179. Ayet
وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
Ve bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.
178,179. Bir zamana değin onlardan yüz döndüresin, Bakasın ki, yakında onlar göreceklerdir
(Onları) gözle! Yakında (başlarına nelerin geleceğini) görecekler.
178,179. Yâ Muhammed! Bir zamân ânlardan uzak dur, bak ne felâketler göreceklerdir.
Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.
Onları gözle; onlar da görecekler.
Gör, yakında görecekler
(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.
Onların başına gelecek olanı bekle. Onlar da (başlarına nelerin geleceğini) yakında göreceklerdir.
(Bundan böyle) Seyret (ve bekle ki, İlahi gazap ve tufanı) yakında göreceklerdir.
Onları gözle! Yakında onlar da görecekler.
daħı baķ gör pes tįz göreler.
Gözetle (onları). Onlar da göreceklerdir.
Ve (başlarına gelecekleri) gör; nihâyet ileride (onlar da) görecekler!
178, 179. Ve (Resulüm! Yine) sen bir süreliğine onlara (o azgınlık edip inkârda ısrar edenlere) aldırma. Ve gözetleyiver onları, ileride onlar da (neler olacağını) göreceklerdir!
Gözetle, onlarda gözetleyecekler.
Onları gözle. Onlar da yakında göreceklerdir.
Yakında onlar görürler.
Sen gözle/gözetle dur, yakında görecekler.
Gözetleyiver onları, ilerde göreceklerdir.
Ve bekle de gör, onlar da şimdi görmediklerini görecekler.
Ve hallerini gör; ileride kendileri de görecekler!
Ve onların başına gelecek azâbı gözetle, zaten onlar dakendilerini bekleyen acı âkıbeti yakında görecekler! Öyle ya:
Gör; artık ilerde göreceklerdir.
Sabret. Nasıl olsa pek yakında görecekler.
Olacakları görmek için bekle! Onlar da olacakları görecekler!
(Onları) gör (gözetle); onlar da ileride görecekler.
Sen biraz gözetle. Onlar yakında (başlarına gelecekleri) görecekler.
ve [onların ne olduklarını] gör; zamanla onlar [da şimdi görmediklerini] göreceklerdir.
Bekle gör onların hallerini, onlar da görecekler kendi hallerini. 67/29, 6/158
Âkıbetlerinin nasıl olacağını onlara göster. Yakında kendileri de müşkil vaziyette kaldıklarını görecekler, akılları başlarına gelecek.
ve sen (hallerini) gör, zamanı gelince onlar da (kendi perişan hallerini) görecekler.
Ve gör. Onlar da yakında göreceklerdir.
Onları gözetle (üzerlerine çökecek azabı bekle) Onlar da (o azabı) yakında görecekler
Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.
Ve gözle, onlar da gözleyecekler.
Daḫı gör anlara olan ‘aẕābı geldükde. Anlar daḫı saña olan nuṣreti görecek‐lerdür.
Başlarına inecek azabı gözetle! Zaten kendileri de yakında gerçeği göreceklerdir.
Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.
Sana va'd olunan nusreti bekle. Onlar karîben göreceklerdir.
Kes de neler yaptıklarını gör; yakında onlar da göreceklerdir.
(Başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında göreceklerdir.
Ve gözetleyedur. Onlar da yakında görecekler.
Ve gör neler olacak. Onlar da görecekler.
Ve seyret; (azabı) yakında göreceklerdir.
Gör onları, yakında (azabı) göreceklerdir.
Onları gözetle, başlarına neler geleceğini görecekler.
Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.