75. Ayet
لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَۚ
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَۚ
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Azapları hafifletilmiyecek ve orada ümitsiz bir halde kalacaklar.
Eksiltilmez azapları onların, onlar orda umutsuzdur
Onların azapları hafifletilmeyecek ve onlar orada derin bir ümitsizliğe kapılacaklardır.
Onların ’azâbı tahvîf olunmayacak ve me’yûs olacaklardır.
74, 75. Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
Onlardan hafifletilmez ve onlar orada ümitsizdirler.
Kendilerinden o azâb gevşetilmez ve onlar onun içinde her ümidi kesmişlerdir
Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içersinde ümitsizdirler.
Onlardan (azap) hafifletilmez ve onlar, onun içinde (azaptan kurtulmaktan yana) ümitsizdirler.
Onlardan (azap asla) hafifletilmeyecektir ve orada onlar (kurtuluş ve huzur) umutlarını hepten kaybetmiş (kimseler olacaklardır).
Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.
yiynildilmeye anlardan daħı anlar anuñ içinde nevmįd olıcılardur.
(Bu azâb) onlardan hafifletilmeyecek. Onlar bunun içinde ümidsiz susacaklardır.
Kendilerinden (azab hiç) hafifletilmeyecektir ve onlar orada (o azâb içinde)ümidsizliğe düşmüş kimselerdir.
Onlardan (orada kaldıkları sürece azap) hafifletilmeyecek ve orada ümitsizlik içinde seslerini dahi çıkartamayacaklar.
Azap onlardan hafifletilmeyecek ve orada ümitlerini yitirecekler.
Onların azabı gevşetilmiyecek, onlar bu azabın içinde umutlarını keseceklerdir.
Azapları sükûnet bulmayacak [¹], onlar ümitsiz bir halde azapta kalacaklar.
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar orada ümitsizdirler [mublisûn].
Onlardan (azap) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
Bu azap, onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler.
74-75. Günaha batıp kalmış olanlar kuşkusuz cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecek ve (kurtuluştan) ümit kesip susacaklar!
Azapları asla hafifletilmeyecek ve orada, ümitsiz bir hâlde öylece kalacaklar!
Onlara hiç dindirilmez; orada ümitsiz kalmışlardır.
Acıları hiç dinmeyecek tam bir umutsuzluk içinde tükenecekler.
Cezaları hiç hafifletilmeyecektir. Artık onlar cehennemden kurtulmayacaklarının yıkıcı umutsuzluğunu tadarlar.
Azapları hafifletilmeyecektir. [*] Onlar orada (kurtuluştan) ümit kesmişlerdir.
Onların oradaki (azabı) hafifletilmeyeceği gibi onlar, orada ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırıp kalacaklardır.
bu [azap], onlar için hiç hafifletilmeyecek ve orada çaresizlik, ümitsizlik içinde kaybolup gidecekler.
Üstelik onların azabı hiç hafifletilmeyecek ve onlar derin bir ümitsizlik girdabına düşmüş olacaklar. 40/47...50
Onların azapları hafifletilmeyecek, cezalandırılmalarına ara verilmeyecek. Onlar, azap içinde, kurtuluştan ümitlerini kesecekler.
Onlardan (azap) hiç hafifletilmeyecek ve orada derin bir umutsuzluğa[⁴⁴¹⁶] kapılacaklar;
Onlardan (bu azab) hafifletilmeyecektir ve onlar bunun içinde şiddetli bir ümitsizliğe düşmüş kimselerdir.
Azaplarına -bir an bile- ara verilmeyecek ve onlar umudlarını yitirmiş olarak cehennemde kalacaklardır.
Onların azapları hafifletilmeyecek ve onlar azap içinde de (çıkacaklarına dair) ümitsizdirler.
Onların azabına hiç ara verilmez ve onlar orada ümitsiz kalmışlardır.
Anlar üstinden ‘aẕāb yeynilmez ve anlar anda raḥmetden ümīẕ keserler.
Azapları hiç gevşetilmeyecek, orada bütün ümitlerini yitirmiş olarak kalacaklardır.
(Azab) Kendilerinden hiç hafifletilmeyecektir. Onlar azab içinde umutsuzdurlar!
Onlardan bir an bile 'azâb tahfîf olunmaz. Onlar artık necâtdan me'yûsdur.
Azapları hafifletilmeyecek, orada umutlarını büsbütün yitireceklerdir.
Onlardan (azap) hafifletilmez ve onlar onun içinde ümitsizdirler.
Azapları hafifletilmez; orada ümitsizdirler.
Azapları hafifletilmeyecektir; onun içinde ümitsiz kalacaklardır.
Onlardan (azab) hafifletilmeyecek; orada umutlarını kaybetmiş kimselerdir.
Kendilerinden o azab hafifletilmez. Onlar bunun içinden (kurtulmaktan) ümidi kesmişlerdir.
Azap, onlardan asla gevşetilmeyecektir. Ve onlar orada ümitsiz olarak kalacaklardır.
Azapları hafiflemeyecek ve orada ümitsizlik içinde kalacaklardır.