Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Melekler, tenzih ederiz seni derler, sensin bizim sahibimiz ve yardımcımız, onlar değil. Hayır, onlar, cinlere kulluk ediyorlardı, çoğu, onlara inanıyordu.
Besim Atalay (1965)
Melekler de derler ki: «Sen kutsalsın, sensin onlardan ayrı bizim dostumuz; hayır onlar, cinlere taparlardı, inanırdı pek çoğu da onlara!»
Cemal Külünkoğlu
(Melekler de:) “Senin şanın yücedir. Bizim koruyucumuz onlar değil, sensin. Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu” diyecekler.
Cemil Said (1924)
Melekler "Subhânek (Şân ve şeref sanadır) Sen bizim Allâhımızsın hiç ’âbid ma’bûd olur mı? Ânlar cinlere tapıyorlardı ekserîsi cinlere inanırlar" diyu cevâb virecekler.
Diyanet Vakfı
(Melekler de:) Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil, sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı; diyecekler.
Edip Yüksel
Dediler ki, "Sen yücesin, velimiz (dostumuz) onlar değil, Sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyordu."
Elmalılı Hamdi Yazır
Demişlerdir: “Zât-ı Sübhânına arz-ı tenzih ederiz, Sensin onlara karşı bizim sığınacak velîmiz.” Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı, ekserîsi onlara inanmışlardı
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler.
Emrah Demiryent
(Melekler: “Ey Rabbimiz! Biz asla onlara bize tapmalarını emretmedik, böyle bir şey söylemek bizim ne haddimize! Rabbimiz,) Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz. Bizim (bu iftiralar karşısında sığınacağımız yegâne sahibimiz, yegâne) dostumuz sensin. (Esasında) onlar (bize değil, vesveselerine/yalanlarına inandıkları ve melek olduklarını zannettikleri) cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, (insanların) çoğu, onlara inanıyordu,” diyecekler.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Melekler veya Melikler ise) Derler ki: "Hâşâ, Sen Yücesin! Bizim Velimiz (yöneticimiz ve sahibimiz) Sensin, onlar değil. Hayır, onlar (tuzağına kapıldıkları şeytani) cinnlere tapıyorlardı ve çoğu onların (yalanlarına) inanmışlardı."
Erhan Aktaş
Onlar: “Seni tenzih¹ ederiz. Bizim velimiz² onlar değil, Sen'sin. Bilakis, onlar, cinlere³ kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyorlardı.” derler.
Eski Anadolu Türkçesi
eyittiler “arulıġuñ sensin dostumuz dilegümüz anlardan ayruk. belki ŧaparlardı perrįlere eyregi anlaruñ anlara inanıcılardur.”
Hasan Basri Çantay
(Melekler de): «Seni (ortakdan) tenzîh ederiz. Bizim yârimiz onlar değil, Sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı ve çoğu onlara îman edicilerdi» diyecekler.
Hayrat Neşriyat
(Melekler:) “Seni tenzîh ederiz; bizim velîmiz onlar değil, sensin! Hayır! (Onlar,)cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı. Onların çoğu, onlara inanan kimselerdi” derler.
İhsan Aktaş
Onlar da (Rabbimiz! Haşa, ne haddimize!) “Sen, (sınırsız ilim ve kudretinle) her türlü eksiklikten (noksanlıktan) uzaksın (yücesin)! Onlar (ın bu iftiraların)a karşı bizim (sığınacağımız) yegâne velimiz (sahibimiz ve koruyucumuz) yanlızca sensin! Aslında onlar (bize değil, farkında olmadan) cinlere (şeytanlara uydukları için adeta onlara) tapıyorlardı; hatta pek çoğu onlara inanmıştı. ’derler.(*)
İlyas Yorulmaz
Melekler “Sen her şeyden yüce ve eksikliklerden uzaksın. Bize kulluk edenlerin dışında, bizim sahibimiz (velimiz) yalnızca sensin. Hâlbuki onların çoğu, görmedikleri varlıklar olan cinlere (biz meleklere), inanarak kulluk ediyorlardı” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Melekler de diyecekler: "Seni ulularız. Bizim koruyucumuzsun. Bizim onlarla ilişiğimiz yoktur. Onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, pek çokları bu cinlere inanıyorlardı."
