28. Ayet
وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُۜ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَم۪يدُ
O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye lâyık olandır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَهُوَ الَّذ۪ي يُنَزِّلُ الْغَيْثَ مِنْ بَعْدِ مَا قَنَطُوا وَيَنْشُرُ رَحْمَتَهُۜ وَهُوَ الْوَلِيُّ الْحَم۪يدُ
O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye lâyık olandır.
Ve öyle bir mabuttur ki onlar, tamamıyla ümitsizliğe düşerler de ondan sonra yağmur yağdırır ve rahmetini yayar ve odur onların işlerini tedbir ve tasarruf eden ve hamde layık olan.
Umutların kestikleri bir anda, bulut gönderip de rahmetini yayınlar, dost olan O'dur, öğülen de O
O, (insanlar) ümitsiz (ve çaresiz) kaldığı bir anda yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. Övülmeye layık gerçek dost ve koruyucu yalnız O'dur.
İnsânların ümîdlerini kat’ itdikleri bir zamânda kesretli bârân gönderen odur. Bu vecihle rahmetini ibzâl idiyor. Pür-şân ve şeref bir hâmîdir.
O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra, yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyık olandır.
Umutlarını kesmelerinden sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayandır. O, Övgüye Layık bir Dosttur.
Ve öyledir ki o, ümidi kesmişlerken feyz indirir ve rahmetini neşr eder, o öyle veliy öyle hamîddir
İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur. Övülmeye layık olan gerçek dost O'dur.
O (Allah ki, insanların, kuraklık sebebi ile) ümitsiz (ve çaresiz) kaldıkları bir anda (bulutlar vasıtasıyla) yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayandır. O, hakiki dost (ma‘bud) ve yardımcıdır, en mükemmel hamd ve övgülere yegâne layık olandır.
(Allah) O’dur ki, onlar (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir (ardından nimetlerini) ve rahmetini serip yayıverir. O, Veli’dir (her şeyin ve herkesin sahibi ve yöneticisidir), Hamîd’dir (yerde ve göklerde övülüp şükredilendir).
O, insanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayandır. Ve O, Gerçek Gözetici'dir, Övgüye Değer Yegâne Varlık'tır.
daħı ol oldur kim indürür yaġmurı andan śoñra kim nevmid oldılar daħı perekende eyler raḥmetin. daħı ol arķa viricidür ögülmiş.
O, (insanlar) ümidlerini kesdikden sonra, yağmuru indirmekde, rahmetini yaymakda olandır. O, hakıykî yâr, her hamde sezâvârdır.
Ve O, (insanlar) ümidlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayandır. Çünki O, Velî (hakiki dost ve yardımcı olan)dır, Hamîd (hamd edilmeye çok lâyık)tır.
Ve O dur ki, (insanlar) umutlarını kestikten sonra (yine) yağmuru indirir ve rahmetini her tarafa serip yayar. Övülmeye layık gerçek veli (her şeyin sahibi, kâinatın yöneticisi ve koruyucusu) da yalnız O’dur.
O, yağmuru kullarının ümitlerini kesmesinden sonra indirir ve rahmetini yeryüzüne yayar. Kullarını koruyan, sahip çıkan ve övülmesi gerekli olan yalnızca O dur.
Herkes artık ümidini kesmişken yağmuru indiren, esirgeyiciliğini yayan O’dur. O, koruyucudur, övülücüdür.
Kulları ümitsiz bir halde olduktan sonra yağmuru indiren, rahmetini de her yere dağıtan, O/dur. O, mü/minlerin yârıdır, işlerini görendir, övülmüştür.
O, insanların umutlarını kesmelerinin ardından yağmuru [ğayse] indiren, rahmetini yayandır [yenşuru]. O, Veliy’dir¹⁸, Hamîd’dir.
İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur. Övülmeye layık olan gerçek veli de O'dur.
O'dur ki, kulları ümitlerini kestikten sonra, yağmuru indirir, rahmetini her tarafa yayar. Gerçek dost ve yardımcı O'dur, eksiksiz övgülere layık olan da O'dur.
İnsanlar bütün ümitlerini yitirdikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayan O’dur. Gerçek dost ve koruyucu, her türlü hamde lâyık olan da O’dur.
Yağmura susamış gönüller tamamen ümitsizliğe düştükleri bir anda, gökten sağanak sağanak yağmur yağdıran ve böylece, yemyeşil bitkilerle, çeşit çeşit, rengârenk meyvelerle rahmetini her yana yayan O’dur. Evet, her türlü teşekküre, övgüye lâyık olan gerçek koruyucu, gerçek dost O’dur!
