32. Ayet
وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَۚ
Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَم۪ينَۚ
Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
Ve andolsun ki İsrailoğullarını, bilerek bütün alemlerden üstün olmak üzere seçtik.
Biz bilgi üzerine, âlemlerin üstüne onları seçtik
Musa'ya bağlı olan (İsrailoğullarını gönderdiğimiz vahiy ile) o devirdeki diğer bütün insanlara üstün kıldık.
32,33. Biz ânları dünyânın tekmîl akvâmı meyânında bilerek intihâb iyledik ve mu’cizeler izhâr iyledik ki ânlar içün âşikâr bir delîl idi.
Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
Tüm halkın arasından özellikle onları seçtik.
Ve şanım hakkı için: biz onları bir ılim üzere âlemîne karşı ıhtıyar eylemiştik
Andolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere üstün kıldık.
Kasem olsun ki, biz onları (İsrâiloğullarını) bir ilim üzere, kendi dönemlerindeki milletlere üstün kıldık.
Andolsun Biz onları (İsrailoğullarını Tevrat sayesinde), bir ilim üzere (belki de yeni bilimsel keşiflerle) âlemler içinden seçip üstün hale getirmiştik.
Ant olsun ki onları¹ bilerek diğer âlemler üzerine tercih ettik.²
daħı bayıķ üyürdük anları bilmeg-ile ya'nį Tañrı bildügi-y-ile 'ālemler üzere.
Andolsun ki biz onlara — (hallerini) bilerek — (zamanlarındaki) âlemlerin üstünde bir imtiyaz vermişdik.
And olsun ki, onları (İsrâiloğullarını kendi asırlarındaki) âlemlerin üzerine (lâyık olduklarını) bilerek seçtik (de onlara üstünlük verdik).
Gerçekten (bizde olan) bir bilgi üzerine, onları, (esaretten kurtardığımız İsrailoğullarını bize itaatkâr ve doğru yolda oldukları dönemde çağdaşları olan) diğer topluluklara göre seçkin kıldık.
Bizde olan bir bilgi üzerine, İsrail oğullarını yeryüzündeki diğer insanlara tercih ettik.
Ant olsun ki Biz İsrailoğullarını bile bile bütün uluslardan üstün kıldık.
* Biz, İsrail oğullarını hallerini bilerek cihana ihtiyar etmiştik.
Andolsun Biz, onları bilerek âlemler üzerine seçkin kılmıştık.¹²
Şüphesiz biz onları bir ilim üzere âlemlere karşı üstün kıldık.
Andolsun ki, İsrailoğullarının durumunu bilerek, onları dünya milletlerinin üzerine seçip tercih ettik, onlar o devrin lider toplumu idiler.
32-33. Bunları, bilerek (çağdaşları olan) diğer topluluklara göre seçkin kıldık ve onlara, kendileri için apaçık imtihan içeren mûcizeler verdik.
İsrail Oğulları’nı kurtarmakla kalmadık, bu dâvâyı omuzlayıp insanlığa yol göstermeleri için onları bilerek seçtik ve kendi zamanlarındaki bütün diğer toplumlardan üstün kıldık.
And olsun onları Âlemler’e bilgi üzere (bilerek) seçtik!
Halbuki biz Firavunları, sahip oldukları bilgi gücü sayesinde dünyaya egemen kılmıştık.
İsrailoğullarını özgürlüklerine kavuşturarak ayetlerimizle güçlendirdik! Önlerini açarak âlemler içinde üstün bir yere getirdik!
Yemin olsun ki biz bir bilgiye göre onları (İsrailoğullarını) âlemlere (kendi zamanlarının inkârcılarına) seçkin kılmıştık. [*]
Biz, onları (kendi zamanlarında)¹ bilerek âlemlere üstün kıldık.
ve Biz onları bilerek bütün diğer toplumlardan üstün kıldık, ¹⁵
And olsun ki biz onları ilahi bir bilgiyle/vahiyle diğer milletlerin içerisinden seçmiştik. 7/104...110, 10/88.92, 44/19...33
Andolsun biz, İsrâiloğulları'na, bilerek, âlemlerin, ilâhî emirlere itaatkâr oldukları çağda ve bölgedeki insanların üstünde bir imtiyaz vermiştik.
Doğrusu onları, akıl sır ermez ilâhî bir bilgiye istinaden[⁴⁴⁵¹] çağdaşları olan tüm toplumlar içerisinden böyle seçmiştik;
Celâlim hakkı için onları (Benî İsrâil'i) bilerek âlemler üzerine mümtaz kılmıştık.
Ve yine Andolsun ki biz onları, -bir hikmet ile- o zamanki âlemlere (kavimlere) üstün de kıldık.
Ve biz, onları bir bilgi üzere âlemlere tercih ettik.
Onları bir ilim üzerinde toplumlar üzerine seçkin kıldık.
Daḫı biz iḫtiyār itdük Benī İsrā’īl nebīlerini ‘ilmümüz‐ile ‘ālemler üstine.
Mûsâ'ya bağlı olanları da, durumlarını bilerek, o devirdeki bütün insanlara üstün kıldık.
Andolsun biz, onları bir bilgiye göre alemlere üstün kıldık.
Ve onları, istihkâklarını bildiğimiz cihetle zamânlarındaki 'âlemler üzerine mümtâz kıldık.
Aslında onları(Firavun ve halkını), kendilerindeki bir ilimden dolayı herkese tercih de etmiştik.
Andolsun ki biz onları bir bilgi üzere alemlere üstün kıldık.
Biz onları bilerek o zamanın milletlerine üstün kıldık.
Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde âlemlere üstün kılmıştık.
Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.
Celâlim hakkı için, biz İsraîloğullarına, bildiğimiz gibi, âlemlerin üstünde hayır vermiştik.
Andolsun! Biz, bir bilgi üzere o İsrailoğullarını insanlardan üstün kıldık.
Andolsun, biz bilerek İsrâiloğulları'nı çağların insanlarına tercih ettik.