Sâd Suresi 35. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

35. Ayet

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكًا لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Süleyman, “Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbim demişti, beni yarlıga ve bana öyle bir saltanat ver ki benden sonra hiçbir kimse nail olamasın o saltanata, şüphe yok ki senin vergin, ihsanın, boldur.

Besim Atalay (1965)

Dedi ki: «Tanrım! Beni bağışla, benden sonra hiç kimsenin eremiyeceği bir mülk ver sen bana; evet sensin dileklere erdiren»

Cemal Külünkoğlu

(Süleyman:) “Rabbim, beni bağışla! Bana, (Sen'in yolunda) hizmet için öyle bir hükümdarlık lütfet ki, benden sonra kimseye nasip olmasın. Şüphesiz ki Sen, bütün isteklere (dualara) karşılık verensin.”

Cemil Said (1924)

"Yâ rabbî benim kusurlarımı ’afv it ve bana bir kudret vir ki benden sonra kimse böyle bir kudreti hâiz olmasun sen murâd viricisin!" didi.

Diyanet Vakfı

Süleyman: Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki, "Rabbim beni bağışla. Bana, benden sonra kimsenin ulaşamıyacağı bir yönetim ver. Sen Bahşedensin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya rab! bana mağrifet buyur ve bana öyle bir mülk bağışla ki ardımdan kimseye yaraşmasın, şübhesiz sensin bütün dilekleri veren vehhab sen, dedi

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Süleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi.

Emrah Demiryent

Dedi ki: “Rabbim! Bana mağfiret buyur ve bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk bahşet. Şüphesiz ki sen, kullarına, karşılıksız olarak ihsanlarda bulunan, sonsuz lütuf ve ikram sahibisin.”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Hz. Süleyman:) "Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak (başka birisinin bir daha ulaşamayacağı) bir mülkü (maddi imkân ve iktidarı) bana hibe-armağan edip (büyük lütfuna ulaştır!) Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin" (diye yalvarmıştı. Evet, Hakkı ve adaleti yürütmek, halka hizmet, hayra rehberlik etmek ve bu yolla Allah’ın rızasına erişmek maksadıyla Mevlâ’dan imkân ve iktidar istenebilir ve bu yönde çalışmalıdır.)

Erhan Aktaş

“Ey Rabb'im! Beni bağışla. Bana, benden sonra hiç kimsenin sahip olamayacağı bir mülk¹ bağışla. Kuşkusuz ki Sen, Bol Bol Bağışlayıcı'sın.” dedi.

Eski Anadolu Türkçesi

eyitti “iy çalabum! yarlıġa beni daħı baġışla baña pādişāhlıķ kim olmaya hįç kimseye benden śoñra. bayıķ sen sen gey baġışlayıciseñ.”

Hasan Basri Çantay

Dedi ki: «Ey Rabbim, beni yarlığa. Bana öyle bir mülk (-ü saltanat) ver ki o, benden başka hiçbir kimseye lâyık olmasın. Şübhesiz bütün muradları ihsan eden Sensin, Sen».

Hayrat Neşriyat

Dedi ki: “Rabbim! Bana mağfiret buyur ve bana, benden sonra hiç kimseye nasîb olmayacak bir saltanat ihsân et! Şübhesiz ki Vehhâb (çok ihsân edici) olan ancak sensin!”

İhsan Aktaş

(Süleyman,) “Ey Rabbim, dedi! Beni bağışla ve bana (senin yolunda hizmet için) öyle bir hükümdarlık lütfet ki, benden sonra (düşmanlarımdan) bir kimseye nasip olmasın. Şüphesiz sen, Vehhâbsin (bol ve karşılıksız verensin). (*)

İlyas Yorulmaz

“Rabbim! Beni bağışla. Benden sonra hiçbir kimseye gerekli olmayacak bir mülk ver. Her şeyi verip bağışlayan, elbette yalnızca sensin” dedi.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Süleyman dedi: "Çalabım! Beni yarlıga. Bana öyle bir hakanlık bağışla ki benden sonra kimse onun bir eşini daha elde edemesin. Çünkü en büyük bağışlayıcı Sensin.

İsmail Hakkı İzmirli

Süleyman «— Yâ Rab! Beni yarlığa, bana öyle bir mülk ve saltanat bahşet ki benden sonra hiçbir kimse ona nâil olamasın [⁵] çünkü çok bahşeden sensin [⁶]» dedi.

İsmail Yakıt

(Süleyman) “Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık bahşet. Muhakkak ki Sen Vehhâb’sın” dedi.

Kadri Çelik

Dedi ki: “Rabbim! Beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye yaraşmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.”

Abdullah Parlıyan

“Rabbim!” demişti. “Günahlarımı affet, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; şüphe yok ki sen, karşılıksız çokça verensin.

Kuran Yolu

35-38. “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik.

Mahmut Kısa

“Ya Rab! Sana kulluğumun bilincindeyim. Zulme ve küfre karşı gücüm yettiği kadar çalıştım. Yine de Sana layık bir şekilde hakkıyla kul olamadım. Eksik ve noksanlarım, kusur ve kabahatlarım var. Affınla, lutfunla, rahmet ve merhametinle mağfiretini isterim. Bağışla beni ya Rab! Bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık bahşet ki, sürekli fitne ve kargaşa çıkaran bu şer odakları karşısında dimdik ayakta durabileyim! Hiç kuşkusuz sen, sonsuz lütuf ve ikram sahibisin.”

