20. Ayet
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ
Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ
Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
Ve ne karanlıklarla aydınlık.
Karanlıkla aydınlık
Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
19,20,21. A’mâ ile gören, zulumât ile nûr ve gölge ile harâret müsâvî olmaz.
19, 20, 21. Körle gören, karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz.
Ne karanlıklar ile ışık.
Ne zulümat ile nûr
Ne de karanlıklar ile aydınlık,
Ve zulmetler ile nur da (bir olmaz. Tıpkı, karanlıklarla aydınlığın bir olmadığı gibi).
Karanlıkla aydınlık da (bir tutulamaz.)
Karanlık ve aydınlık bir değildir.
19-21. daħı berāber degül gözsüz daħı görür ne daħı ķarañulıķlar ne daħı aydınlıķ ne daħı gölge ya'nį uçmaķ ne daħı od.
19,20,21. Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.
19,20,21. Körle, gören (kâfir ile mü'min); karanlıklarla, nûr (bâtıl ile hak); gölge ile sıcaklık (Cennet ile Cehennem) bir olmaz.
19, 20, 21. (Ey insanlar!) Kör (gerçeği görmeyen) ile (gerçeği) gören, karanlıklar (cehalet) ile ışık (ilim) ve (serinletici) gölgelik ile yakıcı sıcaklık bir olmaz. *
Karanlıklarla aydınlık da bir değildir.
aydınlıkla karanlık da,
Karanlık ile aydınlık [¹],
Ne karanlıklar ile aydınlık,
Karanlıklarla aydınlık da.
ne de aydınlık ile zifiri karanlık,
19-21. Görmeyenle gören, karanlıklarla aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz.
Tıpkı, karanlıklarla aydınlığın aynı olmadığı gibi!
Ne Karanlıklar, ne Aydınlık!
Aydınlık ile karanlık,
Ayetlerimizin aydınlattığı yol ile uydurduğunuz yollar bir olmaz. Uydurduğunuz yollar, dünyası aydınlık zannedilen ahireti zifiri karanlık yollardır. Uydurduğunuz yolların sonu cehenneme çıkar.
19,20,21,22. Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. [*] Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın. [*]
19,20,21. Körle gören, karanlıklarla aydınlık, serin gölge ile yakıcı sıcaklık asla bir değildir.¹
ne de aydınlık ile zifiri karanlık;
Ne de karanlıklar ile aydınlık. 2/257, 6/39
İnkâr karanlıklarıyla, iman nuru bir olmaz.
ne de aydınlıkla karanlıklar.
Ve zulmetler ile nûr da (müsavî değildir).
Karanlık ile aydınlık. (Batıl ile hak)
Karanlıklarla, aydınlık da bir olmaz.
Karanlıkla aydınlık...
Ḳarañuluḳ daḫı berāber olmaz aydınlıġ‐ıla.
19, 20, 21, 22. Görenle görmeyen (âma) bir olmaz. Karanlıklarla aydınlık, gölge ile sıcak, dirilerle ölüler de bir olmaz! (müminlerle kâfirler bir olmaz). Allah, dilediğine hakkı işittirir, Sen kabirde olanlara sesini elbette işittiremezsin. [11, 24]
Karanlıklarla, aydınlık da bir olmaz.
Zulümât ile nûr,
Karanlıklarla aydınlık da bir olmaz.
Karanlıklarla aydınlık da.
Ne karanlıklar ile nur,
Karanlıklarla ışık da bir olmaz!
Karanlıklarla aydınlık,
Ne karanlıklarla aydınlık,
Karanlıklar ve aydınlık da eşit değildir.
19,20,21,22. Görmeyen ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz ki Allah dileyene işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.