Secde Suresi 21. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

21. Ayet

وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz, belki dönerler diye pek büyük azaptan önce de onlara yakın bir azabı tattıracağız mutlaka.

Besim Atalay (1965)

Büyük azaptan önce, yakın olan azabı da onlara tattırırız, ola ki onlar döne

Cemal Külünkoğlu

Belki dönüp yola gelirler diye onlara (ahiretteki) büyük azaptan önce mutlaka daha yakın azabı da (dünyada açlık, korku, esaret, zillet, musibet, deprem, afet gibi) tattıracağız.

Cemil Said (1924)

Büyük ’azâba dûçâr itmezden evvel ânlara dünyâda hafif bir ’azâb vireceğiz belki bize rücû’ iderler.

Diyanet Vakfı

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

Edip Yüksel

Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azâbdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Şu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabdan önce yakın azabdan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler.

Emrah Demiryent

Şüphesiz biz onlara (kâfirlere, âhiretteki) en büyük azaptan önce, (pişman olup) doğru yola dönmeleri için, (daha dünyadayken belâ ve musibetler vererek) yakın azabı tattıracağız.

Abdullah-Ahmet Akgül

Andolsun Biz onlara (içlerinde iman ve vicdan eseri bulunanlara) belki (inkârcılıktan) dönerler diye, o büyük (uhrevi) azaptan önce, yakın (dünyevi) azaptan da tattıracağız. (Onlara karşı mü’minlere zafer verip zalimlerin saltanatını yıkacağız.)

Erhan Aktaş

Onlara, büyük azaptan¹ önce, daha yakın² olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler.³

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ŧaduravuz anlara yaķın 'aźābdan ya'nį depelemek ulu 'aźāb ileyince ola kim anlar döneler.

Hasan Basri Çantay

Biz, o en büyük azâbdan önce de onlara mutlakaa yakın azâbdan tatdıracağız. Tâki ric'at etsinler.

Hayrat Neşriyat

(Âhiretteki) en büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabdan (dünya azâbından)da onlara mutlaka tattıracağız; tâ ki (isyankâr hâllerinden) dönsünler.

İhsan Aktaş

Ve (o sapmış olanlar tövbe edip inkârdan) dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (daha dünyadayken) yakın azabı da (açlık, korku, musibet vs.) elbette tattıracağız. *

İlyas Yorulmaz

O büyük azaptan başka, onları daha çok aşağılayacak azabı tattıracağız. Belki dönerler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Biz onlara öbür dünyadaki büyük azaptan önce bu dünyadaki en küçük azabı tattıracağız, geri dönsünler diye.

İsmail Hakkı İzmirli

Biz onlara kalanların hak yoluna dönebilmeleri için herhalde en büyük [¹] azaptan evvel [²] daha küçük [³] bir azap [⁴] tattıracağız.

İsmail Yakıt

Biz onlara büyük azaptan önce mutlaka yakın/dünya azabı da tattırırız. Belki dönerler.

Kadri Çelik

Şüphesiz biz onlara, belki dönerler diye o büyük (uhrevi) azaptan önce, yakın (dünyevi) azaptan da tattırırız.

Abdullah Parlıyan

Biz, belki dönerler diye pek büyük bir azap olan, kıyamet azabından önce, onlara daha yakın olan, dünya felaketleri ve yenilgisini tattıracağız.

Kuran Yolu

Belki dönüş yaparlar diye, onlara o büyük azaptan önce daha yakın azaptan muhakkak tattıracağız.

Mahmut Kısa

Bu büyük azaptan ayrı olarak, pişman olup doğru yola dönmeleri için, onlara daha dünyadayken belâ ve musibetler vererek, küçük azaptan da bir nebze tattıracağız. Bütün bunlara rağmen;

Mahmut Özdemir

Onlara, En Büyük Azab’tan başka En Yakın Azab’tan da tattırıyoruz. Umulur ki dönerler.

Mehmet Çakır

Onlara, ahretteki o büyük cezadan başka, dünyada iken de ufak ufak acılar tattıracağız, bakarsın yanlıştan dönerler.

Mehmet Çoban

Bilin ki; hatalarından dönsünler, tövbe edip af dilesinler, cehennem azabından korunsunlar diye dünyada yaşarken insanlara küçük felaketlerle azabı tattıracağız. Belki düşünüp öğüt alırlar. Belki cezaların büyüğü olan cehennem azabından kurtulurlar.

Mehmet Okuyan

(Gerçeğe) dönsünler diye en büyük azaptan önce onlara mutlaka en yakın azaptan [*] tattıracağız.

Mehmet Türk

Belki yola gelirler diye onlara, o büyük (âhiret) azabından önce, yakın (dünya) azabından¹ da mutlaka tattıracağız.

Muhammed Esed

Fakat o şiddetli azab[a onları mahkum etme]den önce belki [pişman olup] yollarını düzeltirler diye ¹⁶ hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız. ¹⁷

Mustafa Çavdar

Oysa biz onlara belki dönerler diye ahiretteki büyük azaptan önce dünyada kısmen daha aşağı azap yaşatıyoruz. 13/33- 34, 43/46...51

Ahmet Tekin

En büyük azaptan, cehennem azâbından önce, onlara korku, esâret, zillet, açlık, hastalık, deprem, âfet gibi en yakın felâketlerden, kabir azabından tattıracağız. Olur ki, şirkten ve isyandan vazgeçip imana dönerler.

Mustafa İslamoğlu

Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmen elbette tattıracağız;[³⁷⁰²] umulur ki (yol yakınken) dönerler.[³⁷⁰³]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve elbette onlara o en büyük azaptan önce o yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki, onlar ric'at ediverirler.

Orhan Kuntman

Andolsun ki onlara, o büyük cehennem azabından önce ibret alıp sapıklıktan dönerler diye o yakın azaptan (yenilgi ve esâret gibi bir belâdan) da tattıracağız!

Osman Fırat

Ve belki dönerler diye onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

Şaban Piriş

Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı daddurur‐biz anlara dünyā ‘aẕābını ki ḳızlıḳ ve yesīrlik ve özgesidür, ulu ‘aẕāb gelmezden burun ki āḫiret ‘aẕābıdur. Ola kim Tañrıya ḳaytalar.

Suat Yıldırım

O kâfirlerin dönüş yapmaları ümidiyle, onlara en büyük azaptan önce, dünyada açlık, musîbet, esaret, ölüm gibi peşin bir azap tattıracağız.

Süleyman Ateş

Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.

Süleyman Tevfik (1927)

Biz onlara büyük 'azâbdan (âhiret 'azâbından) gayrı yakın 'azâbı (dünyâ 'azâbını) taddırırız, belki bu sâyede fısk ve küfürlerinden dönerler.

Süleymaniye Vakfı

Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan[*] da tattıracağız.

Ahmet Varol

Andolsun ki onlara en büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler.

Ümit Şimşek

Belki vazgeçerler diye, Biz onlara en büyük azaptan önce, dünyada da bazı azapları tattıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.

Ali Bulaç

Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.

Ali Fikri Yavuz

Şu da muhakkak ki, o kâfirlere, o en büyük azabdan (cehennem azabından) önce, yakın azabdan (dünyadaki esaret, ölüm, açlık gibi felâketlerden) taddıracağız. Olur ki, (küfürlerinden) dönerler, tevbe ederler.

Bahaeddin Sağlam

Andolsun! O büyük azaptan başka da yakın bir azabı onlara tattıracağız. Belki dönerler diye…

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!