70. Ayet
لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ
(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ
(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.
Diri olanı korkutması ve kafirler hakkındaki sözün gerçeğe çıkması için.
Diri olan kimseyi kocundurmak içindir, kâfirlere söz hak oldu
(Bu Kur'an, hakikati görenleri, kalben ve bedenen) diri olanları uyarması ve inkârcılar hakkındaki Allah'ın gerekçeli hükmünün gerçekleşmesi için indirilmiştir.
Tâ ki hayâtda olanlar müteyakkız olsunlar ve kâfirler hakkında virilen hüküm icrâ olunsun.
Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.
Dirileri uyarır ve inkarcıları açığa çıkarır.
Hayatı olanı uyandırmak, nankörlere de o söz hakk olmak için
(Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.
Biz onu (Kur’ân’ı, manen) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki (azap) sözü (nün) gerçekleşmesi için vahyettik.
(Ve bu gerçekler size tebliğ edildi) Ki; (Kur’an’la kalpleri) diri olanları uyarsın (ve hidayet yolunu göstersin) ve inkâr edenlere de (azap) söz(ümüz) hak olsun ve gerçekleşsin (ve hiçbir bahaneleri kalmasın diye gelmiştir).
O, diri olanları uyarmak¹ ve gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerine Söz'ün² hak olması içindir.
tā ķorķıda anı kim oldı diri daħı vācib ola ḥüccet kāfirler üzere.
(Bu da) hayâtı olan kimselere (gelecek tehlikeleri) haber vermek ve kâfirlere o söz hak olmak için (dir).
Tâ ki hayatta olanları (Allah'ın azâbıyla) korkutsun, kâfirlerin üzerine ise (azab husûsundaki) söz hak olsun!
69 ,70. Ve biz, (vahiy göndermekle) ona (Muhammed’e) şiir öğretmedik. Zaten bu, ona yakışmaz da. O (kendisine vahyedilen) ancak bir öğüt ve açıklayıcı bir Kur’an’dır ki, (yeryüzünde) yaşayan kimseleri uyarsın ve böylece söz (hüküm) inkâr edenler hakkında gerçekleşsin diye. *
Yaşayan dirileri uyarmak için (inmiş) dir. Doğruları inkâr edip reddedenlere (azap) sözü gerçekleşecektir.
Bu da uyanık olan kimseleri öğütlemek, tanımazlar için verilen sözü de yerine getirmek içindir.
Onunla kalbi diri olanı Allah azabıyle korkutacak, kâfirler ölü gibi olmakla üzerlerine de azap sözü sabit olacak [²].
(Tâ ki o bununla) hayatta olanları uyarsın²² ve böylece kâfirler üzerine (vaad edilen) söz de gerçekleşsin diye.
(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve küfre sapanların üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
Bu Kur'ân ancak aklı, fikri, duygusu, diri; kalbinde hayat ışığı olanları uyarmak ve Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin üzerine de azapla ilgili sözün hak olduğunu bildirmek üzere indirilmiştir.
Diri olanları uyarsın ve inkârcılar hakkındaki o söz (ceza) gerçekleşsin diye (gönderilmiştir).
Ki böylece İslâm dâvetçileri, aklını ve gönlünü kibir, bencillik, inat, önyargı gibi hastalılardan arındırmış kimseleri, yani kalben diri olan insanlarıKur’an ile uyarsınlar ve böylece, bu mesajı inkâr edenlerin hakettikleri azap sözü, hiçbir itiraza yer vermeyecek biçimde açık ve net olarak gerçekleşsin! İşte Kur’an’ın varlık sebebi ve temel görevi budur. O, artık uyarılmalarına gerek kalmayan ölülere okunmak için değil, insanlığı bir tek Allah’a kulluğa çağırmak için indirilmiştir:
Söz’ün Kâfirler aleyhine gerçekleşmesi ve diri olan (yaşayan) kimseyi uyarması için!
Bu Kitap, aklı başında olanları uyaracak, inkarcılara da kesin kararları tebliğ edecektir.
