41. Ayet
وَلَمَنِ انْتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِمْ مِنْ سَب۪يلٍۜ
Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَمَنِ انْتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِمْ مِنْ سَب۪يلٍۜ
Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
Ve kim, zulme karşı savunursa bu çeşit kişileri suçlu saymaya bir yol yoktur.
Zulme uğrayıp da, öcünü alan için tutulacak yol yoktur
Her kim zulme uğradıktan sonra kendini savunup hakkını alırsa o kimse için kınama ve herhangi bir sorumluluk söz konusu olamaz.
Dûçâr oldığı zulümden intikâm alanlar ’itâb olunmaz.
Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.
Haksızlığa uğradıktan sonra hakları için direnenler kınanmazlar, cezalandırılmazlar.
Ve elbette her kim zulm olunduktan sonra öcünü alırsa artık onlar üzerine (ceza için) yol yoktur
Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseye gelince, işte onların aleyhinde ceza vermek için herhangi bir yol yoktur.
Kim zulme uğradıktan sonra kendini savunur da (haddi aşmadan) hakkını alırsa, onların aleyhinde (ceza vermek için) herhangi bir yol yoktur. (Onlar kınanmaz ve cezalandırılmazlar.)
Kim zulme (ve saldırıya) uğradıktan sonra (zalimler etkisiz bırakılıp cezalandırılmak suretiyle) nusret bulup (hakkını alır ve huzura kavuşursa), artık onlar (saldırganlar) aleyhine (işkence, hakaret ve temel insan haklarından mahrum etme gibi) bir yol ve izin verilmiş değildir.
Kim de haksızlığa uğradıktan sonra hakkını alırsa, onun aleyhine bir yol tercih edilmez.
daħı her kim öc ala žulm eylenildüginden śoñra anlar yoķdur anlaruñ. üzere hįç yol.
Kim kendisine (yapılan) zulmün ardından herhalde hakkını alırsa bunlar aleyhinde (mes'uliyyete) bir yol yokdur.
Kim de gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, işte onlar var ya, kendileri aleyhine (kendilerinin suçlanabileceği) hiçbir yol yoktur.
Kim zulme (haksızlığa, tecavüze vs.) uğradıktan sonra (meşru yoldan) hakkını alırsa, artık onlara (hakkını alanların aleyhine) yapılacak bir şey yoktur. *
Zulme uğradıktan sonra kendini savunanlar için, onlar üzerine ceza vermek için bir yol yoktur.
Herkim de kendine edilen bir kıyıcılık üzerine öc alacak olursa, ona karşı durulamaz.
Her kim zulme uğradıktan sonra zalimden haddi geçmeksizin öcünü alırsa onlara ceza vermek ve çıkışmak için hiçbir yol yoktur.
Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını ararsa, ona (ceza vermeye) bir yol yoktur.
Kim de zulme uğradıktan sonra intikam alırsa, onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.
Zulme uğradıktan sonra kendilerini savunup hakkını alan kimseye gelince; bunlara hiçbir suç isnat edilemez, kınanmaz ve cezalandırılmazlar.
Haksızlığa uğradığı için karşılık verenlere gelince, onlar aleyhine bir yol tutulamaz.
Fakat zulme uğradıktan sonra kendilerini savunanlar bundan dolayı hiçbir şekilde kınanamaz, suçlanamazlar.
Zulme uğradıktan sonra kim öç aldıysa / hak aldıysa, onların aleyhine bir yol yoktur.
Vaktiyle haksızlığa uğrayıp tekrar üstün konuma gelenlerin eli kolu bağlanamaz.
Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye başka bir yol yoktur. Artık o hakkını almıştır. Ötesi zulümdür.
Kim haksızlığa uğradıktan sonra hakkını alırsa, onlara herhangi bir yol (ceza) yoktur.
Zulme uğradıktan sonra kendisini savunanlara, cezâ vermek için bir yol yoktur.
Zulme uğradıklarında kendilerini savunanlara gelince; onlara hiçbir suç isnad edilemez:
Haksız bir saldırıya karşı dayanışma ile kendilerini savunanlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamazlar. 4/148
Zulme uğradıktan sonra, haklarını alanları, cezalandırmak için herhangi bir sebep yoktur.
Haksız bir saldırıya karşı meşru müdafaa dayanışması sergileyenlere gelince: onlar hiçbir yolla sorumlu tutulamazlar.
Ve her kim zulmolunduktan sonra hakkını alırsa artık onların üzerine bir yol yoktur.
Kim zulme uğradıktan sonra, (mukabelede bulunur ve) hakkını alırsa, bu kimselerin aleyhine yol yoktur. (Onlar ceza görmezler)
Zulme uğradıktan sonra (müdafaa için) yardımlaşanlara gelince: onlar aleyhine bir yol yoktur.
Zulme uğradıktan sonra öcünü alan kimse için, artık onların aleyhine bir yol yoktur.
Kim ki öz ḥaḳḳını alsa özine ẓulm olduḳdan ṣoñra, pes anlar üstine yolyoḳdur.
Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, bunlara hiç bir sorumluluk yoktur.
Kim zulme uğradıktan sonra kendini savunursa öylelerinin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmaz ve cezalandırılmazlar).
Zulüm gördükden sonra (onun misliyle mukâbele iderek) ahz-ı intikâm idenlere 'azâb ve 'ikâb yolu yokdur.
Her kim de kendine yapılan yanlıştan sonra hakkını alacak olsa, ona engel olunamaz.
Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa artık onların aleyhlerine bir yol yoktur.
Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseyi suçlamak için bir yol yoktur.
Zulme uğratılışı ardından kendini savunana gelince, böyleleri aleyhine yol aranamaz.
Kim zulme uğradıktan sonra nusret bulur (hakkını alır)sa, artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.
Kim, kendisine edilen zulümden sonra hakkını alırsa, artık böyleleri üzerine (ceza için) bir yol yoktur.
Fakat zulme uğradıktan sonra, kendini savunan olursa, işte onlara karşı bir kınama yolu bulunmaz.
Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.