İsmail Hakkı İzmirli
Melekler «— Aman Yâ Rab! Seni ondan tenzih ederiz, yârımız ve mâbudumuz sensin, hiç âbit mâbut olur mu? Bizim onlarla işimiz yok. Hayır onlar perilere taparlar [¹], pek çokları ona inanırlardı» diyecekler.
İsmail Yakıt
Onlar da, “Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz. Bizim dostumuz, onlar değil, Sen’sin. Bilakis onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu da cinlere inanıyordu” diye cevap verirler.
Kadri Çelik
(Melekler) Derler ki: “Sen yücesin! Bizim velimiz sensin; onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapmaktaydı ve çoğu onlara iman etmiş kimselerdi.”
Abdullah Parlıyan
Melekler de: “Sen kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!” derler. “Onlara karşı bize yakın olan koruyucumuz yalnız sensin, onlar değil. Hayır, onlar bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı” diyecekler.
Kuran Yolu
Melekler şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Sen yüceler yücesisin. Bizim velîmiz onlar değil sensin. Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı.”
Mahmut Kısa
Melekler, “Hâşâ, ne haddimize!” diyecekler, “Sen, sınırsız kudretinle her türlü eksiklikten, noksanlıktan uzaksın, yücesin! Onların bu iftiralarına karşı bizim sığınacağımız yegâne sahibimiz, yegâne dostumuz Sensin! Aslında onlar bize değil, farkında olmadan cinlere tapıyorlardı; hattâ pek çokları, cinlere tapmak gerektiğine ciddî ciddî inanıyorlardı.”
Mahmut Özdemir
Dediler ki: -“Seni tenzih ederiz; bizim veliyymiz onlar değil sensin! Aksine, Cinnler’e kulluk ediyorlardı. Onların çoğu onlara inanmışlar’dır”.
Mehmet Çakır
Melekler: " Fesüphanellah! diyecekler. Bizim sahibimiz hep sen idin, onlar değil. Bilakis onlar, cinlere / şeytanlara tapıyorlardı. Evet evet, çoğu onlara inanıyorlardı."
Mehmet Çoban
Melekler şöyle cevap verirler: "Ey Rabbimiz sende hiçbir eksiklik görmeyiz. Bizim dostumuz senden başka ilah edinenler değildir. Bizim dostumuz sensin! Ey Rabbimiz! Onlardan bazıları uydurdukları inançlarla tanımadıkları bilmedikleri varlıklara ibadet ediyorlar. Hatta onlardan bazıları Melekleri ilah koşuyordu. Bizim onlarla ilgimiz yok!"
Mehmet Okuyan
(Melekler [*] de) “Sen yücesin; bizim dostumuz onlar değil, sensin. Aslında onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyeceklerdir. [*]
Mehmet Türk
(Melekler de): “Sen eksikliklerden yücesin, bizim sahibimiz onlar değil Sensin. Tam tersine onların çoğu cinlere îman edip, onlara tapıyorlardı.” diyecekler.
Muhammed Esed
Melekler: “Sen, kudret ve egemenliğinde eksiksiz ve kusursuzsun!” derler, “Bize yakın olan [yalnız] Sensin, onlar değil! ⁵¹ Hayır, onlar [bize ibadet ettiklerini zannettikleri zaman, aslında] duyuları ile kavrayamadıkları güçlere [körcesine] tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı”. ⁵²
Mustafa Çavdar
Melekler: – Hâşâ sen yücesin, zatını tenzih ederiz, bizim velimiz onlar değil sensin. Bilakis onlar cinlere kulluk ediyorlardı, zira onların çoğu cinlere inanıyordu, derler. 4/116, 17/39
Ahmet Tekin
Melekler de, “Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz, koruyucumuz, işlerimizi havale edeceğimiz hâmimiz, emirlerini dinlediğimiz otorite sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı.” diyecekler.
