Yâsin Suresi 29. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

29. Ayet

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ

Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Azabımız, ancak bir bağrıştan ibaretti, o anda hepsi de sönüp gitti.

Besim Atalay (1965)

Ancak, bir tek haykırış, hemen hepsi söndüler

Cemal Külünkoğlu

Sadece korkunç bir ses oldu, hemen sönüp gittiler (onlardan hiçbir eser kalmadı).

Cemil Said (1924)

Ânları mahv itmek içün Cibril’in sadâsı kifâyet iyledi.

Diyanet Vakfı

(Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.

Edip Yüksel

Sadece bir patlama... Hemen donakaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O yalnız bir sayha oldu derhal sönüverdiler:

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

Emrah Demiryent

(Onların helâkine) sadece bir sayhâ (şiddetli/korkunç bir ses/gürültü) yetti ve onlar, anında sönüverdiler. (Alevi giden sönmüş ateşe döndüler.)

Abdullah-Ahmet Akgül

(Ancak onlara) Sadece bir tek (kahredici sayha) çığlık (yetti); anında (yurtları yuvaları) sönüvermişlerdi.

Erhan Aktaş

Sadece bir sayha!¹ O zaman onlar sönenler oldular!

Eski Anadolu Türkçesi

degül-idi ya'nį 'uķubat illā bir gez çaġırmaķ pes ol vaķt anlar ölmişlerdür.

Hasan Basri Çantay

(Onların yakalanması, yahud ukuubeti) birtek sayhadan başka (bir şeyle) değildi. Artık hemen sönü (b gidi) verenler (oldular).

Hayrat Neşriyat

(Onların cezâsı) sâdece (korkunç) bir ses oldu; öyleki onlar (hayat cihetiyle) o anda sönüveren kimseler kesildiler!

İhsan Aktaş

(Onları yıkıma uğratan) tek bir sayhadan (yüksek frekanslı dehşet verici bir ses ve patlamadan) başka bir şey değildi. Ondan (o ses, gürleme ve patlamadan) sonra onlar sönüverdiler. (Öldüler ve yanardağdan sonra sönüp heykelleşen cesetleri kaldı.) (*)

İlyas Yorulmaz

Yalnızca (yüksek frekanslı) bir ses dalgası ve birden bire, ateşin bıraktığı küller gibi yere yayılıverdiler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Yalnız bir tek haykırma oldu, hepsi birden sönüp gittiler.

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara yalnız korkunç bir ses yetti, hemen kor gibi söndüler.

İsmail Yakıt

Sadece tek bir korkunç ses [sayha]. Bir de ne görürsün! Hemen sönüp gitmişler.

Kadri Çelik

(Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.

Abdullah Parlıyan

Onlara vereceğimiz azap ve helak sadece bir ses, bir çığlık oldu ve böylece hepsi sönüp gitmiş yok olmuşlardı.

Kuran Yolu

(Cezaları) korkunç bir sesten ibaretti; sönüverdiler.

Mahmut Kısa

Sadece, dehşet verici bir gürültüyle patlayan ve şehrin altını üstüne getiren korkunç bir çığlık kopuverdi, hepsi o kadar! İşte o anda, bütün zâlimler, kül yığınına dönüşerek yok olup gittiler!

Mahmut Özdemir

Sadece bir tek sayha / yüksek ses oldu. Artık sönüp gitmektedirler.

Mehmet Çakır

Sadece tek bir ses patlaması oldu o kadar. Hepsi balon gibi sönüverdiler.

Mehmet Çoban

Onlar kendi yaptıkları işler yüzünden korkunç bir sesle yok olup gittiler. Şeytana uyarak akılları hırsları yüzünden birbirine girdiler. Çıkar peşinde koşarken birçok düşman edindiler. Aralarında çıkan kavgalar, açlıklar, yokluklar, ölümler, dökülen kanlar sonlarını hazırladı. Felaketleri yaşadıkça çığlıkları dünyayı kapladı.

Mehmet Okuyan

(Bekledikleri), korkunç bir sesten ibarettir; bir de bakarsın ki yere serilirler.

Mehmet Türk

(Onların helâkine) yalnızca bir tek çığlık (yetti) ve onlar, anında sönüverdiler.¹

Muhammed Esed

hiçbir şey [gerekmiyordu], bir [ceza] çığlığından başka! Ve sonunda sessiz ve hareketsiz bir kül yığınına dönüverdiler.

Mustafa Çavdar

Sadece korkunç bir çığlık. Bir de bakmışın hepsi helak olup gitmişler. 29/40, 69/5...8

Ahmet Tekin

Sadece şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe indirildi. Onlar sönen ocaklara dönüverdiler, yeryüzünden silindiler.

Mustafa İslamoğlu

eğer bu gerekseydi, tek bir çığlık yeterli olurdu; o zaman da onlar sönmüş köz gibi kararıp küle dönerlerdi.[³⁹⁴⁴]

Ömer Nasuhi Bilmen

O bir sayhadan başka olmadı. O anda onlar hemen sönüvermiş kimseler oldular.

Orhan Kuntman

Sadece korkunç bir ses, (Cebrail a.s.'in bir kez haykırması) yetti. (Üflenen mum gibi) derhal sönüverdiler. (Önüne geleni yakmak isteyen o kavim, tarih sayfasından silinip gitti)

Osman Fırat

Sadece (indirdiğimiz) korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

Şaban Piriş

Tek çığlıktan başka bir şey olmadı. O anda sönüverdiler.

Satıraltı Meal (1534)

Anlaruñ helākligi degül‐idi, illā bir ṣayḥa bile. Pes barçası helāk oldı, biriḳalmadı.

Suat Yıldırım

(Orduya ne lüzum? ), bir tek ses yeter! Bir de bakmışsınız: Sönüp kalmışlar. . .

Süleyman Ateş

Sadece korkunç bir gürültü oldu, hemen sönüverdiler.

Süleyman Tevfik (1927)

Onları ancak tek bir sayha helâk itdi. O vakit sönmüş köze döndiler.

Süleymaniye Vakfı

Sadece yüksek bir ses olur; bakarsınız ki sönüveriyorlar.

Ahmet Varol

Sadece bir çığlık (onlara yetti) ve böylece anında sönüverdiler.

Ümit Şimşek

Korkunç bir ses onlara yetti; sönüp gittiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda sönüverdiler.

Ali Bulaç

(Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.

Ali Fikri Yavuz

O (helâk edilişlerine sebep) yalnız bir sayha (Cebraîl'in sesi) oldu; hemen sönüverdiler (öldü gittiler).

Bahaeddin Sağlam

Onların işi, tek bir sayha (ses veya patlama) ile bitti. O patlamadan sonra onlar sönüverdiler. (Öldüler veya yanardağdan sonra sönüp heykelleşen cesetleri kaldı.)(*)

Bayraktar Bayraklı

Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Bir anda sönüverdiler.