27. Ayet
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَۚ
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik.
Öğüt ve ibret alsınlar diye biz, andolsun ki, bu Kur'an'da her çeşit örnek getirmedeyiz insanlara.
27,28. Biz bu Kur'anda ihsanlar için her bir örnekten açıklamışız, olur ki, onlar öğüt alırlar, Arâpça olarak, iğrilik bulunmayan Kur'an indirdik, ola ki sakınalar
Andolsun ki, düşünüp akıllarını başlarına alsınlar diye Biz, bu Kur'an'da insanlar için temsil ve kıssalar yoluyla her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak deliller sunduk, her türden örnekler verdik.
Bu Kur’ân’da insânlara bir çok meseller îrâd itdik. Tâ ki düşünsünler.
Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik.
Biz bu Kuran'da, insanlara, her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar
Yemin ederim ki bu Kur'anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik, gerek ki iyi düşünsünler
Yemin ederim ki, bu Kur'ân'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler.
Kasem olsun ki, öğüt alsınlar diye, biz bu Kur’ân’da, insanlar için her türlü misali verdik.
Andolsun Biz bu Kur’an’da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için (çeşitli problemlerin çözümüne dair) her bir örnekten vermiş (huzur ve kurtuluş çarelerini göstermişiz)dir. (Gerçekleri ve başlarına gelecekleri en uygun misallerle izah etmişizdir. Ki Kur’an’daki misaller, ilerideki sorunların çözümüne örnek teşkil edecektir.)
Ant olsun ki Kur'an'da insanlar için her konudan örnekler verdik. Umulur ki böylece öğüt alırlar.
daħı beyān eyledük ādemįlere uşbu ķur’ān içinde [246b] her bir meŝelden ola kim anlar ögütleneler.
Andolsun ki biz bu Kur'anda insanlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, her misâlden (örnekler) gösterdik.
And olsun ki, bu Kur'ân'da, insanlar için her çeşit misâlden getirdik; tâ ki ibret alsınlar.(1)
Gerçekten (üzerinde) düşünsünler diye biz, bu Kur’an’da insanlar için (temsil ve kıssalar yoluyla) her türden (dolaylı anlatım tarzını kullanarak) örnekler verdik.
Biz bu Kur’an da her türlü misali, insanlar için anlattık. Belki düşünürler!
Biz bu Kur’an da insanlar için örneklerin her türlüsünü verdik, öğütlensinler diye.
* Halk nasihat kabul etsinler, diye bu Kur/an/da onlara her şeyden misal getirdik.
Andolsun Biz, düşünüp öğüt alırlar diye bu Kur’an’da her türlü misali verdik.
Şüphesiz biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp düşünürler diye insanlar için her türlü örnekten verdik.
İşte biz bu Kur'ân'da üzerinde düşünsünler diye, insanların önüne her çeşit örnek getirmekteyiz.
Muhakkak ki biz, düşünüp ders alsınlar diye insanlar için bu Kur’an’da her türlü örneği ortaya koyduk.
Doğrusu Biz bu Kur’an’da, insanlara hakîkati tüm berraklığıyla göstermeye yetecek her türden ibret verici misaller, apaçık ve çarpıcı örnekler verdik ki, bu ayetler üzerinde düşünüp öğüt alsınlar. Diğer bir deyişle:
And olsun her misâlden bu Kur’ân’da İnsanlar için örnek verdik! Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.
Resulüm biz, insanlara bu Kuran’da her türlü örneği verdik. Artık düşünmeleri gerekir.
Düşünüp öğüt alsınlar diye insanlar için her türlü örneği verdik!
Yemin olsun ki biz (gerçeği) hatırlasınlar diye bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği verdik. [*]
Şüphesiz Biz bu Kur’an’da insanlara belki düşünüp (inanırlar) diye her türlü örneği getirdik.
İŞTE Biz, bu Kur’an’da üzerinde düşünsünler diye insanların önüne her türlü örnek olayı ³³ koyduk;
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye bu Kuran’da insanlar için, her türlü misali verdik. 18/54, 30/58
Andolsun ki, biz, bu Kur'ân'da insanların iyiliği, kurtuluşu için dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretini düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara sunduk.
DOĞRUSU Biz (hakikati) bu ilâhî mesajda,[⁴¹³¹] belki düşünüp ders alırlar diye insanlara her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak aktardık;[⁴¹³²]
Andolsun ki, nâs için bu Kur'an'da meselin her türlüsünden irâd ettik, gerek ki onlar iyi düşünsünler.
Andolsun ki insanlar öğüt alsınlar diye biz Kur'an'da her çeşit örnekler verdik
Ve biz öğüt alsınlar diye bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik.
Biz bu Kur'an'da, insanlar için, düşünsünler diye her türlü misali verdik.
Taḥḳīḳ biz urduḳ ādemīlere bu Ḳur’ān içinde her meẟelden, illā kim anlar ögütleneler, didük.
Gerçekten Biz, insanlar düşünüp akıllarını başlarına alsınlar diye bu Kur'ân'da, her türlüsünden temsiller getirdik. [30, 28; 29, 43; 18, 54]
Andolsun biz, bu Kur'an'da insanlara, öğüt almaları için her temsili anlattık.
Onlar belki mütenebbih olurlar içün bu Kur'ân'da nâsa her dürlü meselleri darb itdik.
Biz bu Kur’an’da insanlar için her konuyu örnekledik ki akıllarını başlarına toplasınlar.
Andolsun biz, belki öğüt alırlar diye bu Kur'an'da insanlara her tür örneği verdik.
İyice düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur'ân'da insanlara her türlü misali vermişizdir.
Yemin olsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.
Andolsun, biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik.
Gerçekten biz bu Kur'an'da, insanlar için her şeyden misal getirdik; olur ki (onlardan) öğüd alırlar.
Andolsun! Biz bu Kur’anda, insanlar için her nevi örneği sunduk. Ki düşünüp idrak etsinler.
Biz bu Kur'ân'da insanlara, öğüt alsınlar diye her türlü örneği verdik.