Zuhruf Suresi 38. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

38. Ayet

حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَر۪ينُ

Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonunda bizim tapımıza geldi mi keşke der, seninle benim aramda doğuyla batı kadar bir uzaklık olsaydı, gerçekten de ne kötü arkadaşmış.

Besim Atalay (1965)

Bize geldiğinde, o diyecektir ki: «Keşke aramızda seninle, doğu, batı uzaklığı olsaydı, ne de kötü yoldaştır

Cemal Külünkoğlu

Sonunda bize geldiğinde, arkadaşı (olan şeyta)na: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı (da bu durumlara düşmeseydim)! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.

Cemil Said (1924)

Nihâyet huzûrumuza geldiği vakit "Kâşki benimle şeytân beynindeki mesâfe meşrık ile mağrib kadar ola idi bu ne fenâ arkadaş" diyecek.

Diyanet Vakfı

O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der.

Edip Yüksel

Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaş mışsın sen!" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet bize geldiği vakıt ah, der: keşke benimle senin aranda iki maşrık bu'du olsa idi! sen ne kötü arkadaşmışın

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.

Emrah Demiryent

Nihâyet, (o kâfir, yaptıklarının hesabını vermek üzere) bizim (manevi) huzurumuza geldiği zaman, (kendisini hak yoldan alıkoyan şeytanına,) “Keşke seninle benim aramda iki doğu (doğunun batıya olan uzaklığı ve batının doğuya olan uzaklığı) kadar, mesafe olsaydı (da seninle hiç karşılaşmasaydım, meğer) sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” der.

Abdullah-Ahmet Akgül

Sonunda o (şeytanlara ve şarlatanlara aldanan kişi, ahirette) Bize geldiği zaman (kendilerini kandırıp kullananlara): "Keşke benimle senin aranda iki Doğu (Doğu ile Batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)" deyip (suçlayacak ve pişmanlık duyacaklardır).

Erhan Aktaş

Nihayet o¹ Bize geldiği zaman: “Keşke seninle aramız iki doğu² uzaklığı kadar uzak olsaydı.” der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.

Eski Anadolu Türkçesi

tā ķaçan kim gele bize ya'nį kāfirler eyide “iy, keşki aramda daħı senüñ arañda ya'nį şeyŧān maşriķ-ıla maġrıb ıraķlıġımıssa! pes ne yavuz işdür!”

Hasan Basri Çantay

Nihayet o bize geldiği zaman dedi ki (der ki): «Keşki seninle benim aramda gün doğusu ile gün batısı kadar uzaklık olsaydı! (Sen) ne kötü arkadaş (mışsın)»!

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (o kimse şeytanıyla berâber) bize geldiğinde (şeytanına): “Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!” der.

İhsan Aktaş

Nihayet (Zikr’imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam ahirette) bize geldiği zaman (şeytanî kişiliğine ve kötü yoldaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda (yaz ve kış için farklı farklı olan) iki doğunun uzaklığı olsaydı. Meğer sen ne kötü bir yoldaşmışsın! "der. (Böylece onu suçlayıp pişmanlık duyacaktır).*

İlyas Yorulmaz

Taki o, aldatılmış kimse bize gelince, (hesap gününde) kendini aldatana “Keşke seninle benim aramda iki doğu kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın” der.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Günün birinde yoldaşıyla birlikte Bize gelince, şunu diyecektir: "Ne olurdu, benimle senin aranda Doğu ile Batı arası kadar uzaklık olsaydı! Meğer sen ne kötü yoldaş imişsin!"

İsmail Hakkı İzmirli

Nihayet o, yoldaşı ile beraber huzurumuza gelince yoldaşına «— Keşke aramız gün doğuşu ile gün batışı [²] kadar uzak olsaydı! Sen, ne kötü yoldaşmışsın!» diyecek.

İsmail Yakıt

Sonunda Biz’e geldiklerinde (arkadaşına), “Keşke seninle benim aramızda iki doğu¹³ [meşrikayn] kadar bir mesafe olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.¹⁴

Kadri Çelik

Sonunda bize geldiği zaman, “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Pek de kötü arkadaşmışsın sen” der.

Abdullah Parlıyan

Sonunda o yoldan çıkan kimse, bizim huzurumuza geldiği zaman kötü arkadaşına der ki: “Keşke benimle senin aranda, iki doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, seni hiç görmeseydim. Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın!”

Kuran Yolu

Sonunda o kişi bize gelince -şeytana hitaben- “Keşke seninle aramız doğu ile batı kadar uzak olsaydı!” der. Ne kötü arkadaş!

Mahmut Kısa

Ve sonunda, yargılanmak üzere huzurumuza geldiği zaman, şeytanlarına lânetler yağdırarak “Ah, keşke seninle benim aramda doğu ile batı kadar mesafe olsaydı da seninle hiç karşılaşmasaydım! Meğer sen ne kötü bir arkadaşmışsın! diyecektir.

Mahmut Özdemir

Sonunda bize geldiği zaman: -“Ah keşke benim ve senin aramızda İki Doğu’nun uzaklığı bulunsaydı! Ne kötü Yakın Arkadaş!” dedi.

