Duhân Suresi 29. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

29. Ayet

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken ne gök ağladı onlara, ne yer ve mühlet de verilmedi onlara.

Besim Atalay (1965)

Ne onlara gök ağladı, ne de yer; zaman dahi verilmedi

Cemal Külünkoğlu

(Onların bu acıklı haline) gökyüzü ve yeryüzü (üzülüp) ağlamadı ve kendilerine mühlet de verilmedi (ve onlar kendi inat ve ihtiraslarıyla beraber boğulup gittiler).

Cemil Said (1924)

Semâvât ve arz ânlar içün ağlamadı. Ânların mücâzâtı te’hîr olunmadı.

Diyanet Vakfı

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

Edip Yüksel

Ne gök ve ne de yer onlara ağladı; ertelenmediler de.

Elmalılı Hamdi Yazır

Binnetice ne Gök ağladı üzerlerine ne Yer ne de imhal olundular

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.

Emrah Demiryent

Onlara (Firavun ve avenelerine) ne gök ne de yer ağladı. Kendilerine mühlet de verilmedi.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Firavun ve adamları öyle zalimdi ki) Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı (herkes helak edilmelerine sevindi) ve onlar(ın azabı da) ertelenmedi.

Erhan Aktaş

Onlara ne gök ağladı ne de yer. Ve onlara fırsat da verilmedi.

Eski Anadolu Türkçesi

pes aġlamadı anlaruñ üzere gök daħı yir daħı olmadılar mühlet virinilmişler.

Hasan Basri Çantay

Ne gök, ne yer onların üstüne ağlamadı. Onlara (aman ve) mühlet verilmedi.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine onlara, ne gök ne de yer ağladı! (Onlar) mühlet verilen kimseler de olmadılar!(1)

İhsan Aktaş

Ve üzerlerine ne gök ne de yer (sakinleri üzülüp) ağlamadı ve onlara (daha fazla) mühlet de verilmedi. *

İlyas Yorulmaz

Helak olanlara gök ve yer ağlamadı ve onları geride bekleyenler de olmadı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onlar için ne gök ağladı, ne de yer. Onlara göz açtırmadık.

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara ne gök, ne yer ağlamadı [⁴]. Onlara helikleri için de mühlet verilmedi.

İsmail Yakıt

Gök ve yer onların ardından gözyaşı dökmedi, onlara mühlet de verilmedi.

Kadri Çelik

Onlar için ne gök, ne yer ağladı ve onlar (azabı) ertelenenler de olmadı.

Abdullah Parlıyan

Onların yok oluşlarına ne gök, ne de yer sakinleri ağlamadı ve tevbe edebilmeleri için zaman da tanınmadı.

Kuran Yolu

Onlar için ne gök ağladı ne de yer. Kendilerine aman da verilmedi.

Mahmut Kısa

Firavun ve ordusu öyle büyük bir lânete uğramıştı ki, ne gök ehli ağladı arkalarından, ne de yeryüzü sâkinleri; kendilerine tövbe etmek için ikinci bir fırsat da verilmedi!

Mahmut Özdemir

Yer ve Gök onlara ağlamadı. Bakılacak / dikkate alınacak değildiler.

Mehmet Çakır

Ne gök yas tuttu onlar için ne de yer. Yüzlerine bakan bile olmadı.

Mehmet Çoban

Gökyüzü yeryüzü onların ardından ağlamadı. Onlara mühlette verilmedi.

Mehmet Okuyan

Gök ve yer onların ardından ağlamamıştı; [*] kendilerine zaman da tanınmamıştı.

Mehmet Türk

Onlar için gökte de yerde de hiç ağlayan olmadı¹ ve onlara göz bile açtırılmadı.

Muhammed Esed

onlara ne gök ne de yer ağladı ve ne de bir mühlet verildi. ¹³

Mustafa Çavdar

Onların ardından ne gök ağladı, ne de yer! Ne de cezaları ertelendi. 7/104...110, 10/88...92, 44/19...33

Ahmet Tekin

Gök ve yer onların gidişine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.

Mustafa İslamoğlu

Ne gök ağladı onlara ne de yer;[⁴⁴⁴⁹] ve ne de cezaları ertelendi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onların üzerine gök ve yer ağlamadı, ve bir mühlet verilmişler de olmadılar.

Orhan Kuntman

Onların helakine ne gök ağladı ne de yer! (Çünkü gök kapılarına yükselen sâlih amelleri yoktu ki, onların yokluğuna ağlasın, yeryüzünde Allah'a ibadet ettikleri yerler yoktu ki, onların kaybına ağlasın! Bu yüzden) Onlara mühlet de verilmedi. (Azapları, helakleri ertelenmedi.)

Osman Fırat

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

Şaban Piriş

Onlara ne gök ağladı, ne de yer! Hiç bekletilmediler.

Satıraltı Meal (1534)

Pes anlar üstine aġlamadı gökler, ne daḫı yirler. Daḫı anlara mühlet daḫıvirilmedi.

Suat Yıldırım

28, 29. İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık. Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de ağlamadı. Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi. [26, 59; 7, 137]

Süleyman Ateş

Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi.

Süleyman Tevfik (1927)

Onların helâkine semâ ve arz ağlamadı ve onlara mühlet dahî virilmedi.

Süleymaniye Vakfı

Firavun’a ve ordusuna ne gök ağladı, ne de yer. Onlara yeni bir fırsat da verilmedi.

Ahmet Varol

Onlara ne gök ne de yer ağladı. Kendilerine mühlet de verilmedi.

Ümit Şimşek

Gök ve yer onlara ağlamadı;(3) kendilerine süre de tanınmadı.

Yaşar Nuri Öztürk

Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine bakılmadı bile!

Ali Bulaç

Onlar için ne gök, ne yer ağladı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet (Firavun ve kavminin) üzerlerine ne gök ağladı, ne yer; ne de (azap bakımından) geciktirildiler.

Bahaeddin Sağlam

Ne gök ne de yer, onlara ağlamadı. Ve mühlet verilip bırakılacak olmadılar.

Bayraktar Bayraklı

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.