeleriyle bilerek kesinlikle inananlardır.

Mustafa İslamoğlu

onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler,[³⁶³¹] arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler;[³⁶³²] zira onlar âhirete inananların ta kendisidirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar ki, namazı ikame ederler ve zekâtı verirler ve onlar, ahirete kat'i surette inanırlar.

Orhan Kuntman

O kimseler ki, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de gönülden inanırlar.

Osman Fırat

Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete de kesin olarak ikna olmuşlardır.

Şaban Piriş

Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.

Satıraltı Meal (1534)

Anlar kim durġurur namāzı, daḫı virürler zekātı. Daḫı anlar āḫirete yaḳīn bile inanurlar.

Suat Yıldırım

Onlar namazı hakkıyla ifa ederler, zekâtı verirler, âhirete de tam olarak iman ederler.

Süleyman Ateş

Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

Süleyman Tevfik (1927)

3,4. Namâzlarını âdâb ve erkânıyla kılan ve zekâtlarını viren ve âhirete şek ve şübheden berî olarak inanan muhsinlere rehber-i hidâyet ve rahmetdir.

Süleymaniye Vakfı

İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.

Ahmet Varol

Onlar namazı kılar, zekatı verirler ve onlar ahirete kesin olarak inanırlar.

Ümit Şimşek

Onlar namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler; âhirete de onların tam ve kesin bir imanı vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki onlar namazı/duayı yerine getirirler, zekâtı verirler. Ve onlar âhirete de gözle görmüşçesine inanırlar.

Ali Bulaç

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.

Ali Fikri Yavuz

(Güzel iş yapanlar muhsinler) o kimselerdir ki, namazı gereği üzre kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete de onlar yakinen (şüphesiz) iman ederler.

Bahaeddin Sağlam

Onlar ki, namazı doğruca kılarlar, zekâtı verirler. Ve ahiret hayatına gerçekten inanırlar.

Bayraktar Bayraklı

Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler; onlar âhirete de kesin olarak iman ederler.