Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ona ayetlerimiz okununca başını çevirir; sanki duymaz onu, sanki iki kulağında da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.
Besim Atalay (1965)
Ona bizim âyetlerimiz okununca sanki kulaklarında ağırlık varmış da, işitmiyor gibi kasalıp yüz döner, onu sen, acı bir azapla müjdeleyesin
Cemal Külünkoğlu
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onu hiç işitmemiş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte onu can yakıcı bir azapla müjdele!
Cemil Said (1924)
Bizim âyâtımız okundığı vakit sanki işitmiyor imiş, kulakları tıkanmış gibi kibir ile başını çevirene ’azâb-ı elîm ihbâr it.
Diyanet Vakfı
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!
Edip Yüksel
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşısında âyetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elîm bir azâb ile müjdele
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Onun karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte onu, acı verecek bir azab ile müjdele.
Emrah Demiryent
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını döner. (Resûlüm,) ona, elem dolu bir azabı müjdele!
Abdullah-Ahmet Akgül
Ona karşı ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık bulunuyormuş gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce ve "Onun asıl yorumu bize öğretildi, biz seçkin kimseleriz" dercesine) sırtını çevirip dönmektedir. Artık Sen ona acı bir azap ile müjde ver (ki başına gelecekleri görecektir).
Erhan Aktaş
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Eski Anadolu Türkçesi
[219a] daħı ķaçan oķınur anuñ üzere āyetlerümüz yüz döndürdi boyun virmeyici-y-iken taman işitmedi gibi anı taman iki ķulaġı içinde śaġırlıķ var. pes muştıla aña aġrıdıcı 'aźābı.
Hasan Basri Çantay
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte onu çok acıklı bir azâb ile müjdele!
Hayrat Neşriyat
Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman da, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirli bir kimse olarak yüz çevirir. İşte onu (pek) elemli bir azâb ile müjdele!
İhsan Aktaş
Ve ona (Allah yolundan saptırmaya çalışana) âyetlerimiz okunduğu zaman sanki hiç işitmiyormuş, kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak arkasını çevirir. İşte ona (öteki dünyada) acıklı bir azabın olduğunu haber ver!
İlyas Yorulmaz
O kimseye ayetlerimiz okunduğu zaman, okunan ayetleri işitmemiş ve sanki iki kulağıında bir ağırlık varmış gibi, büyüklenerek arkasını döner gider. Onu (böyle davrananları) acıklı bir azapla müjdele.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Ona belgelerimiz okundu mu, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayıp yüzçevirir. Artık ona acıklı bir azabı müjdele.
İsmail Hakkı İzmirli
O/na âyetlerimiz tilâvet olundu mu sanki bunu işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibir göstererek yüz çevirip gider, artık sen onu acıklı bir azapla müjdele.
İsmail Yakıt
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onu duymuyormuş gibi böbürlenerek yüz çevirir. Ona can yakıcı bir azabı müjdele!
Kadri Çelik
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver.
Abdullah Parlıyan
Böyle birine mesajlarımız okunup aktarıldığında, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte ona acıklı bir azabı müjdele.
Kuran Yolu
Böyle birine âyetlerimiz okunduğunda sanki kulaklarında ağırlık varmış da onu işitemiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. Ona acıklı bir azabı müjdele!
Mahmut Kısa
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki kulaklarında sağırlık varmış da onu hiç duymuyormuş gibi, anlamsız bir kibre kapılarak küstahça sırt çevirir! O hâlde onu, can yakıcı bir azap ile müjdele!
Mahmut Özdemir
Bizim âyetlerimiz ona okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık / sağırlık var gibi, sanki işitmemiş gibi, büyüklenerek yüz çevirdi. Onu acıveren bir azap ile müjdele!
Mehmet Çakır
Kendisine ayetlerimiz okunurken sanki kulağında ağırlık var da o yüzden duymazmış gibi yaparak kaçıp gidiyor. Resulüm ona, kıvrandıran acılardan söz et...
Mehmet Çoban
Böylelerine ayetlerimiz okunduğu zaman sanki daha önce hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirirler. Sen böylelerine acıklı bir azabın müjdesini ver!
Mehmet Okuyan
Ona ayetlerimiz [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. [*] Onu, elem verici bir azapla müjdele!
Mehmet Türk
Âyetlerimiz okunduğunda, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onları işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak yüz çeviren adamı,¹ acıklı bir azapla müjdele.
Muhammed Esed
Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: ⁵ işte ona [öteki dünyada] acıklı azabı haber ver!
Mustafa Çavdar
Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki kulaklarında kurşun varmış da hiç işitmemiş gibi yüz çevirir. İşte böylesini can yakıcı bir azapla uyar. 45/6...10
Ahmet Tekin
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak, serkeşlik, zorbalık ederek yüz çevirip engelleme tedbirleri alırlar. Sen de onlara can yakıp inleten müthiş azâbın, derilerini kavuran ateşin haberini ver.
Mustafa İslamoğlu
Böyle birine âyetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini elem verici bir azap ile müjdele.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve ona karşı âyetlerimiz okunduğu vakit, sanki onu işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi böbürlenerek ensesini döner. Artık onu pek acıklı bir azap ile müjdele.
Orhan Kuntman
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki hiç işitmemiş veya iki kulağında sağırlık varmış gibi, büyük taslayarak sırtını döner gider. (Ey Muhammed) İşte onu (bu gibi kimseleri) çok çetin bir azab ile müjdele. (Ki bu ihtar müjdesiyle belki akılları başlarına gelir)
Osman Fırat
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azâbı müjdele.
Şaban Piriş
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acı bir azap müjdele.
Satıraltı Meal (1534)
Ve ḳaçan anlar üstine oḳunsa bizüm āyetlerümüz, yüz ḳaytarur büyük‐lenüp özüni işitmez gibi eyler, ṣanasın ḳulaġında ṣaġırlıḳ vardur. pes anla‐ra ulu ‘aẕābı muştıla.
Suat Yıldırım
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda, sanki onları işiten kendisi değilmiş gibi, sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi, son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır. Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!
Süleyman Ateş
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azabı müjdele.
Süleyman Tevfik (1927)
Ona âyetlerimiz okundukda onı işitmiyormuş ve kulağında sağırlık varmış gibi geri döner ve yüzüni çevirir. Onı elemli 'azâb ile tebşîr it.[¹]
Süleymaniye Vakfı
Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.
Ahmet Varol
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları duymamış, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklenerek arkasını döner. Onu acıklı bir azapla müjdele.
Ümit Şimşek
Ona âyetlerimiz okunduğunda, sanki kulağında bir ağırlık varmışçasına, hiç duymamış gibi kasılarak arkasını döner. Sen onu acı bir azapla müjdele.
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevirir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.
Ali Bulaç
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
Ali Fikri Yavuz
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onları işitmemiş, kulaklarında sağırlık varmış gibi, kibirlenerek yüz çevirir. (Ey Rasûlüm) sen de onu acıklı bir azab ile müjdele.
Bahaeddin Sağlam
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, büyüklenerek sırt çevirir. Sanki onları hiç işitmemiştir. Sanki kulaklarında kurşun vardır. İşte sen onu elem verici bir azap ile müjdele!
Bayraktar Bayraklı
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!