38. Ayet
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَر۪ينُ
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَر۪ينُ
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der.
Sonunda bizim tapımıza geldi mi keşke der, seninle benim aramda doğuyla batı kadar bir uzaklık olsaydı, gerçekten de ne kötü arkadaşmış.
Bize geldiğinde, o diyecektir ki: «Keşke aramızda seninle, doğu, batı uzaklığı olsaydı, ne de kötü yoldaştır
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşı (olan şeyta)na: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı (da bu durumlara düşmeseydim)! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.
Nihâyet huzûrumuza geldiği vakit "Kâşki benimle şeytân beynindeki mesâfe meşrık ile mağrib kadar ola idi bu ne fenâ arkadaş" diyecek.
O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der.
Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaş mışsın sen!" der.
Nihayet bize geldiği vakıt ah, der: keşke benimle senin aranda iki maşrık bu'du olsa idi! sen ne kötü arkadaşmışın
Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Nihâyet, (o kâfir, yaptıklarının hesabını vermek üzere) bizim (manevi) huzurumuza geldiği zaman, (kendisini hak yoldan alıkoyan şeytanına,) “Keşke seninle benim aramda iki doğu (doğunun batıya olan uzaklığı ve batının doğuya olan uzaklığı) kadar, mesafe olsaydı (da seninle hiç karşılaşmasaydım, meğer) sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” der.
Sonunda o (şeytanlara ve şarlatanlara aldanan kişi, ahirette) Bize geldiği zaman (kendilerini kandırıp kullananlara): "Keşke benimle senin aranda iki Doğu (Doğu ile Batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen)" deyip (suçlayacak ve pişmanlık duyacaklardır).
Nihayet o¹ Bize geldiği zaman: “Keşke seninle aramız iki doğu² uzaklığı kadar uzak olsaydı.” der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.
tā ķaçan kim gele bize ya'nį kāfirler eyide “iy, keşki aramda daħı senüñ arañda ya'nį şeyŧān maşriķ-ıla maġrıb ıraķlıġımıssa! pes ne yavuz işdür!”
Nihayet o bize geldiği zaman dedi ki (der ki): «Keşki seninle benim aramda gün doğusu ile gün batısı kadar uzaklık olsaydı! (Sen) ne kötü arkadaş (mışsın)»!
Nihâyet (o kimse şeytanıyla berâber) bize geldiğinde (şeytanına): “Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!” der.
Nihayet (Zikr’imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam ahirette) bize geldiği zaman (şeytanî kişiliğine ve kötü yoldaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda (yaz ve kış için farklı farklı olan) iki doğunun uzaklığı olsaydı. Meğer sen ne kötü bir yoldaşmışsın! "der. (Böylece onu suçlayıp pişmanlık duyacaktır).*
Taki o, aldatılmış kimse bize gelince, (hesap gününde) kendini aldatana “Keşke seninle benim aramda iki doğu kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın” der.
Günün birinde yoldaşıyla birlikte Bize gelince, şunu diyecektir: "Ne olurdu, benimle senin aranda Doğu ile Batı arası kadar uzaklık olsaydı! Meğer sen ne kötü yoldaş imişsin!"
Nihayet o, yoldaşı ile beraber huzurumuza gelince yoldaşına «— Keşke aramız gün doğuşu ile gün batışı [²] kadar uzak olsaydı! Sen, ne kötü yoldaşmışsın!» diyecek.
Sonunda Biz’e geldiklerinde (arkadaşına), “Keşke seninle benim aramızda iki doğu¹³ [meşrikayn] kadar bir mesafe olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.¹⁴
Sonunda bize geldiği zaman, “Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Pek de kötü arkadaşmışsın sen” der.
Sonunda o yoldan çıkan kimse, bizim huzurumuza geldiği zaman kötü arkadaşına der ki: “Keşke benimle senin aranda, iki doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, seni hiç görmeseydim. Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın!”
Sonunda o kişi bize gelince -şeytana hitaben- “Keşke seninle aramız doğu ile batı kadar uzak olsaydı!” der. Ne kötü arkadaş!
Ve sonunda, yargılanmak üzere huzurumuza geldiği zaman, şeytanlarına lânetler yağdırarak “Ah, keşke seninle benim aramda doğu ile batı kadar mesafe olsaydı da seninle hiç karşılaşmasaydım! Meğer sen ne kötü bir arkadaşmışsın! diyecektir.
Sonunda bize geldiği zaman: -“Ah keşke benim ve senin aramızda İki Doğu’nun uzaklığı bulunsaydı! Ne kötü Yakın Arkadaş!” dedi.
