177. Ayet
فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce korkutulanlar, ne de kötü bir sabaha kavuşacaklar.
Azabımız onların yüresine düşünce, ne kötüdür sabahı kocundurulan kimselerin
Fakat o (azap) bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır!
Hânelerinin ortasına ’azâbımız geldiği vakit beyhûde yere kendilerine ihtârâtda bulunulmuş olanların sabahı ne müdhîş olacakdır.
Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!
Yurtlarına inince uyarılanların sabahı ne kötü olur!
Amma onların sahasına indiği vakıt ne fenadır o acı haber verilenlerin sabahı!...
Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!
Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!
Oysa (azap) onların sahasına (iktidar ve saltanatlarına ansızın) indiği zaman, uyarılıp-korkutulanların (ama çağrımıza uymayanların) sabahı ne kötü (ve ne fecidir).
Fakat onların bulundukları yere indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!
pes ķaçan ine ileylerine yavuz oldı śabāḥı ķorķıdınılmışlaruñ.
Fakat bu, onların bölgesine çökünce (gelecek tehlikelerle öteden beri) korkutulan onların sabahı ne kötü (olacak) dır!
Ama (o azab) onların sâhasına indiği zaman, artık o korkutulanların sabâhı ne kötüdür!
Oysa (azap, yıkım) onların sahasına (yurtlarına, iktidar ve saltanatlarına) indiği zaman, uyarılıp da (dikkate almayanların) sabahı ne kötü olur.
Onların bekledikleri başlarına gelince, uyarılanların sabahı ne kadar kötüdür.
Azabımız onların kapılarını çalınca uyarılanların sonu ne kötü olacaktır.
Azap konakların önüne inince o korkutulan kimselerin sabahı [⁵] ne kötü olacak!
(Azabımız) onların yurtlarına çöktüğü/indiği [nezele] zaman o uyarılanların sabahı ne kötü olur!
Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!
Fakat azabımız onları yurtlarında indiği zaman uyarılmış olanların uyanması ne kötü olacaktır.
İstedikleri başlarına geldiğinde (önceden) uyarılmış olanların sabahı çok kötü olacaktır!
Şunu iyi bilsinler ki, o azap yurtlarına gelip çökünce, uyarıldıkları hâlde kulak asmayanların sabahı, gerçekten çok acıklı bir sabah olacak!
Onların sahasına indiği zaman, Uyarılmışlar’ın sabahı kötü oldu.
Ama o gün gelip de acılar sökün etti mi, onların sabahı hiç de hayır olmayacak.
Cezamız onlara geldiği zaman sabahları nasıl olur düşünmüyorlar mı? Cezamıza meydan okuyorlar öyle mi?
(Acele istedikleri azabımız) yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat inanmayanların) sabahı ne kötü olur!
Fakat (azap,) onların yurtlarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötü olur.
Eğer öyleyse, o [azap] bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır! ⁷⁶
Şunu iyi bilsinler ki bir sabah azap onların yurtlarına çökünce, uyarıldıkları halde yola gelmeyenlerin sabahları çok korkunç olacak. 10/13, 11/81
Azâbımız, bulundukları topraklara ansızın indiğinde, sorumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılanların, uyarıya kulak asmayanların hali, sabahı, ne kötü olur.
Fakat o aniden kendi mekânlarında başlarına indiğinde, uyarılanlar berbat bir sabaha uyanmış olacaklar.
Fakat onların sahasına indiği vakit artık korkutulmuş olanların sabahı ne kadar fenadır.
Oysa (o azap) yurtlarına indiğinde; uyarıldıkları halde imana gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur.
Fakat o azâb yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Azap, onların alanına inince, uyarılanların sabahı ne acıdır!
Ḳaçan inse evlerine ‘aẕāb, ne yaman olur ṣabāḥı ḳorḳudılan ḫalḳuñ.
Eğer öyleyse, şunu bilsinler ki, azap onların yurtlarına inerse, o uyarılıp da yola gelmeyenlerin varacakları sabah çok fena bir sabah olacaktır!
Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
'Azâbımız mekânlarına ve civârına inince inzârdan müstefîd olmayanların sabâhı ne fenâ bir sabâh olur.
Azabımız onların sahalarına inince, uyarılmış olan bu kişilerin sabahı ne kötü olur!
Fakat (azap) onların alanlarına [4] inince uyarılanların sabahları ne kötü olur!
Fakat azap onların yurduna bir inecek olursa, o uyarılanların sabahı ne kötü olur!
Azap, yurtlarına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olacaktır!
Fakat (azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur.
Fakat civarlarına (ansızın azab) indiği vakit, ne fenadır o kendilerine acı haber verilenlerin sabahı!...
Fakat o azap onların sahasına indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötü sabah olacaktır!
O azap yurtlarına indiğinde, uyarılmış olup da yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!