Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz, Davud'a, katımızdan lutfettik, üstünlük verdik. Ey dağlar dedik, onunla beraber tenzih edin beni ve ey kuşlar, siz de ve ona, demiri yumuşattık.
Besim Atalay (1965)
Katımızdan erdem verdik, Davud'a; «Ey dağlar! Ey kuşlar! Davud ile birlikte tespih ediniz!», Onun için demiri de yumuşattık!
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki biz, Davud'a kendi katımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve kuşlar! O Allah'ın yüceliğini terennüm ettikçe siz de edin (onunla beraber Allah'ın istediği gibi vazifenizi yapın)!” dedik. Ayrıca demiri onun için yumuşattık.
Cemil Said (1924)
10,11. Biz Dâvud’a kendimizden bir hâssa virdik (güzel ses) "Ey dağlar ve kuşlar tegannîde Dâvud ile hem-âhenk olunuz" didik. Ânın altında demiri yumuşatdık ve "Bundan zırh gömleği yap halkalarının tenâsübüne dikkat it, ma’iyyetin ile berâber ’amel-i sâlih işle ben sizin yapdıklarınızı göriyorum" didik.
Diyanet Vakfı
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. «Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin» dedik. Ona demiri yumuşattık.
Edip Yüksel
Katımızdan Davud'a lütufta bulunmuştuk: "Ey dağlar, ilahisine katılın; ey kuşlar sizler de." Ona demiri yumuşatmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şanım hakkı için Davuda bizden bir fadıl verdik: ey dağlar çınlayın onunla beraber ve ey kuşlar! dedik ve ona demiri yumuşattık
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. "Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.
Emrah Demiryent
Kasem olsun ki, biz Dâvûd’a tarafımızdan bir fazilet verdik. “Ey dağlar! Dâvûd ile birlikte (siz de Allah’ı) tesbih edin” (buyurduk) ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.
Abdullah-Ahmet Akgül
Andolsun, Biz Davud’a tarafımızdan bir fazilet (üstün nimet ve inayet) verdik. "Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin (ve tüm gizli hazine ve madenlerinizi hizmetine serin" dedik). Ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona (ayrıca) demiri yumuşatıp (emriyle istediği gibi büküp şekillendirdik).
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, katımızdan Dâvud'a bir fazilet¹ verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.²
Eski Anadolu Türkçesi
10-11. daħı bayıķ virdük dāvud’a bizden fażl “iy ŧaġlar dönüñ anuñ-ile” “daħı iy ķuşlar!” daħı yumşaķ eyledük aña demüri kim “eyle giñ zırıḥlar daħı endāze eyle zırıḥ ulandurmaķda.” “daħı işleñ eyü iş bayıķ ben anı kim işlersiz göriciven.”
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz Dâvuuda bizden bir imtiyaz verdik. «Ey dağlar, onunla birlikde tesbîh edin» (dedik), kuşlara da (bunu emretdik). Ona demiri de (mum gibi) yumuşatdık.
Hayrat Neşriyat
10,11. Şânım hakkı için, Dâvûd'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve kuşlar! Onunla berâber tesbîh edin!” (dedik). Ve “Geniş zırhlar yap!” diye demiri ona yumuşattık.(1) “Hem dokumasında ölçüyü gözet (güzel ve yeteri kadar yap) ve (ehlinle birlikte) sâlih amel işleyin! Çünki ben ne yaparsanız hakkıyla görenim” (diye vahyettik).
İhsan Aktaş
Muhakkak Biz Davud’a tarafımızdan bir fazl (peygamberlik, Zebur, ilim, kuvvet, iktidar ve adaletle hükmetme yeteneği) vermiştik. (Yakınındaki dağlara da) ‘’Ey Dağlar! Onunla birlikte (bize) yönelin! (kevni kanunlarımıza boyun eğerek tüm gizli hazine ve madenlerinizi istifadesine sunun ve böylece hâl diliyle beni tesbih edin diye ilham etmiştk). Ey (çevresinde bulunan) kuşlar! Siz de (onlar gibi bize yönelin, kevni kanunlarımıza boyun eğmek suretiyle hâl dilinizle tesbih edin). Ayrıca, ona (dağlardan çıkardığı) demiri de (işleme tekniğini öğretmiş, madenleri onun elinde adeta hamur gibi) yumuşatmıştık. *
İlyas Yorulmaz
Biz Davud’a kendimizden bir lütuf verdik. Ey Dağlar! Davut la birlikte beni yüceltin. Ey Kuşlar! Sizde (onlara katılın). Demiri Davut için yumuşattık (demirin nasıl işleneceğini öğrettik).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Ant olsun ki Biz Davut’a kendiliğimizden ulu bir vergi verdik. Ey dağlar! Onunla birlikte çınlayın. Ey kuşlar! Siz de. Onun için demiri de yumuşattık.