Biz yaşayanları uyarmak için gerçekleri açıklayan birbirinden güzel ayetler gönderdik! İstedik ki uyarılara kulak versinler! Gereken dersleri çıkarsınlar! İnkâr etmeyip hidayet etsinler! Yoksa sen ayetlerimizi ölülere mi okuyorsun? Ayetleri ölülere okuduğun için mi işitmiyorlar? Ölülere okuduğun için mi ders çıkarmıyorlar? Şüphesiz ki ayetlerimize karşı gözlerini körleştiren, kulaklarını sağırlaştıran, kalbini soğutanlar var ya; işte onlar kabirlerdeki ölüler gibidir. Onlara ayetlerimi okusan işitmezler.
69,70. Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona gerekmez de. O(nun söyledikleri), sağ olanları uyarsın ve kâfirlere de (azap) sözü gerçekleşsin diye sadece (gerçeğin) hatırla(t)ması ve apaçık bir Kur’an’dır. [*]
(Bu Kur’an) diri olanları (aklı, duygusu olanları) gafletten uyandırmak ve inkâr edenlere¹ azabın hak olması için (indirilmiştir).
ki [kalben] diri olanları uyarabilsin ve [Allah’ın] sözü hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı tanıklık yapabilsin ⁴⁰ diye.
Bu Kuran ile diri olanlar uyarılsın ve gerçekleri örtbas eden kâfirlere de azabın hak olduğu bildirilsin. 6/19, 27/80-81, 30/52-53
Bu, hakikati gören, hakkı duyan, söyleneni anlayacak uyanıklığa, düşünebilen bir akla sahip olanı uyarmak; hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmeyerek ölü gibi davranan, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler, nankörler üzerinde de, ceza ile ilgili gerekçeli kararımızın, hükmümüzün gerçekleşmesi içindir.
ki bu sayede, (kalben) diri olanları uyarsın[³⁹⁷⁷] ve bunu ısrarla inkâr edenlere karşı verilmiş söz gerçekleşsin.[³⁹⁷⁸]
Hayat sahibi olan kimseyi korkutması ve kâfirler üzerine de azabın tâhakkuk etmesi için (O Kur'an'ı) indirdik.
69,70. (Onlar Peygambere şair diyorlar) Biz ona şiir öğretmedik. (Kur'an'ın ne söz, ne de ma’na olarak şiir olmadığı açıkça meydandadır.) Hem şairlik ona yaraşmaz da (*) Ona vahyolunan ancak, kalbi diri olanları uyarsın ve kafirler cezayı hak etsin diye (Allah katından indirilen) bir öğüt ve hükümleri açıklayan bir Kur'an'dır.
(Bu Kur’an) diri/hayatta olanları uyarsın ve kâfirlere de (Allah’ın onlara azab edeceğim) sözü hak olsun
Diri olanları uyarmak ve sözün nankörler aleyhinde gerçekleşmesi içindir.
ḳorḳutmaġ‐ıçun diri olan kişileri, daḫı ‘aẕāb gelmesin vācib itmeg‐içünkāfirler üstine.
Yaşayan her kişiyi uyarsın diye, böylece ilahî hüküm kâfirler hakkında kesinleşsin diye, gönderilmiştir.
(Bu Kur'an Muhammed'e vahyedilmiştir) Ki, diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azab) söz(ü) hak olsun.
69,70. Biz Muhammed'e şi'iri öğretmedik ve şâ'irlik de ona lâyık değildir. Bu ancak diri olanı inzâr itmek ve kâfirlere 'azâbın hak olmasını te'mîn iylemek içün rabbin tarafından zikr ve mev'ıza ve Kur'ân-ı mübîndir.
Diri olan kimseleri uyarsın ve onun Allah’ın sözü olduğu, görmezlik edenler açısından da kesinleşsin diye indirilmiştir.
Diri olanı uyarması ve kâfirler hakkındaki sözün hak olması için (Kur'an ona indirildi).
Diri olanı uyarsın ve kâfirler hakkındaki hüküm yerini bulsun diye Biz ona Kur'ân'ı verdik.
Diri olanı uyarsın ve gerçeği örten nankörler/inkârcılar aleyhine söz hak olsun diye indirilmiştir.
(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kâfirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
Aklı olanı korkutmak, kâfirlere de azab gerçekleşmek için...
Ki içlerinde hayat kalmış kişi (ve toplumları) uyarsın (kurtarsın,) kâfirler için de azap tahakkuk etsin.
Diri olanları uyarabilsin ve kâfirlere ceza hak olsun diye.[465]