70. Ayet
ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ عَل۪يمًا۟
Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ذٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ عَل۪يمًا۟
Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf ve ihsan, Allah'tandır ve Allah'ın her şeyi bilmesi yeter.
Bu Allahtan bir erdem, yetişir Allahın bilir olması
Bu, ihsan ve ikram Allah'ın lütfudur (ve nimetidir). Her şeyi hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
İşte Allâh’ın fazlı ve lütfi böyledir, ânın ’ilmi her şeye kifâyet ider.
Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf ALLAH'tandır. Bilen olarak ALLAH yeter.
İşte bu fazıl, Allahdan: Elverir ki bilen Allah olsun
Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
İşte bu fazıl (bol ihsan), Allah’tan (bir lütuf ve) nimettir. (Her şeyi hakkıyla) Bilici (ve amelleri değerlendirici) olarak Allah yeterlidir.
Bu, Allah'tan bir bağıştır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
şol eylük Tañrı’dandur; daħı ŧap oldı Tañrı bilici.
Bu, Allahdan bir lutf-ü inâyetdir. (Her şey'i) hakkıyle bilici olarak Allah yeter.
Bu lütuf, Allah'dandır! (Ona mazhar olanı) hakkıyla bilici olarak da Allah yeter!
İşte bu lütuf Allah’tandır. Ve her şeyi bilici olarak Allah yeter.
Bu mükâfaatlar Allah’dan bir lütuftur. Allah her şeyi bilen olarak yeter.
Bu büyük iyilik Allah’tandır. Allah’ın bilici olması yeter.
Bu inayet Allah/tan/dır [¹]. Allah/ın hakkiyle âlim olması elverir [²].
Bu lütuf Allah’tandır ve her şeyi en iyi bilen Allah yeter.
Bu (sevap) Allah'tan bir lütuftur. Bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf Allah'tandır ve herşeyi bilici olarak Allah yeter.
Bu lütuf Allah’tandır; bilen olarak Allah yeter.
İşte bu nîmetler, doğrudan doğruya Allah’ın lütfudur. Her şeyi bilen bir şâhit olarak, Allah yeter! İşte bu lütfu kazanmak için:
Bu Fazl / Lütuf, Allah’tandır. Bir bilen olarak Allah yeter.
Bu şerefi ise Allah'a borçlular. Artık daha neler var Allah bilir.
Bu lütuf Allah’tandır. Her şeyi bilen olarak Allah sizin için yeter.
O lütuf Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter.
İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Bilen olarak sana, Allah yeter.
Bu, Allah’ın lütfudur; ve hiç kimse Allah’ın sahip olduğu bilgiye sahip olamaz.
Bu bahtiyarlık Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter. 41/30...32
Bu lütuflar Allah'tandır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
Bu Allah’ın bir lutfudur; ve (bunu birinin bilmesi gerekiyorsa) her şeyi bilen Allah yeter.
İşte bu fazl, Allah Teâlâ'dandır. Ve Hak Teâlâ bihakkın bilici olarak kâfidir.
Bu büyük lutuf ise Allah katındandır. (Kimlerin bu ihsana layık olduğunu) bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf Allah’tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Bu bağış Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Ol kerem Tañrı Ta‘ālādandur. Yitişür Tañrı Ta‘ālānuñ bilmegi.
Bu, Allah'tan bir lütuftur. Bu lütfa lâyık olanların kadrini Allah'ın bilmesi yeter de artar!
Bu ni'met, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu, Allâh Te'âlâ tarafından bir lütuf ve keremdir. Bilici olarak Allâh kâfîdir. (Müstehak olanları bilir, kimsenin bildirmesine muhtâc değildir.)
Bu, Allah'ın ikramıdır. Bunu Allah biliyor ya o yeter.
Bu lütuf Allah'tandır. Bilici olarak Allah yeter.
Bu Allah'tan gelen lütuftur. Allah'ın herşeyi biliyor olması ise kâfidir.(26)
Böylesi bir beraberlik Allah'ın lütfudur. Her şeyi bilici olarak Allah yeter.
Bu fazl (lütuf ve ihsan), Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
İşte itaatkârlara yapılan bu ihsan Allah'dandır. Her şeyi bilici olarak Allah kâfidir.
Bu, Allah’tan büyük bir lütuf ve ikramdır. Her şeyi gören ve bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.