Umutsuzluğa kapıldıklarından sonra Yağmur’u indiren ve rahmetini yayan O’dur. O Hamîd Veliyy’dir.
Tam çaresizliğe düştükleri bir sırada bereketli yağmurları indirip sevgi sepeleyen de odur. Allah, şükretmeye değer biricik dosttur.
İnsanlar tohumlarını dikip umutsuzca yağmur beklerken, umutların bittiği anda yağmurları indiren, yağmurun bereketlerini her tarafa yayan Rabbinizdir. Rabbiniz insanlara dost olandır, övülmeye lâyık olandır.
O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O dosttur, övülmeye layık olandır.
İnsanlar, tam ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan Odur. Övülmeye layık olan gerçek dost da Odur.
O, [insanlar] bütün ümitlerini yitirdikten sonra yağmuru indiren ve [bu suretle] rahmetini sergileyendir: ³² çünkü [insanların] koruyucusu yalnız O’dur, hamd O’na mahsustur.
O, kuraklıktan dolayı insanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdırıp rahmetini yayandır. Çünkü O’dur koruyup gözeten, O’dur övgüye layık olan. 30/48...50
O, insanlar ümitlerini kestikten sonra toprağı suya doyuracak yağmuru aralıklarla indiren, rahmetiyle her şeyi canlandırandır. O övülmeye, şükredilmeye lâyık, hakiki hâmi, emirlerine itaat edilecek gerçek otorite, hakiki dosttur.
Ve O, (insanlar) tüm umutlarını yitirdikten sonra imdada yetişir, yağmuru indirir ve rahmetini yayar:[⁴³⁴⁰] zira O’dur (insanların) gerçek velisi, hamd O’na mahsustur.
Ve O, o (Hâlık-i Azîm)dir ki, ümitsizliğe düştüklerinden sonra, yağmuru indirir ve rahmetini neşreder ve O'dur velî, hamîd olan O'dur.
Allah -kulları- umud kestikten sonra yağmuru indirir, rahmetini yayar. Gerçek dost ve yardımcı, hamd'e layık olandır O!.. (Onun için fakir düşen kulları, Rablerine hamd ve sena, şükürden asla vazgeçmemeli, sabretmelidirler.)
O’dur ki (kulları) umutlarını kestikten yardımını sunandır, Ve rahmetini yayar. O velidir övülendir.
(Kulları) umutlarını kestikten sonra yağmur indirip, rahmetini yayan O'dur. Koruyup gözeten O'dur. Ham de layık olan da O'dur.
Ol Tañrı Ta‘ālā indürür yaġmurları ümīẕ kesdüklerinden ṣoñra. Daḫı döşerni‘meti ḫalḳa. Ol Tañrı ḳullarına iḥsān idicidür, müsteḥaḳḳ-ı şükrdür.
O'dur ki insanlar artık ümitlerini kestikten sonra yağmur indirir, rahmetini her tarafa yayar. O, gerçek dost ve hâmidir, bütün övgülere ve hamdlere lâyıktır.
O'dur ki (kulları) umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir, rahmetini yayar. O velidir, övülmüştür.
O Allâh'dır ki, insânlar tamamıyla ümîdini kesdikden sonra yağmurı indirir ve rahmetini dünyâya yayar. Allâh kullarının velîsi ve bizâtihi müstehakk-ı hamddir.
Herkes ümidini kesmişken yağmuru indiren ve ikramını yayan O’dur. O, asıl dosttur ve yaptığını güzel yapar.
Onlar ümit kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayan O'dur. O velidir (dosttur, kullarının işlerini yürütendir), çokça övülendir.
İnsanlar ümitlerini kesmişken yağmuru indiren ve rahmetini yayan da Odur. O her türlü övgüye lâyık olan gerçek dost ve gözeticidir.
O O'dur ki, kulları umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini yayar. Velî'dir O, Hamîd'dir.
O'dur ki, onlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini serip-yayar. O, Veli'dir, Hamid'dir.
Allah O'dur ki, (kullar) ümidi kesmişlerken yağmuru indirir, rahmet ve bereketini (her tarafa) yayar. O, (kendi ihsanı ile kullarına) Velî'dir, Hamîd'dir= hamd edilmeğe lâyıktır.
İnsanların boynu bükük ümitsiz olmalarından sonra, yağmur ile imdatlarına gelen, rahmetini yayan O’dur. O, çok mükemmel, övgüye layık bir veli ve sahiptir.
İnsanlar ümitsizliğe düştükten sonra yağmuru yağdıran ve rahmetini yayan O'dur. Kullarının işlerini düzenleyen ve övgüye lâyık olan da O'dur.