Mehmet Çakır

Sonunda insan, huzurumuza gelince kendi şeytanına: " seni tanımaz olaydım. Ne belâ yoldaşmışsın meğer! "diye hayıflanır.

Mehmet Çoban

Dünya hayatını yalan üzerine yaşayanlar ahiretteki hesabımıza gelince; bütün gerçeklerin farkına varırlar. İşte o gün şeytana dostluk yapan kimse: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın!" der.

Mehmet Okuyan

(Arkadaşı), bize (huzurumuza) gelince (şeytana) “Ah, keşke benimle senin aranda iki doğular kadar uzaklık olsaydı; ne kötü arkadaşmışsın!” diyecektir.

Mehmet Türk

(Böyleleri,) sonunda Bizim huzurumuza gelince (kendi şeytanlaşmış kişiliklerine): “Keşke ikimiz birbirimize doğu ile batı¹ arası kadar uzak olsaydık. Meğer sen ne kötü dostmuşsun.”² der.

Muhammed Esed

Ama sonunda ³² [bu şekilde günaha batmış olan] kişi, [Hesap Günü] önümüze geldiği zaman, [öteki kişiliğine,] “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı ³³ kadar bir mesafe olsaydı!” diyecektir; şu öteki kişilik ne kadar da kötüymüş!

Mustafa Çavdar

Nihayet o kişi yoldaşıyla birlikte huzurumuza çıktığında: – Keşke seninle aramızda doğu ile batı kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir yoldaşmışsın! Der. 7/38-39, 14/21-22

Ahmet Tekin

Nihayet, Kıyamet günü bize geldiklerinde, arkadaşına: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı, sen ne kötü bir arkadaşmışsın.” der.

Mustafa İslamoğlu

En sonunda çıkıp huzurumuza geldiği zaman, (şeytanî kişiliğine) der ki: “N’olaydı, keşke benimle senin aranda doğuyla batı kadar bir mesafe olaydı. Meğer (uydusu olduğum) yoldaş, ne kadar da berbatmış.”

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet Bize geldiği zaman (o refikine) der ki: «Keşki benim ile senin aranda ki maşrıkın uzaklığı olsa idi, (sen) ne kötü refîk!»

Orhan Kuntman

Sonunda (kıyamet gününde huzurumuza) geldiğinde, (acı gerçek ile karşılaşır ve kendisini yoldan çıkaran şeytanına): "Keşke benimle senin arasında, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı da. (Seninle hiç karşılaşmamış olsaydın) meğer sen ne kötü arkadaşmışsın" der.

Osman Fırat

Nihayet bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin iki doğu kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.

Şaban Piriş

Nihayet, bize geldiği zaman:-Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!

Satıraltı Meal (1534)

Ḥattā ol vaḳt ki bize gele, eyide: Kāşki benümle senüñ arañda maġrib‐ilemaşrıḳ arasınca ola‐y‐dı. Ne yaman yoldaşsın, diye.

Suat Yıldırım

Ta ki huzurumuza gelinceye kadar böyle devam eder. Huzurumuza çıktığında arkadaşına: “Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı! Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın! ” der.

Süleyman Ateş

Nihayet (Zikr'imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam) bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hiç görmeseydim); meğer ne kötü arkadaş(mışsın sen)!"

Süleyman Tevfik (1927)

Karîni ile berâber huzûrumuza geldiği zamân: "Nolaydı aramızda meşrikle mağrib kadar uzaklık olaydı, sen ne kabîh karîn ve mesâhibsin." dir

Süleymaniye Vakfı

Huzurumuza gelince şöyle diyecektir: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı kadar bir mesafe olsaydı! Bu ne kötü bir birliktelikmiş!”

Ahmet Varol

Sonunda bize geldiğinde (şeytanına) der ki: "Keşke seninle benim aram iki doğunun uzaklığı kadar olsaydı! Meğer ne kötü bir yakınmışsın!

Ümit Şimşek

Nihayet huzurumuza geldiğinde, “Keşke seninle aramız iki doğunun(9) arası kadar uzak olsaydı! Sen ne kötü arkadaşsın!” der.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda bize geldiğinde, şeytan, yoldaşına şöyle der: "Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü yoldaşmışsın sen!"

Ali Bulaç

Sonunda bize geldiği zaman, der ki: 'Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).'

Ali Fikri Yavuz

Nihayet (Allah'dan göz yuman kâfir, şeytanla bir arada Mahşerde) bize geldiği zaman, (arkadaşı şeytana) şöyle der: “- Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı uzaklığı olaydı!... Sen ne kötü arkadaşmışsın!...”

Bahaeddin Sağlam

Nihayet o, (arkadaşı ile) huzurumuza geldiğinde: “Keşke benimle senin aranda iki doğunun (doğu ile batı) mesafesi kadar bir uzaklık olsaydı! Sen ne kötü bir arkadaşsın!” der.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda bize geldiklerinde, arkadaşına şöyle der: “Keşke benimle senin aranda iki doğu/dünya kadar uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!”