Sonunda insan, huzurumuza gelince kendi şeytanına: " seni tanımaz olaydım. Ne belâ yoldaşmışsın meğer! "diye hayıflanır.
Dünya hayatını yalan üzerine yaşayanlar ahiretteki hesabımıza gelince; bütün gerçeklerin farkına varırlar. İşte o gün şeytana dostluk yapan kimse: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
(Arkadaşı), bize (huzurumuza) gelince (şeytana) “Ah, keşke benimle senin aranda iki doğular kadar uzaklık olsaydı; ne kötü arkadaşmışsın!” diyecektir.
(Böyleleri,) sonunda Bizim huzurumuza gelince (kendi şeytanlaşmış kişiliklerine): “Keşke ikimiz birbirimize doğu ile batı¹ arası kadar uzak olsaydık. Meğer sen ne kötü dostmuşsun.”² der.
Ama sonunda ³² [bu şekilde günaha batmış olan] kişi, [Hesap Günü] önümüze geldiği zaman, [öteki kişiliğine,] “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı ³³ kadar bir mesafe olsaydı!” diyecektir; şu öteki kişilik ne kadar da kötüymüş!
Nihayet o kişi yoldaşıyla birlikte huzurumuza çıktığında: – Keşke seninle aramızda doğu ile batı kadar uzak bir mesafe olsaydı. Sen ne kötü bir yoldaşmışsın! Der. 7/38-39, 14/21-22
Nihayet, Kıyamet günü bize geldiklerinde, arkadaşına: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı, sen ne kötü bir arkadaşmışsın.” der.
En sonunda çıkıp huzurumuza geldiği zaman, (şeytanî kişiliğine) der ki: “N’olaydı, keşke benimle senin aranda doğuyla batı kadar bir mesafe olaydı. Meğer (uydusu olduğum) yoldaş, ne kadar da berbatmış.”
Nihâyet Bize geldiği zaman (o refikine) der ki: «Keşki benim ile senin aranda ki maşrıkın uzaklığı olsa idi, (sen) ne kötü refîk!»
Sonunda (kıyamet gününde huzurumuza) geldiğinde, (acı gerçek ile karşılaşır ve kendisini yoldan çıkaran şeytanına): "Keşke benimle senin arasında, doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı da. (Seninle hiç karşılaşmamış olsaydın) meğer sen ne kötü arkadaşmışsın" der.
Nihayet bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin iki doğu kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Nihayet, bize geldiği zaman:-Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!
Ḥattā ol vaḳt ki bize gele, eyide: Kāşki benümle senüñ arañda maġrib‐ilemaşrıḳ arasınca ola‐y‐dı. Ne yaman yoldaşsın, diye.
Ta ki huzurumuza gelinceye kadar böyle devam eder. Huzurumuza çıktığında arkadaşına: “Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı! Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın! ” der.
Nihayet (Zikr'imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam) bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hiç görmeseydim); meğer ne kötü arkadaş(mışsın sen)!"
Karîni ile berâber huzûrumuza geldiği zamân: "Nolaydı aramızda meşrikle mağrib kadar uzaklık olaydı, sen ne kabîh karîn ve mesâhibsin." dir
Huzurumuza gelince şöyle diyecektir: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı kadar bir mesafe olsaydı! Bu ne kötü bir birliktelikmiş!”
Sonunda bize geldiğinde (şeytanına) der ki: "Keşke seninle benim aram iki doğunun uzaklığı kadar olsaydı! Meğer ne kötü bir yakınmışsın!
Nihayet huzurumuza geldiğinde, “Keşke seninle aramız iki doğunun(9) arası kadar uzak olsaydı! Sen ne kötü arkadaşsın!” der.
Sonunda bize geldiğinde, şeytan, yoldaşına şöyle der: "Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü yoldaşmışsın sen!"
Sonunda bize geldiği zaman, der ki: 'Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).'
Nihayet (Allah'dan göz yuman kâfir, şeytanla bir arada Mahşerde) bize geldiği zaman, (arkadaşı şeytana) şöyle der: “- Keşke benimle senin aranda, doğu ile batı uzaklığı olaydı!... Sen ne kötü arkadaşmışsın!...”
Nihayet o, (arkadaşı ile) huzurumuza geldiğinde: “Keşke benimle senin aranda iki doğunun (doğu ile batı) mesafesi kadar bir uzaklık olsaydı! Sen ne kötü bir arkadaşsın!” der.
Sonunda bize geldiklerinde, arkadaşına şöyle der: “Keşke benimle senin aranda iki doğu/dünya kadar uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!”