Sâd Suresi 39. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

39. Ayet

هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

“İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu, bizim vergimizdir demiştik, istersen sayısız olarak sen de ihsan et; istersen elini yum, verme.

Besim Atalay (1965)

İşte budur verdiğimiz, istersen sayısız ver, istersen sıkı davran

Cemal Külünkoğlu

(Ve ona dedik ki: Ey Süleyman!) “Bu Bizim sana lütfumuzdur. İstersen sen de (eksilir endişesine kapılmadan ve) hiçbir hesap yapmadan onlardan başkasına verebilirsin, istersen hiç vermezsin. Her iki durumda da sorguya çekilecek değilsin.”

Cemil Said (1924)

"İşte sana ’atiyelerimiz bunlardır, istediğine vir, istediğinden dirîğ it sen hesâbını virecek değilsin" didik.

Diyanet Vakfı

«İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik.

Edip Yüksel

"Bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut, tükenmez."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte, dedik: bizim atâmız artık diler kerem et, diler imsâk hisabı yok

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik.

Emrah Demiryent

(Ve Süleymân’a şöyle buyurduk:) “Bu (nimetler), bizim sana ihsanımızdır, (sana lütfettiğimiz nimetler hususunda, serbestçe tasarruf yetkisine sahipsin) dilediğine ver, dilediğine verme, (kesinlikle) sana (bu hususta) hesap sorulmayacaktır.”

Abdullah-Ahmet Akgül

İşte bu, Bizim sana ikramımız ve bağışımızdır. (Ey Süleyman) Artık (tercih senin, istersen) ikram edip ver, veya (bir kısmını elinde) tut (ve biriktir,) sana hesap sorulmayacaktır.

Erhan Aktaş

Bu Bizim verdiklerimizdir. Artık hesabı sana kalmış, dilediğine ver veya verme.

Eski Anadolu Türkçesi

“uşbu atamuzdur pes virgil yā ŧutġıl śorusuz.”

Hasan Basri Çantay

(Dedik ki:) «Bu, bizim vergimizdir. Artık (dilediğine) hesabsız ver, yahud tut (kıs)».

Hayrat Neşriyat

Bu bizim ihsânımızdır; artık ister (dilediğine) hesabsız olarak ver, ister tut!

İhsan Aktaş

Ve ona (Süleyman’a) dedik ki: “Bu (musahhar kıldıklarımız) bizim lütfumuzdur. Hiçbir hesap yapmadan (hizmetinde çalışanlardan) dilediğini serbest bırakabilir, dilediğini de yanında tutabilirsin.

İlyas Yorulmaz

Bunlar sana bizim bağışladıklarımız. Bunlara iyilik yaparak salabilirsin veya istediğin kadar kendi elinde de tutabilirsin.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İşte bu, Bizim vergimizdir. İster tutarsın, ister verirsin, hesabı yoktur.

İsmail Hakkı İzmirli

Süleyman! «— Bu devlet, bizim vergimizdir, artık istediğine bol nimet ver, istediğine verme, tut. Ondan hesap olunacak değilsin [⁹]».

İsmail Yakıt

“İşte bu Biz’im ihsanımızdır. Artık ister dilediğine hesapsızca verirsin istersen elinde tutarsın” dedik.

Kadri Çelik

“İşte bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. (Ey Süleyman!) Artık dilersen (başkalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”

Abdullah Parlıyan

Ve O'na “Bu devlet ve bu saltanat bizim sana hediyemizdir. Sana verilen bu nimetlerden dilediğine hesapsız ver, veya elinde tut serbestsin” dedik.

Kuran Yolu

“Bu bizim bağışımızdır; hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut” (dedik).

Mahmut Kısa

“Ey Süleyman!” dedik, “Bu nîmetler, Bizim sana armağanımızdır; ister onları başkalarına dağıt, istersen elinde tut, bu konuda sana hesap sorulmayacaktır.”

Mahmut Özdemir

Bu bizim verişimizdir. Artık karşılıksız ver veya hesap dışı tut!

Mehmet Çakır

Bütün bunlar, bizim ikramımız. İster bırak ister sal sana sorgu sual yok dedik.

Mehmet Çoban

Süleyman’a, "İşte bu bizim sana ihsanımızdır. Artık yönettiklerine ister hesapsızca ver ister verme!" dedik. Verdiğimiz yetkileri, zenginlikleri değerlendirmeyi ona bıraktık! Bu konuda ona baskı yapmadık!

Mehmet Okuyan

Bütün bu (verdiklerimiz ona) lütfumuzdur. “İster (dilediğine) ver (serbest bırak); ister hesapsız bir şekilde (elinde) tut!” (demiştik).

Mehmet Türk

(Ve ona Ey Süleyman!): “İşte bütün bunlar senin başkalarına hesapsızca verip vermemeyi, kendine bıraktığımız ihsanımızdır.” (dedik.)

Muhammed Esed

[Ve ona dedik:] “Bu Bizim hediyemizdir, onu hiçbir hesap yapmadan başkalarına dilediğin gibi vermen yahut elinde tutman sana kalmıştır!”

Mustafa Çavdar

Ey Süleyman işte bütün bunlar bizim sana sınırsız bir lütfumuzdur. İster onları serbest bırak istersen elinde tut. 34/12...14

Ahmet Tekin

İşte bunlar bizim ihsanımız. Artık ister başkalarına ikram et. İster elinde tut. Bunun hesabı sana sorulmayacak.

Mustafa İslamoğlu

(Ve ona şöyle dedik): “İşte bu Bizim ikramımızdır; artık onu ister hiçbir hesap yapmadan karşılıksız ver,[⁴⁰⁷⁹] istersen elinde tut!”

Ömer Nasuhi Bilmen

(Dedik ki:) «Bu Bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesapsız ikram et ve tutuver.»

Orhan Kuntman

(ve ona) "İşte bunlar bağışımızdır, dilediğin gibi kullan, sorumlu değilsin" dedik.

Osman Fırat

Bunlar sana verdiklerimizdir. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahutverme...

Şaban Piriş

Bu, bizim hesapsız bağışımızdır. İster ver, ister tut.

Satıraltı Meal (1534)

Bu bizüm baḫşişümüzdür. Pes vir kime dileseñ ḥisābsuz, yā elüñi dut.

Suat Yıldırım

Buyurduk: “Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır. ”

Süleyman Ateş

Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya verme, hesapsızdır. (dedik).

Süleyman Tevfik (1927)

"Bu bizim 'atâ ve ihsânımızdır. Bilâ hesâb istediğine vir ve istediğinden imsâk it." didik.

Süleymaniye Vakfı

Bu, bizim sana ikramımızdır; başkasına ister ver, ister verme, hesabı sorulmayacaktır.

Ahmet Varol

Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya tut. (Bunun) bir hesabı yoktur.

Ümit Şimşek

“Bu bizim armağanımızdır,” dedik. “İster ver, ister tut; hesabı sorulmaz.”

Yaşar Nuri Öztürk

Bu, bizim lütfumuzdur; ister ver, ister elinde tut. Hesap yok...

Ali Bulaç

'İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.'

Ali Fikri Yavuz

(Biz buyurduk ki): “- Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesabsız olarak ver, yahud tut (verme, ey Süleyman).

Bahaeddin Sağlam

“Bu, Biz’im sana ikram ettiğimiz sonsuz ihsanımızdır. İster (başkasına) ver, ister tut.” (dedik.)

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, bizim ihsanımızdır. “Sen onu ister dilediğine ver, ister verme, sorulmazsın” dedik.