Mustafa İslamoğlu
(Melekler): “Aşkın olan zatını tenzih ederiz ki onlar değil, Sensin bizim velimiz![³⁸⁶⁰] Hayır, onlar öteden beri cinlere tapıyorlardı; bunların çoğu onlara iman etmişti!” diyecekler.[³⁸⁶¹]
Ömer Nasuhi Bilmen
Melekler de (diyeceklerdir ki, Yarabbi!) «Seni tenzih ederiz. Bizim velîmiz, onlar değil Sen'sin. Hayır. Onlar cinlere tapar olmuşlardı. Onların birçokları onlara imân ediciler idi.»
Orhan Kuntman
Melekler de: "Seni tenzih ederiz!.. (Sen ortağı olmaktan, noksan sıfatlardan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur) Bizim yegâne koruyucumuz, dostumuz onlar değil Sensin!.. (Sen bilirsin ki) Onlar (bize değil) cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu, (cin ve periye melek vasıflar yakıştırmak suretiyle) cinlere iman etmiş bağlanmıştı.
Osman Fırat
(Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu. "
Şaban Piriş
-Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar değil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyordu, derler.
Satıraltı Meal (1534)
Eyideler: Yā Allāh, münezzehsin sen, bizüm işümüze mütevellīsin anlar‐dan özge. Bel ki anlar şeyṭānlara ṭaparlardı, anlaruñ çoġı anlarainanurlardı, diyeler.
Suat Yıldırım
Onlar: “Müşriklerin iddialarından Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz, koruyucumuz onlar değil, sadece Sensin! Hayır, onlar bize değil, cinlere tapıyor ve ekserisi onlara inanıyorlardı. ” diye cevap verirler. [4, 117]
Süleyman Ateş
(Melekler) derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz (koruyucumuz) onlar değil, sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çokları onlara inanıyorlardı."
Süleyman Tevfik (1927)
Melekler de: "Biz seni takdîs ve tenzîh ideriz. Bizim ma'bûdımız ve sâhibimiz sensin, onlar değil. Belki onlar şeytâna 'ibâdet iderler ve ekserîsi ona îmân itmişlerdi" dirler.
Süleymaniye Vakfı
Melekler: "Biz sana içten boyun eğeriz, dostumuz onlar değil, sensin. Onlar bize değil, görünmez varlıklara[*] kulluk ediyor, çoğu onlara inanıyordu" derler.
Ahmet Varol
Derler ki: "Seni tenzih ederiz. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı."
Ümit Şimşek
Melekler “Seni tenzih ederiz,” derler. “Onlarla bizim hiçbir ilgimiz yok; bizim velimiz Sensin. Onlar bize değil, cinlere tapıyordu; çoğu onlara inanıyordu.”
Yaşar Nuri Öztürk
Melekler derler ki: "Tespih ederiz seni! Bizim Velî'miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi."
Ali Bulaç
(Melekler) Derler ki: 'Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi.'
Ali Fikri Yavuz
(Melekler şöyle) diyecekler: “-(Senden başkasına ibadet edilmekten) seni tenzih ederiz. Bizim sığınacak velimiz onlar değil, sensin. Doğrusu onlar cinlere (şeytanlara) tapıyorlardı, çoğu onlara inanmışlardı.”
Bahaeddin Sağlam
Melekler: Seni tenzih ederiz. Dostumuz onlar değil, Sen’sin. Belki onlar (bize değil) cinlere tapıyorlardı. Çünkü onların çoğu, cinlere inanıyordu.
Bayraktar Bayraklı
Melekler, “Hâşâ! Seni tenzih ederiz. Sen bizim velimizsin, onlar değil. Tam aksine, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu onlara inanıyorlardı” diyecekler.