33. Ayet
وَالَّذ۪ي جَٓاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَالَّذ۪ي جَٓاءَ بِالصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
Doğrulukla gelen kişiye ve onun doğru olduğunu tasdik edenlere gelince: Onlardır çekinenlerin ta kendileri.
Gerçekle gelen de, onu gerçekleyen de, işte bunlar sakınçlardır
(Allah'tan) doğruyu getiren (resul) ve onu (gereği gibi) doğrulayanlara gelince; işte onlar Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlardır.
Doğrıyı söyleyen ve doğrıya inanan her ikisi de muttakîdirler.
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir
Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler
Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar kötülükten korunan müttakilerdir.
Doğruyu getirene (peygambere) ve onu tasdik eden (mü’min) lere gelince... İşte onlar takva sahipleridir.
(Mutlak) Doğruyu (Kur’an’ı) getirip (sizi bâtıldan Hakka yönelten) ve onu tasdik edip (sadakat gösterenlere gelince;) işte onlar müttaki olanların (ve gerçek mutluluğa ulaşanların) ta kendileridir.
Doğruyu getirenler¹ ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
daħı ol kim getürdi ŧoġruyı ya'nį ķur’ān’ı daħı ŧoġru duttı anı anlardur muttaķılar.
Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvâye erenlerin ta kendileridir.
Doğruyu getirene (peygambere) ve onu tasdîk edene gelince; işte onlar gerçekten takvâ sâhibleridir.
Gerçek (vahiy ve Kur’an) ile (size) gelen ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte onlar (şirkten ve her türlü kötülükten ruhlarını ve vicdanlarını) koruyanların ta kendileridirler. *
Doğru olanı getiren ve o doğruyu doğrulayıp tasdik eden, işte onlar (cehennem ateşinden) korunanlardır.
O kimse ki doğruyu getirir, onu doğrular, işte bu gibiler sakınanlardır.
Gerçek din getirenle onu tasdik edenler yok mu, işte sakınanlar, onlardır [¹].
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar sorumluluk bilincine sahip olanların tâ kendileridir.
Doğruyu getiren ve doğrulayanlar (var ya), işte onlar takva sahibi olanlardır.
Doğruyu getiren peygamber ve O'nu tasdik edip peşinden giden mü'minlere gelince, işte yollarını Allah ile bulanlar bunlardır.
Gerçeği getiren kişiye ve onu tasdik edene gelince, işte takvâ sahipleri onlardır.
Öte yandan; doğruluğun, adâletin ta kendisi olan bu Kur’an’ı sürekli gündeme getiren ve tüm kalbiyle onu benimseyip destekleyen kimselere gelince; işte, dünyada ve âhirette zilletten, perişanlıktan ve ilâhî gazaptan korunabilenler, yalnızca bunlar olacaktır.
Sıdk / Doğruluk ile gelmiş ve onu tasdik etmiş olanlar, işte Müttakîler / Sakınıp Korunanlar onlardır.
Doğru söyleyenler, doğruya doğru diyenler, kendilerini sağlama almış demektir.
Size gerçekleri açıklayan, kitabımızı okuyan, elçimiz Muhammed’i ve kitabımızdaki gerçekleri tasdik ederek inananlar; işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte [muttakî]ler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.
Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlara¹ gelince; işte onlar, Allah’tan hakkıyla sakınanlardır.
Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah’a karşı sorumluluklarının [tam] bilincinde olanlardır!
Bu Kuran’ı ve onu getireni tasdik edenlere gelince işte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. 24/51
Doğru söz ile, Kur'ân ile gelen ve doğru sözü, Kur'ân'ı tasdik edenler, onlar, işte onlar Allah'a sığınanlar, emirlerine yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minlerdir.
Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.
O zât ki, doğruyu ve onu tasdik ettiler, işte muttakîler olan, onlardırlar.
Gerçeği getirince, (Hz. Peygamber, Kur'an’ı tebliğ edince) onu tasdik edenlere (müminlere) gelince işte onlar, takvaya erenlerin ta kendileridir!
O kimse ki doğrulukla geldi ve doğruyu (Kur’an’ı) da tasdik etti işte bunlar Allahtan hakkıyla çekinenlerdir.
Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.
Daḫı ol kimse ki girçeg‐ile geldi. Daḫı girçege inandı. Anlardur müttaḳīler.
Ama, hak ve gerçeği getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte her türlü fenalıktan korunanlar onlardır.
Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.
Sıdk ile gelen (sâhib-i Kur'ân) ve onı tasdîk idenlerdir ki muttakîlerdir.
Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.
Doğruyu getiren ve onu doğrulayana gelince işte onlar takva sahipleridir.
Hakkı getiren ile onu doğrulayanlar ise, kötülüklerden korunmuş olanlardır.
Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.
Doğruyu (Kur'an'ı) getiren (Hz. Peygamber s.a.s.) ve O'nu tasdik eden (müminler) ise, işte bunlar takva sahibi kimselerdir.
Doğru bilgi (vahy) ile gelen ve doğru bilgiyi doğrulayanlar, işte onlar (ruhlarını ve vicdanlarını) koruyanların ta kendileridirler.
Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte, takvâ sahipleri onlardır.[494]