İsmail Hakkı İzmirli
* Biz Davud/a tarafımızdan bir meziyet verdik. «— Dağlar! Kuşlar! Onunla beraber tespih zamanında avazınızı çıkarın» dedik. Ona demiri de yumuşattık.
İsmail Yakıt
Andolsun, Biz Davud’a tarafımızdan bir üstünlük [fadl] verdik. “Ey dağlar ve kuşlar! (Davud) tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayınız”³ (dedik). Demiri [hadîd]⁴ de onun için yumuşattık/eritmesini öğrettik.⁵
Kadri Çelik
Şüphesiz Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin” dedik. Ona demiri yumuşattık.
Abdullah Parlıyan
Ve andolsun ki, Davud'a katımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Davud'la beraber Allah'ın yüceliğini terennüm edin. O'nun elinde demiri yumuşattık.
Kuran Yolu
Andolsun biz Dâvûd’a tarafımızdan müstesna bir lutufta bulunduk. “Ey dağlar! Onunla birlikte tesbih edin. Ey kuşlar! Siz de!” dedik ve onun için demiri ¬yumuşattık.
Mahmut Kısa
Biz, Dâvûd’a tarafımızdan büyük bir lütuf ve üstünlük bahşetmiştik: Dağları, taşları onun emrine vermiş ve “Ey dağlar; Davud ile birlikte siz de Allah’ı tesbih edin ve ey kuşlar Allah’ın sınırsız kudret ve yüceliğini terennüm ederken, siz de ona eşlik edin!” diye ilham etmiştik. Ayrıca, ona demiri işleme sanatını öğretmiş, madenleri onun elinde âdetâ hamur gibi yumuşatmıştık.
Mahmut Özdemir
And olsun ki Davud’a bizden bir lütuf olmak üzere verdik. “Ey dağlar! Onunla birlikte yönelin! Kuşlar’ı da (verdik)!”. Demir’i de onun için yumuşattık.
Mehmet Çakır
Dâvûd'a dahi ayrı bir değer verdik: Dağlara ve kuşlara seslenip: " Davud'a eşlik edin " dedik. Demiri yumuşatmasını öğrettik
Mehmet Çoban
Davud’a tarafımızdan bir üstünlük verdik! O, dağlar bölgesine hükümran oldu. Ona yardım etmek için: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Davut ile beraber yasalarımıza uyun!" dedik! Davud adaleti sağlamak için yasalarımızı uygulamaktaydı. Davud’a demirden araç gereç yapmanın yolunu gösterdik! Onlar demiri eritir veya yumuşatarak istediği şekli verirlerdi.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki Davud’a tarafımızdan bir ikramda bulunmuştuk (ve) “Ey dağlar! (Beni [tesbih] ederek) onunla (Davud’la) birlikte yankıyla ses verin!” (demiştik); kuşlara da (aynısını söylemiştik). [*] Ona (onun için) demiri yumuşatmıştık.
Mehmet Türk
10,11. Yemin olsun Biz, Dâvût’a tarafımızdan, “ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte (Beni anmak için) çınlayın” diyerek, lütufta¹ bulunduk.² Ve: “Zırhlar yap ve (onları) düzenli bir biçime sok.” diyerek, demiri de (Dâvût’un) emrine verdik.³ (Ey îman edenler!) Hepiniz, (îman ettiğiniz) iyi işleri yapın. Gerçekten Ben bütün yaptıklarınızı hakkıyla görürüm.
Muhammed Esed
VE [böylece] Biz Davud’u lütfumuzla onurlandırdık: ¹⁰ “Siz ey dağlar! Onunla birlik olup Allah’ın yüceliğini terennüm edin! Ve [siz de] ey kuşlar!” ¹¹ Biz o’ndaki bütün sertliği ve katılığı yumuşattık ¹²
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz Davud’a vahiy ve hükümdarlık vererek katımızdan büyük bir lütufta bulunmuştuk: – Ey dağlar Davud’la birlikte Allah’ı tespih edin ey kuşlar siz de ona katılın! Demiştik. Ayrıca biz ona demiri eritmeyi de öğretmiştik. 21/79, 27/15
Ahmet Tekin
Andolsun, Dâvûd'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. “Ey dağlar! Yankılanarak onunla beraber Allah'ı tesbih edin, siz de ey kuşlar, öterek onunla beraber tesbih edin, zikredin.” dedik. Onun için demiri yumuşattık.
