8. Ayet
لِيَسْـَٔلَ الصَّادِق۪ينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا اَل۪يمًا۟
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
لِيَسْـَٔلَ الصَّادِق۪ينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَابًا اَل۪يمًا۟
(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır.
Doğruların doğruluğunu sormak için ve kafirlere, elemli bir azap hazırladık.
Gerçeklerin gerçekliğin sora o; kâfirlere ağrıtıcı azap hazırladık
7-8. Hani Biz (verdiğimiz elçilik görevini yapmak hususunda) bir zamanlar nebilerden söz almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Evet, biz, onlardan sapa sağlam bir söz aldık ki vakti gelince (Allah), hepsine bu görevlerini sadakatle yerine getirip getirmediklerini sorsun! Gerçekleri örtbas eden inkârcılara ise korkunç bir azap hazırlanmıştır.
Bu vecihle peygamberlere risâleti nasıl teblîğ itdikleri hakkında suâl sorılacak ve kâfirlere ’azâb-ı elîm ihzâr olunacakdır.
Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırladı.
Böylece doğrulardan doğruluklarını soracağız. İnkarcılar içinse acı bir azap hazırlamıştır.
Sadıklara sadakatlerinden soracağı için, kâfirler için ise elîm bir azâb hazırladık
(Bunu Allah), sadıklara sadakatlerinden sormak için yaptı. Kâfirler için ise acı verecek bir azab hazırladı.
Allah, (bu sözü) sadıklara, sadakatlerini sormak için aldı. (Ezelî ve ebedî ilmi ile her şeyi hakkıyla bilen Allah, hesap gününde, kâfirleri kınamak ve susturmak üzere, peygamberlere, kavimlerinin huzurunda, hakkı tebliğ edip etmediklerini ve kavimlerinin ne cevap verdiğini soracaktır. Allah, peygamberlerinin tebliğini, kalben tasdik edip, son nefesini müslüman olarak verenler için âhirette nice nimetler hazırlamıştır.) Kâfirler için ise, elem dolu bir azap hazırlamıştır.
(Allah) Doğru olanlara, (bu) doğruluk (ve bağlılık)larını(n niyetini ve neticesini) sorması (ve onurlandırması) için (böyle davranmaktadır). Kâfirlere ise (Allah) acı bir azap hazırlamıştır.
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun.¹ Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.
tā śora gırçeklere girçekliklerinden. daħı yaraķladı kāfirlere aġrıdıcı 'aźāb .
Tâki (Allah) o saadıklara sadâkatları sorsun. O kâfirler için pek acıklı bir azâb hazırladı.
Tâ ki (Rabbin) o doğru kimselere (peygamberlere) doğruluklarından (yaptıkları tebliğ hakkında) sorsun! Kâfirler için ise (pek) elemli bir azab hazırladı.
(Allah bu sözü), doğru kişilerin doğruluklarını sorgulasın diye (almıştı). Ve (hesap günü geldiğinde doğru dürüst olmayan) inkârcılar için de acıklı bir azap hazırlamış (olacak)tır.*
Doğru sözlü olanların verdikleri sözleri doğrulamalarını istemek içindir. Doğruları reddedip inkâr edenlere de acıklı bir azap hazırlanmıştır.
Böylelikle Allah doğrulardan doğruluklarını soracaktır. Tanımazlar için de acıklı bir azap düzmüştür.
Allah bununla sadık olanlardan sıdıklarını [²] soracaktır. Kâfirler için de acıklı azap hazırlamıştır.
Tâ ki doğru kimselerin doğruluklarını [sıdkıhim] sorgulayabilsin. İnkârcılar için de can yakıcı bir azap vardır.
Allah (bu sözü), doğrulardan doğruluklarını sormak ve kâfirlere elim bir azap hazırlamak için almıştır.
Allah bu sözü doğrulara, doğruluklarını sorup, tesbit etmek için aldı. Kendisinden gelen gerçekleri örtbas edenler için de, çok acıklı bir azap hazırladı.
(Allah bu sözü aldı) ki, bu sâdık kulları sadâkatleri konusunda sorumlu kılsın. O, inkâr yolunu seçenlere de acı veren bir azap hazırlamıştır.
O hâlde, ahdinize vefa gösterin! Çünkü Allah, bu sözleşmeyi kabul eden herkese, ona ne kadar sadık kaldıklarını Hesap Gününde mutlaka soracaktır. Kur’an’ın hükümlerini tanımayan inkârcılara gelince; onlara da, can yakıcı bir azap hazırlamıştır! Siz sözünüze bağlı kaldığınız sürece, Allah sizi asla yardımsız bırakmayacaktır. Nitekim;
Sadıklar’a (Doğru Söyleyenler’e / Özü-Sözü Doğrular’a) doğruluklarından sormak için! İnkârcılar için acıveren bir azap hazırladık.
