114. Ayet
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ
Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ
Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
Ve andolsun ki biz, Musa'ya ve Harun'a nimetler verdik.
Musa ile, Harun'a nimet verdik biz
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da ihsanda bulunduk.
Mûsâ ve Hârûn’ı lütfumuza gark iyledik.
Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
Biz Musa'ya ve Harun'a iyilikte bulunmuştuk.
Celâlim hakkı için Musâ ile Harûnu da minnetdâr eyledik
Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik.
Kasem olsun ki, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
Andolsun, Biz Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunmuş (Bize minnettar olacak şekilde sahip çıkmıştık).
Ant olsun ki Mûsâ ve Hârûn'a nimetler verdik.
daħı bayıķ minnet eyledük mūsā üzere daħı hārūn’a.
Andolsun biz Muusâya da, Hâruuna da nimetler verdik.
Celâlim hakkı için, Mûsâ ve Hârûn'a da ihsanda bulunduk!
Ve muhakkak ki biz Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunduk:
Biz Musa ve Harun’a da iyilikler yaptık.
Gerçekten Biz Musa’ya da, Harun’a da bir çok iyiliklerde bulunduk.
* Biz Musa ve Harun/a bol nimet verdik.
Andolsun Biz, Musa ve Harun’a da nimetler verdik.
Şüphesiz biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Ve andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a bol bol nimetler verdik.
Mûsâ ve Hârûn’a da lütuflarda bulunmuştuk.
Gerçek şu ki, Biz vaktiyle Mûsâ’ya ve Hârûn’a da büyük bir lütufta bulunmuştuk.
And olsun ki Musa’ya ve Harun’a da karşılıksız nimet verdik!
Mûsa ve Harûn’a da iyiliklerimiz olmuştur.
Şüphesiz Musa’ya ve Harun’a da lütuflarda bulunduk!
Yemin olsun ki biz Musa’ya ve Harun’a nimetler vermiştik.
Yemin olsun Biz Mûsa ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
BİZ, Musaya ve Harun’a da lütufta bulunduk; ⁴⁶
Biz Musa ve Harun’a da nübüvvet vererek ikramda bulunmuştuk. 6/84.90
Andolsun, biz Mûsâ'ya ve Hârûn'a da ihsanlarda bulunduk, nimetler verdik.
DOĞRUSU Biz Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunmuştuk:
Andolsun ki, Mûsa ve Harun üzerine de ihsanda bulunduk.
And olsun ki biz Musa'ya da, Harun'a da nimetler verdik.
Ve biz, Musa’ya ve Harun’a da lütufta bulunduk..
Musa ve Harun'a da lütuflarda bulunmuştuk.
Taḥḳīḳ minnet eyledük Mūsā‐y‐ıla Hārūn üstine.
Biz Mûsa ile Harun'a da nübüvvet vererek ihsanda bulunduk. [21, 48]
Andolsun Musa'ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.
Mûsâ ve Hârûn'a ihsân iyledik.
Musa’ya ve Harun’a da iyiliklerde bulunmuştuk.
Andolsun ki, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Biz Musa ile Harun'a da lütufta bulunduk.
Yemin olsun, biz Mûsa ve Hârun'a da lütufta bulunduk.
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk.
Gerçekten biz, Mûsa ile Harûn'u da (peygamberlikle) nimetlendirdik.
Andolsun! Biz Musa ve Harun’a da iyilik ettik.
Andolsun, biz Mûsâ ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.[470]