Câsiye Suresi 18. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

18. Ayet

ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلٰى شَر۪يعَةٍ مِنَ الْاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَٓاءَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ

Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra seni, dine ait bir şeriata sahip ettik, artık uy ona ve bilmeyenlerin dileklerine uyma.

Besim Atalay (1965)

Sonra seni, din işinde bir yol üzere kıldık, sen o yolda gidesin, bilgisiz olanların uyma havalarına

Cemal Külünkoğlu

Sonra (Ey Muhammed!) Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (şeriat) verdik. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma!

Cemil Said (1924)

Ândan sonra biz seni rasûl intihâb itdik ve sana bir şerî’at virdik. Sen âna tâbi’ ol, hiçbir şey bilmeyenlerin arzularına tâbi’ olma.

Diyanet Vakfı

Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.

Edip Yüksel

Sonra sana da din konusunda bir yasa verdik; sen ona uymalısın, bilmeyenlerin keyfine uyma.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra emirden bir şerîat üzere seni me'mur kıldık, onun için sen o şerîate ittiba' eyle de ılmi olmıyanların hevalarına uyma

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.

Emrah Demiryent

Sonra seni de din hususunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy (maya devam et. Allah’a ortaklar koşmak gibi bir sapkınlığı, inanç hâline getirerek, ilâhî hükümleri reddeden, seni kendi bâtıl inançlarına çağıran, o haddi aşmış olan) câhillerin (müşriklerin) isteklerine uyma.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Ey Resulüm!) Sonra Seni de (Hakk Dini ve huzur prensipleri) işinden bir şeriat üzere (memur) kıldık (görevlendirdik). Sen (her hususta) ona (İslam Şeriatına) tâbi ol ve asla bilmeyenlerin (cahillerin) nefsi hevâsına tâbi olma! (Ki İslam Dini Allah’ın adalet ve saadet hükümleridir.)

Erhan Aktaş

Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat¹ sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin² hevalarına³ uyma.

Eski Anadolu Türkçesi

andan eyledük seni bir yol üzere işden işinden pes uy aña daħı uyma nefsi dileklerine anlaruñ kim bilmezler.

Hasan Basri Çantay

Sonra (Habîbim) seni de (dîn) emr (in) den bir şeriatın üstüne me'mur kıldık. O halde sen ona tâbi' ol. Bilmezlerin hevâ (ve heves) lerine uyma.

Hayrat Neşriyat

Sonra da seni o emir hakkında (din husûsunda) bir şeriat (bir yol ve usûl) üzerinde kıldık.(1) Artık (sen) ona tâbi' ol; ve bilmeyenlerin (nefsânî) arzularına uyma!

İhsan Aktaş

(Ey Resulüm!) Sonra seni de bu emirden (din ve dünya işlerinde insanların uyacakları) bir şeriat (hukuk ve hayat sistemi) üzerinde kıldık; öyleyse sen (yalnız) ona uy ve sakın (hakikati) bilmeyenlerin hevalarına (tutku, istek ve kuruntularına) uyma. *

İlyas Yorulmaz

Sonra sana da (yeryüzünde) yapacağın işlerde takip edeceğin bir yol (şeriat) belirledik, o yola uy. Bilmeyenlerin arzularına uyma.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Sonra sana din işlerinde bir töre edindirdik. Artık ona uy. Sakın kendini bilmezlerin dürtülerine kapılma.

İsmail Hakkı İzmirli

Sonra seni din işinde şeriat sahibi [⁵] kıldık. Artık sen buna tâbi ol [⁶], tevhidi bilmeyenlerin arzularına uyma.

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) seni de (din ve dünya) işinde kaynağa götüren bir yola [şeri’at]⁶ sahip kıldık. Öyleyse ona tabi ol, bilmeyenlerin heva ve heveslerine/arzularına tabi olma.

Kadri Çelik

Sonra seni de bu emirden (dinden) bir şeriat üzerinde kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin hevalarına uyma.

Abdullah Parlıyan

Sonra da ey Muhammed! Seni her türlü iş ve yönetimde bir yol ve hakhukuk düzeni üzere görevlendirdik. Artık sen de o düzene uy, gerçekleri bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma.

Kuran Yolu

Sonra seni de bu konuda ilâhî vahye dayalı bir yola koyduk. Onu izle, bilmeyenlerin arzularına uyma!

Mahmut Kısa

Sonra ey Muhammed, seni de bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri bu dinde yeni bir hukuk düzeni, bir şeriat ile görevlendirdik ve hepinizi, kıyâmete kadar insanlığı aydınlatacak bu yasalara itaat etmekle yükümlü kıldık; o hâlde, ona uy, ilâhî hükümleri reddeden câhillerin arzu ve heveslerine uyma!