Allah, bir yandan doğruların doğruluğunu sorgulamak için böyle sözler alırken, bir yandan da inkarcılar için, ağır cezalar ayarladı...
Rabbin insanları verdikleri sözlerden hesaba çeker. İnsanların doğruluğu verdikleri sözleri yerine getirmesinden belli olur. Ayetlerimizi inkâr edenlere elem dolu azap hazırlanmıştır.
(Allah bu sözü), doğru kişilerin doğruluklarını sorgulasın diye (almıştı). Kâfirler için de elem verici bir azap hazırlamıştır.
7,8. Biz bir zamanlar senden, Nûh’tan, İbrahim’den, Mûsa’dan, Meryem’in oğlu İsa’dan ve tüm Peygamberlerden kesin sözlerini almıştık.¹ İşte Biz (Peygamberlerden) o çok ağır sözü, doğrulardan doğruluklarını sormak² ve kâfirlere de acıklı bir azap hazırlamak için aldık.
ki, [zamanın bitiminde] O, bu hak dâvânın temsilcilerine hakikate sadık kalmalarını[n yeryüzünde nasıl bir karşılık gördüğünü] sorabilsin. ¹² Ve O, hakikati inkar edenlerin tümü için acı bir azap hazırlamıştır!
Bu yüzden Allah hepsine bu görevlerini sadakatle yerine getirip getirmediklerini soracak, gerçekleri örtbas eden kâfirler için ise acıklı bir azap hazırlayacaktır. 5/109-118-119, 7/6, 39/69
Taahhütlerine sadakat gösterenlere, peygamberlere, kendi devirlerinde peygamberlik görevlerini sadakatle yapıp yapmadıklarının hesabını sorması için, Allah bu sözü aldı. Kâfirler, peygamberleri inkâr edenler, nankörler için de, can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladı.
ta ki O, sözlerine sadık kalanların sadâkatlerine buldukları karşılığın hesabını sorabilsin:[³⁷²⁶] zira O, inkârcılar için elem verici bir azap hazırlamıştır.
Tâ ki, o sâdıklara sadâkatlarından sual etsin ve kâfirler için de pek acıklı bir azap hazırlamıştır.
Allah bu sözü aldı ki, o sadıklara (o peygamberlere, ahirette) sadâkatlarından sual etsin. (Onların elçilik görevlerini hakkıyle yerine getirmiş olduklarını ortaya koysun ve kendilerine yüksek bir makam, onların izinden giden müminlere de eşsiz nimetler ihsan buyursun) Allah, kafirler için pek çetin bir azap hazırlamıştır.
Ki Allah doğrulara doğruluklarından sorsun. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlasın/ hazırlamıştır.
Doğrulara doğruluklarından sormak ve inkarcılara da acı bir azap hazırlamak için...
Ṣormaġ‐ıçun girçeklere taṣdīḳlerinden. Daḫı yaraḳladı Allāh kāfirler‐çünulu ‘aẕāb.
7, 8. Bir vakit, Biz peygamberlerden, kuvvetli bir söz almıştık: Senden, Nuh'tan, İbrâhim'den, Mûsâ'dan ve Meryem'in oğlu Îsa'dan. Evet onlardan pek sağlam söz almıştık ki vakti gelince O, sadıklara sözlerine bağlılıklarını sorsun. Kâfirlere ise gayet acı bir azap hazırladı. [3, 81; 42, 13; 5, 109; 7, 6]
(Böyle yaptık) Ki (Allah), o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azab hazırlamıştır.
Bu mîsâka binâen sâdıklara (enbiyâya) sıdklarını suâl ider ve kâfirlere de elemli 'azâb ihzâr iyleriz.
Bunu, sözlerini tutanların dürüstlüklerini (sadıkların sadakatlerini) sorgulamak için yaptık. Kâfirlere de (verdiği sözü görmezden gelenlere) acıklı bir azaphazırladık[*]
(Allah) doğrulara doğruluklarından sormak için (bunu yaptı). İnkarcılar için ise acıklı bir azap hazırladı.
Tâ ki Allah, sözlerine sadık kalanlara, sadakatlerini sorsun.(6) Kâfirlere ise O acı bir azap hazırlamıştır.
Ki Allah, özüyle sözü bir olanlardan doğruluklarını sorsun. Küfre batmışlara ise korkunç bir azap hazırlamıştır.
Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır.
Allah, o sadıklara (peygamberlere kıyamette ümmetleri huzurunda) sadakatlarından (tebliğlerinden) sorsun diye, (kendilerinden bu sağlam sözü almıştır.) Kâfirler için ise, acıklı bir azab hazırladı.
Nihayet doğru olanların doğruluklarını sorup (onları) mükâfatlandıracak. Kâfirler için ise, elem verici bir azap hazırlamıştır.
Allah, o doğru kişilere ne söylediklerini soracaktır. Allah inkâr edenler için de acıklı bir azap hazırlamıştır.