Mustafa İslamoğlu
DOĞRUSU Biz Dâvud’u da katımızdan (işte bu nedenle) ödüllendirmiştik:[³⁸¹⁴] “Ey dağlar! Onun sesine ses katın![³⁸¹⁵] Siz de (öyle yapın ey) kuşlar!”[³⁸¹⁶] Dahası, Biz ondaki bütün katılığı ve sertliği yumuşattık[³⁸¹⁷] (ve dedik ki):
Ömer Nasuhi Bilmen
Şanım hakkı için Biz Dâvud'a tarafımızdan bir fazilet vermiştik. «Ey dağlar! O'nunla beraber tesbihte bulunun» (dedik). Kuşlara da (böyle emrettik). Ve onun için demiri yumuşattık.
Orhan Kuntman
Andolsun ki Davud'a, katımızdan bir lütufta bulunduk; "Ey dağlar, onunla beraber tesbihte bulunun" dedik. Kuşlara da böyle emrettik. Ona demiri yumuşak kıldık.
Osman Fırat
Ve Dâvûd’a tarafımızdan bir fazlalık verdik: "Ey dağlar ve kuşlar ona dönüşünüz olsun (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:
Şaban Piriş
Davud'a katımızdan bir lütuf vermiştik.-Ey dağlar ve kuşlar Davud'la birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.
Satıraltı Meal (1534)
Taḥḳīḳ biz virdük Dāvūda bizüm faṣlumuzdan mülk‐ile nübüvvet. Yāṭaġlar, didük, tesbīḥ idüñ anuñla bile. Ḳuşları daḫı aña musaḫḫar itdük.Demüri daḫı aña yumuşatduḳ
Suat Yıldırım
10, 11. Biz Davud'a tarafımızdan bir imtiyaz verdik: “Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, şevke gelip Allah'ın yüceliğini terennüm edin. ” dedik. Ayrıca demiri ona yumuşattık (demiri şekillendirme kudreti verdik) “Bütün bedeni örtecek uzun zırhlar yap, onları dokumada intizama dikkat et ve siz de ey Davud ailesi! Hepiniz faydalı ve makbul işler yapınız, çünkü Ben yaptıklarınızı görüyorum. ” buyurduk. [21, 80] {KM, Mezmurlar 96, 11-12; 97, 5; 114, 4}
Süleyman Ateş
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin. Ve ey kuşlar (siz de onun tesbihine katılın)!" (dedik) ve ona demiri yumuşattık:
Süleyman Tevfik (1927)
10,11. Biz taraf-ı ilâhiyemizden Dâvûd'a fazl ve rüchân virdik. Ve: "Ey dağlar! Ey kuşlar! Onunla berâber tesbîh idin" didik ve ona demiri balmumı gibi yumuşak itdik. "Geniş ve uzun etekli zırhlar i'mâl it, işler iken takdîr iyle (halkaları kıt'ada, kalınlık ve incelikde müsâvî ve münâsib olsun)" buyurduk. Ey Dâvûd ve hânedanı! A'mâl-i sâliha işleyin, ben sizin işlediğiniz şeyleri göririm diye emr itdik.
Süleymaniye Vakfı
Davut’a katımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar onunla birlikte Allah’a yönelin. Ey kuşlar, siz de yönelin.” dedik. Demiri Davut için yumuşattık.
Ahmet Varol
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar! Onunla birlikte (onun tesbihini) yankılayın!" Kuşlara da (bunu emrettik). Ona demiri yumuşattık.
Ümit Şimşek
Biz Davud'a tarafımızdan bir lütufta bulunmuştuk. “Ey dağlar ve ey kuşlar, onunla beraber tekrarlayın”(2) dedik. Demiri de onun için yumuşattık.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, biz, Dâvûd'a katımızdan bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.
Ali Bulaç
Andolsun, biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik. 'Ey dağlar, onunla birlikte (Beni tesbih edip) yankıyla ses verin' (dedik) ve kuşlara da (aynısını emrettik). Ve ona demiri yumuşattık.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten Davud'a, tarafımızdan (kendisine has olmak üzere) bir fazilet verdik: “- Ey dağlar ve kuşlar! Davud ile beraber tesbih edin?” dedik. Ona demiri de yumuşattık, (demiri eritmeden, çamur gibi, şekillendirme kudretini, Davud'a verdik).
Bahaeddin Sağlam
10, 11. Andolsun! Biz Davud’a, kendimizden bir üstünlük verdik. “Ey dağlar ve ey kuşlar!! Onunla beraber tesbihatlarını tekrar edin!” dedik. Ona: “Geniş zırhlar yap, ölçülü doku!” Ve ordusuna: “(Bunlarla) yararlı işler yapın! Şüphesiz Ben, yaptıklarınızı görmekteyim..” diye onun için demiri yumuşattık. (O, demirden, çok ince silahlar ve sanayiler yaptı ve yaptırdı.)
Bayraktar Bayraklı
Dâvûd'a katımızdan bir üstünlük verdik: “Ey dağlar ve kuşlar, onunla birlikte Allah'ı teşbihe/anmaya katılını!” dedik. Demiri onun için yumuşattık.[449]