Mahmut Özdemir

Sonra yine seni Emr’den bir şeriat / bir yol üzere kıldık. Bundan böyle ona uy! Bilmez kimselerin hevâlarına uyma!

Mehmet Çakır

Sonra seni de bu yolun yolcusu yaptık. Artık sen de bu yolu izle. Sakın ola cahillerin keyfine göre hareket etme.

Mehmet Çoban

Sana da yaşayacağın düzenin yasalarını gönderdik! Gönderdiğimiz yasalara uy! Gerçeklerden habersiz olanların arzularına ve heveslerine uyarak yasalarımızdan ayrılmak gibi bir hataya düşme! Böyle yaparsan kendini zora sokarsın!

Mehmet Okuyan

Sonra da seni iş (din) konusunda bir [şeriat] [*] (kanun) sahibi kıldık. Sen ona uy; [*] bilmeyenlerin isteklerine uyma!

Mehmet Türk

Sonunda seni de buyruğumuzdan bir şeriat¹ sahibi kıldık. Sen sadece ona uy ve sakın (hakkı) bilmeyenlerin arzularına uyma.²

Muhammed Esed

Ve son olarak ¹⁷ [ey Muhammed,] seni [imanın] hedefini gerçekleştireceğin bir yola ¹⁸ koyduk: O halde bu [yolu] izle ve [hakikati] bilmeyenlerin ¹⁹ boş arzu ve heveslerine uyma.

Mustafa Çavdar

Sonra sana emrimizden din ve dünya işleriyle ilgili konularda bir yol/şeriat gösterdik. Artık sen bu yolu izle sakın hak ve hukuk bilmeyenlerin yoluna uyma! 2/120, 5/48, 42/13

Ahmet Tekin

Bir de, seni, din, devlet, ekonomi, sosyal ve ferdî hayat ile ilgili bir şeriatı öğretmeye, yaşamaya, uygulamaya, benimsetmeye memur olarak hazırlayıp görevlendirdik. Bilmeyenlerin, bilgi toplumu olmayanların şahsî arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma.

Mustafa İslamoğlu

Son olarak seni de, (değişmeyen) evrensel buyruğun parçası olan (değişken) bir şeriat üzere kıldık:[⁴⁴⁸³] o yolu izle, sakın ha (kendini) bilmezlerin keyfî yargılarına uyma!

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra seni (din) emrinden bir şeriat üzerine (memur) kıldık. Artık sen ona tâbi ol, bilmezler olanların hevâlarına tâbi olma.

Orhan Kuntman

(Ey Muhammed) sonra seni de apaçık bir şeriat sahibi kıldık, o halde sen O’na tabi ol (müşriklerden yüz çevir) o kendini bilmezlerin hevâ heveslerine iltifat etme.

Osman Fırat

Sonra da seni emrimizden olan işler konusunda bir şeriat üzerine koyduk ve sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.

Şaban Piriş

Sonra sana da, emrimiz ile bir yol gösterdik. Ona uy. Bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Satıraltı Meal (1534)

Andan ṣoñra ḳılduḳ seni bir şerī‘at üzere dīn emrinde. Pes uy aña. Daḫıhevāsına uyma bilmeyen kişilerüñ.

Suat Yıldırım

Sonra din işinde, seni ayrı bir şeriat yoluna koyduk. Sen ona tâbi ol, gerçeği bilmeyenlerin keyiflerine uyma. [42, 13-15]

Süleyman Ateş

Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.

Süleyman Tevfik (1927)

Sonra, Yâ Muhammed! Seni emr-i dînde bir şerî'at üzerine kıldık ki ona tâbi' ol. Müşriklerin hevâlarına tâbi' olma.

Süleymaniye Vakfı

Sonra seni bir kurala (şeriata) göre görevlendirdik; sen ona uy; kendini bilmezlerin arzularına uyma.

Ahmet Varol

Sonra seni de bu işte bir şeriat üzere kıldık. Ona uy ve bilmeyenlerin arzularına uyma.

Ümit Şimşek

Biz seni dinde geniş bir yol üzere kıldık. Artık ona tâbi ol; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Yaşar Nuri Öztürk

Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şerîat/bir yol-yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!

Ali Bulaç

Sonra seni bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.

Ali Fikri Yavuz

Sonra (Ey Rasûlüm), seni dinden bir yol (şeriat) üzere görevli kıldık. Onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmıyanların arzu ve isteklerine tabi olma.

Bahaeddin Sağlam

Sonra seni vahiyden gelen bir şeriat (yasa) üzere koyduk. Sen artık o şeriata uy ve bilmeyen o cahillerin heva ve heveslerine uyma!

Bayraktar Bayraklı

Sonra sana da emrimizden bir yasa belirledik; artık ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma!