59. Ayet
فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ
Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ
Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Artık gözetle, bekle; şüphe yok ki onlar da gözetlemedeler, beklemedeler.
Sen bekliyesin, onlar da bekliyorlar
(Hala akıllarını kullanmazlarsa) artık sen (onların başına gelecekleri) bekle! Unutma ki, onlar da (senin anlatılanlarının ne zaman boşa çıkacağını) beklemektedirler.
Sen ânları (kâfirleri) dâimâ nazar-ı dikkatden dûr tutma zîrâ ânlar da seni nazarlarından dûr tutmuyorlar.
(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.
O halde gözet çünkü onlar gözetiyorlar
Artık sen onların başlarına gelecekleri bekle: Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar.
Artık sen, (sana gelecek yardımı ve onların başlarına gelecekleri) bekle. Onlar da (senin başına gelecekleri gözleyip) beklemektedirler.
Öyleyse artık Sen, (zalimlerin ve Siyonist kavimlerin başlarına gelecekleri) gözleyip bekle!.. (Zira) Onlar da (korku ve endişe içinde) beklemektedirler.
Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.
pes göz dut ya'nį kāfirler helākine bayıķ anlar göz dutıcılardur.
Artık (onların başına inecek azâbı) gözetle. Çünkü onlar (senin felâketini) bekleyicidirler.
O hâlde (eğer dinlemezlerse, onların helâkini) gözetle; doğrusu onlar da (senin başına bir şey gelmesini) gözetleyicidirler.
Artık sen, (sana gelecek yardımı ve onların başlarına gelecekleri) gözleyip bekle. Şüphesiz onlar da (senin başına gelecekleri) gözleyip durmaktadırlar.
Sen sonucu bekle. Onlarda bekleyecekler.
Artık onları gözle, çünkü onlar da gözliyeceklerdir.
Artık onlara gelecek azabı gözetle, onlar da sana fenalık gelmesini gözetliyorlar.
O hâlde sen onları gözetle/gözden uzak tutma, muhakkak ki onlar da seni gözetlemektedirler.
Artık gözet, şüphesiz onlar da gözeticilerdir.
Öyleyse gözetleyip bekle, başlarına ne geleceğini… Şüphe yok ki onlar da ne olacak diye beklemekteler…
Kuşkusuz onlar bekliyorlar, sen de bekle!
Öyleyse, sen çağrıya devam et ve Rabb’in neler gösterecek, onu bekle;zaten onlar da başlarına gelecek azâbı bekliyorlar!
Gözetleyip bekle! Onlar da gözetleyip beklemektedir.
Artık beklemede kal. Çünkü onlar beklemede.
Biraz bekle, onlar da beklemektedirler.
Sen (durumu bekleyip) gözetle; şüphesiz ki onlar da gözetlemektedir.
O halde sen (onların başlarına gelecekleri) biraz bekle. Zâten onlar da beklemekteler.
Öyleyse [geleceğin ne getireceğini] bekle: unutma, onlar da bekliyorlar. ³⁵
Şimdi bekle gör onların başına neler geleceğini zaten onlar da senin başına gelecekleri bekliyorlar. 11/39, 25/42, 102 tekasür suresi
Artık sen, sana gelecek yardımı, onların başlarına gelecekleri gözle. Onlar da senin başına gelecekleri gözleyip durmaktadırlar.
Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!
Artık gözet, şüphe yok ki, onlar gözeticilerdir.
Öyle ise bekle! (Onların üzerine inecek azabı gözetle, şimdilik onların eziyetlerine katlan) Onlar da (senin yenilgini boşuna) beklemektedirler. (Çok yakında Allah’ın yardımının kime erişeceğini anlayacaklardır)
Ve gözetle... Kesinlikle onlarda gözetlemektedirler
O halde bekle zaten onlar da bekliyorlar.
Pes muntaẓır ol anlara gelecek ‘aẕāba. Anlar daḫı ṣaḳlaşurlar.
O halde neticeyi bekle! Zaten onlar da senin başına bir felaket gelmesini can atarak beklemektedirler. [58, 21; 40, 51-52]
Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).
(Eğer onlar bundan mütenebbih olmazlar ise) Sen onlara gelecek 'azâba intizâr it. Onlar da (senin mevtine veyâ mağlûbiyetine) muntazırdırlar.
Sen onları takip et, onlar da seni takip edeceklerdir.
Artık sen (onların başlarına gelecekleri) gözle. Onlar da gözlüyorlar.
Artık neticeyi bekle; onlar da bekliyorlar.
Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.
Öyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar.
Artık (onların helâkini) bekle; çünkü onlar (senin helâkini) bekliyorlar.
Bekle! Onlar da bekliyorlar. (Kimin haklı olduğu ortaya çıkacaktır.)
Öyleyse bekle, çünkü onlar da bekliyorlar.[545]