Mahmut Özdemir

-“Rabbim! Beni bağışla! Bana, benden sonra kimseye gerekli olmayan bir mülk / iktidar / yönetim / hükümranlık hibe et! Sen, Vehhâb’sın / Karşılıksız Veren’sin” dedi.

Mehmet Çakır

" Ya Rab!. N'olur beni bağışla. Bana öyle bir güç ver ki benden sonra kimse ona eremesin! Artık verici sensin. " dedi.

Mehmet Çoban

"Ey Rabbim! Beni bağışla! Bana benden sonra kimseye layık olmayacak bir hükümranlık ver! Şüphesiz sen tövbeleri kabul eden, katından çok verensin!" dedi.

Mehmet Okuyan

“Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümdarlık ver (lütfet)! Şüphesiz ki bolca veren sensin, sen!” demişti.

Mehmet Türk

34,35. Yemin olsun Biz Süleyman’ı tahtının üstüne bir ceset bırakarak (bir şekilde) imtihan ettik.¹ Sonra o, (Rabbine) hakkıyla yönelerek: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlık ver. Şüphesiz tek karşılıksız veren, sensin.” dedi.²

Muhammed Esed

“Rabbim!” demişti, “Günahlarımı affet, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; ³³ çünkü sen lütuf sahibisin!”

Mustafa Çavdar

Ardından şöyle yalvardı: – Rabbim, beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık lütfet, zira sen sonsuz bir lütuf ve ihsan sahibisin! 2/201

Ahmet Tekin

“Rabbim, beni koruma kalkanına al, bağışla. Bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık, bir devlet hibe et. Sen yalnız sen, en çok bağışlayansın.” dedi.

Mustafa İslamoğlu

“Rabbim!” demişti, “Bana mağfiret eyle! Bana, benden sonra hiç kimsenin üstlenmeye lâyık olmadığı bir iktidar ver:[⁴⁰⁷⁶] çünkü Sen, evet Sensin cömertçe bahşeden!”

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Yarabbi! Bana mağfiret buyur ve bana bir mülk bağışla ki, benden sonra hiçbir kimseye lâyık olmasın. Şüphe yok ki, Sen'sin çok bağışlayan, Sen.»

Orhan Kuntman

"Ey Rabbim, beni bağışla, bana -benden sonra kimsenin eremeyeceği- mülk ve hükümranlık ihsan et! Şüphe yok ki bağışlarda bulunan ancak sensin Sen" diyerek niyazda bulundu.

Osman Fırat

"Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir mülk ver; çünkü sen lütuf sahibisin!" dedi.

Şaban Piriş

-Rabbim, beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık ver. Bol bol bağışta bulunan şüphesiz sensin!

Satıraltı Meal (1534)

Eyitdi: Yā Rabb, baña günāhum baġışla ve bir pādişāhlıḳ baña baġışla kihīç kimseye lāyıḳ olmasa benden ṣoñra, didi. Taḥḳīḳ sensin raḥmet baġışla‐yıcı.

Suat Yıldırım

“Ya Rabbî! ” dedi, “affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayacak bir hakimiyet lutfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bol olan vehhabsın! ”

Süleyman Ateş

Rabbim, dedi, beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sensin o çok lutfeden, Sen!"

Süleyman Tevfik (1927)

Ve: "Yâ Rabbî! Beni 'afv ve mağfiret it. Bana bir melek ihsân it ki, benden sonra kimseye onun misli müyesser olmaya. Tahkîk sen ihsân idicisin" didi.

Süleymaniye Vakfı

“Sahibim, suçumu affet ve bana öyle bir hakimiyet ver ki benden sonra kimse ona ulaşamasın. Çünkü çokça bağışta bulunan Sensin” dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: "Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık lütfet. Şüphesiz, sen çok ihsan sahibisin."

Ümit Şimşek

“Rabbim, beni bağışla,” dedi. “Ve bana öyle bir saltanat ver ki, benden başka hiç kimseye nasip olmasın. Şüphesiz bütün nimetleri bağışlayan Sensin.”

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle yakardı: "Rabbim, affet beni! Benden sonra kimseye yaraşmayacak bir mülk/saltanat ver bana! Kuşkusuz sensin, evet sensin Vahhâb!

Ali Bulaç

'Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.'

Ali Fikri Yavuz

Şöyle dua etti: “- Ey Rabbim! beni bağışla. Bana öyle bir mülk ver ki, benden sonra hiç kimsede olmasın. Muhakkak ki sen, bütün dilekleri verensin = Vehhâb'sın.”

Bahaeddin Sağlam

“Ya Rabbi! Beni affet, benden sonra hiç kimseye yaramayacak bir iktidar bana ver. Her şeyi gerçekten veren Sen’sin,” dedi.

Bayraktar Bayraklı

O şöyle dedi: “Ey Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir mülk ver. Şüphesiz bağışlayıcı sadece sensin.”