134. Ayet
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ
134,135. Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ
134,135. Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.
Hani onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
134,135. Hani, geri kalmış bulunan, bir kocakarıdan başka hem kendisini, hem de ailesinin hepsini kurtarmıştık
134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût'un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.
134,135. Biz Lût’ı geride kalan zevcesinden mâ’adâ tekmîl ’âilesiyle kurtarmış idik.
134, 135, 136. Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardık. Sonra diğerlerini yok ettik.
Onu ve ailesini topluca kurtardık.
Zira kurtardık onu ve bütün ehlini
Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.
134-135-136. Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın (Lût’un îmânsız karısı) hariç, Lût’u ve (kendisine îmân eden) bütün ailesini (azaptan) kurtarmıştık. Sonra diğerlerini helâk ettik.
Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Hani onu ve yanında yer alanların tamamını kurtarmıştık.
ol vaķt kim ķurtarduķ daħı ķavumını dükelin.
Hani biz hem onu, hem ehlini topdan kurtarmışdık.
Hani (kavmini helâk ederken) onu ve bütün âilesini kurtarmıştık.
134 ,135, 136. O vakit (kavmi helâk olduğu zaman) biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (suçlu olan eşi) dışında bütün ailesini (ona inanan ve ahlaksızlık yapmayan halkını) kurtardık. Sonra diğerlerini (ahlaksızlık, kötülük ve iğrençlikleri yüzünden) helâk ettik.
Lut’u ve onun ehlinin (inananların) hepsini kurtardık.
O gün onu da ondan yana olanları da, hepsini birden kurtarmıştık.
Hani biz onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
Hani biz, onu ve ailesinin hepsini kurtarmıştık,
Hani biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Ama O'nun günahkar ülkesini cezalandırırken, kendisini ve aile efradını kurtardık.
134-135. Geride kalanlar arasında bırakılan yaşlı bir kadın dışında onu ve bütün ailesini kurtarmıştık;
Hani onu ve inanan ailesini kâfirlerin elinden kurtarmıştık.
Hani, topluca onu ve ailesini kurtardık.
Biz onu ve tüm ailesini kurtardık.
Onu ve ailesini kurtarmıştık!
134,135. Hani biz geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık. [*]
Biz onu ve ailesinin hepsini kurtardık.
[dolayısıyla, o’nun günahkar ülkesini ⁵¹ cezalandırırken] kendisini ve aile efradını kurtardık,
Vaktiyle biz onu ve ailesini kurtarmıştık. 11/77...83
Onu, bütün ailesini ve mü'minleri kurtardık.
(Kavmi helâk) olduğu zaman, onu ve (inanç) ailesini toptan kurtarmıştık;
O vakit O'nu ve ehlini necâta erdirdik.
134,135,136. Bir vakit (azapta kalanlar arasında bırakılan bir kocakarı dışında) biz onu ve ailesini kurtardık, diğerlerini (fâsıkları) ise yerle bir ettik.
Onu ve ailesini kurtardığımız da;
Onu ve ailesini tamamen kurtarmıştık.
Ol vaḳt ki ḳurtarduḳ anı, evi ḫalḳını daḫı barça,
134, 135. Onun suçlu kentini cezalandırırken, geride kalanlar arasında yer alan yaşlı eşi hariç, kendisini ve ailesini kurtardık.
Onu ve ailesini kurtardık.
134,135. Onı ve helâkleri mukarrerlerden bulunan bir kocakarıdan mâ'adâ ehlini kurtardık.
Bir gün onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.
Hani onu da bütün ailesini de kurtarmıştık.
Biz onu da, bütün ailesini de kurtardık.
Onu ve ailesini toptan kurtarmıştık biz.
Hani biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık.
Hani hem onu, hem de ehlini toptan kurtarmıştık.
Hani Biz, onu ve bütün ailesini kurtardık.
Biz, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.