24. Ayet
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ
“Denizi açık hâlde bırak.”[487] Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاۜ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ
“Denizi açık hâlde bırak.”[487] Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Deniz açılmışken öylece bırak, şüphe yok, onlar bir ordudur ki boğulacak.
«Denizi sâkin bırak, evet onlar boğulacak bir sürüdür!»
“Denizi yarıp (ashabını geçirdikten sonra) onu olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulmayı hak etmiş bir ordudur.”
23-27. Allâh âna: " ’İbâdımı gice vakti sevk it ânlar ta’kîb ideceklerdir. Deniz dalgalarını açık bırak düşman ordusı orada gark olacakdır. Ne kadar bağçe ve çeşmeleri, ekilmiş tarlaları ve müzeyyen ikâmetgâhları ve ekliyle ülfet itdikleri meyveleri var ise terk itdiler" buyurdı.
Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
"Denizi yarılmış olarak terket. Onlar boğulmaya mahkum bir ordudur."
Ve denizi açık bırak, çünkü onlar ordu halinde gelip gark olunacaklar
Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur."
(Sen ve sana tâbi olanlar karşı kıyıya geçtikten sonra,) denizi (o hâli ile) açık hâlde bırak. Çünkü onlar (denizde) boğulacak bir ordudur.”
(Siz geçtikten sonra) "Denizi (ikiye yarılıp arasında yol açılmış vaziyette) durgun ve açık bırakıp terk et, çünkü (Firavun ve ekibi) suda boğulacak bir ordudur" (ve artık felaket günleri gelmiştir).
Denizi olduğu hal üzere bırak.¹ Onlar, boğulacak olan bir ordudur.
daħı ķoġıl deñizi dölenmiş bayıķ anlar südür ġarķ olınanışlar.”
«Denizi (sen ve ashaabın selâmetle geçdikden sonra) durgun ve açık bırak. Çünkü onlar boğul (mıya mahkûm ol) muş bir ordudur».
“Ve (karşıya geçince asânla vurarak kapanmasını isteme,) denizi açık bırak! Çünki onlar suda boğul(malarına hükmedil)miş bir ordudur.”
Ve sen de (beraberindekilerle) bahrı (o büyük su kütlesini) rahatça terk edip geç! Muhakkak ki onlar boğulacak bir ordudur. *
Siz denizi kolaylıkla geçin. Sizi takip eden ordu kesinlikle denizde boğulacaktır.
Denizi ikiye bölünmüş olarak bırak. Çünkü onların ordusu boğulacaktır."
Denizi durgun [²] bırak, çünkü onlar boğulacak adamlardır.» dedik.
“Denizi sakin olarak terk et.⁹ Muhakkak ki onlar suda boğulacak bir ordudur.”¹⁰ çıkarmış olduğu ve etrafı saran radyasyon yüklü nükleer kara bulutları gösterirler.
“Denizi açık bırak. Doğrusu onlar, suda boğulacak bir ordudur.”
Denizi sen ve toplumun geçtikten sonra, açılmış durumda öylece bırak, çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
23-24. Rabbi şöyle buyurdu: “Kullarımı gece harekete geçir; kuşkusuz peşinize düşülecektir. Denizde açılan yolu olduğu gibi bırak, onlar boğulmaya mahkûm bir ordudur.”
“Kızıldeniz’e varınca, asânla vurup denizi ikiye ayır; inananlar karşıya geçtikten sonra da, Firavun ve askerlerinin arkanızdan gelmesi için deniziöylece ikiye ayrılmış bir hâlde bırak; çünkü bu ordu, kesinlikledenizde boğulacaktır!”
“Deniz’i açık olarak terk et! Onlar, suda boğulacak bir ordudur”.
Denizi de aralık bırak çünkü bütün askerler boğulacak. " nitekim boğuldular da:
"Denizde kuru bir yer aç! Sana inananlar emin bir şekilde geçsin! Ardınızdan Firavun’un ordusuyla geçerken denizi üzerlerine salıver. Çünkü Firavun seni takip ederek ordusuyla birlikte suda boğulmayı hak etti!"
Denizi rahatça terk edip geç! Şüphesiz ki onlar boğulacak bir ordudur.” [*]
23,24. (Allah:) “Kullarımı hemen geceleyin yola çıkart. Çünkü siz takip edileceksiniz. Sonra denizi geçerken acele etme.¹ Çünkü onlar, zâten suda boğulacak bir ordudur.” buyurdu.
ve denizi [seninle Firavun’un adamları arasında] öyle, olduğu gibi bırak: ¹² zaten onlar boğulmaya mahkum bir topluluktur!” dedi.
Sen denizi rahat bir şekilde geç ve yolu öylece bırak. Şu kesin ki o ordu mutlaka boğulacak. 10/88...92
”Karşıya geçince, denizi olduğu gibi açık bırak. Onlar, denizde boğulacak askerî erkân ve ordudur.”
Ziyanı yok, sen denizi rahat bir biçimde terk et! Onlar hakkındaki karar kesin: o ordu mutlaka boğulacak!”[⁴⁴⁴⁷]
Ve denizi hâli üzere bırak. Çünkü onlar boğulmuşlar olan bir ordudur.
(Asan ile yarılan) Denizi (sizler selametle geçtikten sonra) olduğu gibi -açık ve kuru- bırak ki, kuşkusuz onlar, suda boğulacak bir ordudur" buyurdu. (Böylece İsrailoğulları kurtuldu. Firavun ile kavmi ise suya gark oldu.)
"Denizi sukunetle terk et (korkuya kapılma). Onlar kesinlikle boğulacak bir ordudur.
Denizi durgun olarak terket, şüphesiz onlar, suda boğulacak bir ordudur.
Daḫı ḳoy deñizi yolları açuḳ. Anlar bir çeridür ki ġarḳ olacaḳlardur.
23, 24. Yüce Allah buyurdu: “Mümin kullarımla geceleyin çıkıp git. Muhakkak ki sizi takip edeceklerdir. Denizi yarıp maiyetini geçirdikten sonra, onu olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
"Denizi geçdikden sonra onı açık bırak. Fir'avn ve cemâ'ati (ona girüb) gark olacaklardır." buyurduk.
“Denizi de olduğu gibi bırak. Çünkü onlar, boğulacak bir ordudur.”
Denizi sakin bir halde bırak. Şüphesiz onlar boğulacak bir ordudur."
“Denizi sakin halde bırak. Onlar boğulmaya mahkûm bir ordudur.”
"Denizi açık bırak, çünkü onlar, boğulmaya mahkûm edilmiş bir ordudur."
'Denizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur.'
Denizi de (karşı yakaya geçtikten sonra, sana açılan yolu da kapamayıp) açık bırak; çünkü onlar (açık görecekleri bu yola girip) bir ordu halinde boğulmuş olacaklardır.”
“Ve denizi açık bırakarak git! Onlar gerçekten boğulacaklar.”
“Denizi sükûnetle geç/terk et; çünkü onlar boğulacak bir ordudur.”