Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onlardan seni dinleyenler de var, sonunda yanından çıkınca kendilerine bilgi verilenlere, demin ne söylüyordu o derler; öyle kişilerdir onlar ki Allah, gönüllerini mühürlemiştir onların; onlar, kendi havalarına, dileklerine uymaktadır.
Besim Atalay (1965)
Bunların içlerinde öyleleri vardır ki seni dinlerler, senden ayrılınca, bilgili bulunan kimselere: «O, şimdi ne söyledi?» diyenler vardır; işte Allah bunların gönüllerin damgaladı, onlar da uydular havalarına
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) O (müşrik)lerden seni dinlemeye gelenler de var. Sonra senin yanından çıktıkları zaman, (ashaptan) kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: “O demin ne söyledi?” diye sorarlar. İşte onlar, kalplerini (kötü niyetlerinden dolayı) Allah'ın mühürlediği, kendi heva ve heveslerine uyan kimselerdir.
Cemil Said (1924)
Yâ Muhammed! Ânlardan ba’zıları gelüb seni dinlerler. Halbuki senin yanından gitdikden sonra sâhib-i ’ilim olanlara "Bu ne söylüyor?" dirler. Ânların kalbleri üzerine Allâh mühür vaz’ itmişdir, hevâ ve heveslerine tâbi’ olurlar.
Diyanet Vakfı
Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara «Az önce ne demişti?» diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
Edip Yüksel
Onlardan bazıları var ki seni dinlerler. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Bu, demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte bunlar, ALLAH'ın kalplerini damgaladığı kimselerdir ve onlar heveslerinin ardına düşmüşlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlardan seni dinlemeğe gelen de var, hattâ yanından çıktıklarında kendilerine ılim verilmiş olanlara derler ki: «o, demin ne söyledi?» Bunlar öyle kimselerdir ki Allah kalblerini tab'etmiştir de hep hevaları ardına düşmektedirler
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ey Muhammed! Onlardan seni dinlemeye gelenler de var. Senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: "O demin ne söyledi?" diye sorarlar. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Onlar sadece kendi heva ve heveslerine uyarlar.
Emrah Demiryent
Onlardan (munâfıklardan) kimi gelip seni dinler (gibi davranmaktadır). Fakat senin yanından çıkıp gittikleri zaman, (ashaptan) kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla, “O demin ne söyledi?” diye sorarlar. İşte onlar, (hakkı inkâr etmeleri ve haddi aşmaları yüzünden) Allah’ın kalplerini (manen) mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Ey Nebim!) Onlardan (münafıklardan) kimi gelip Seni dinler (gibi davranmaktadır). Hatta ki yanından çıkıp gittikleri zaman, (Ehl-i Kitaptan olup kendilerine biraz) ilim verilenlere: "O (adam) biraz önce ne söyledi? Ne demek istedi?" (diye sorup alay konusu yapmaktadırlar.) İşte onlar var ya; Allah onların kalplerini mühürlemiş durumdadır ve onlar kendi hevâ ve arzularına uymuşlardır.
Erhan Aktaş
Münafıklardan kimisi de seni dinliyormuş gibi gözükür. Senin yanından ayrıldıktan sonra, kendilerine ilim verilenlere:¹ “O, biraz önce ne dedi?²” dediler. İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürledikleri ve hevalarına³ tabi olan kimselerdir.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ķulaķ dutar sendin yaña. ķaçan çıķdılar ķatundan eyittiler anlara kim virinildiler 'ilm “ne nesene söyledi şimdi?” şunlar anlardur kim mühr urdı Tañrı göñülleri üzere daħı uydılar nefsleri dileklerine.
Hasan Basri Çantay
Onlardan öyle kimseler vardır ki seni dinler (ler). Nihayet yanından çıkdıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara «O, demin ne söylediydi ha?» derler. Onlar öyle kişilerdir ki Allah kalblerinin üzerine mühür basmışdır. Onlar hevaa (ve heves) lerine uymuşlardır.
Hayrat Neşriyat
Onlardan seni dinleyen kimseler de vardır. Fakat senin yanından ayrıldıkları zaman, kendilerine ilim verilmiş olanlara (sahâbelere, alaylı bir şekilde): “Az önce ne demişti?” derler. İşte onlar öyle kimselerdir ki, (isyanlarındaki bu ısrarları yüzünden) Allah kalblerini mühürlemiştir. Çünki (onlar nefislerinin) arzularına uymuşlardır.
İhsan Aktaş
Ve onlar arasında seni dinliyor (muş gibi davranmakta) olanlar var, ama yanından ayrıldıktan sonra kendilerine bilgi verilmiş olanlara (tebliğ ettiğin mesajı anlamış olanlara, küçümseyici bir edayla) ""O (Muhammed) şimdi ne söyledi?” derler. İşte onlar, (o inkâr ve sapkınlığı tercih etmelerinden dolayı) Allah’ın (kendilerinin melekler âleminde tanınmaları için) kalblerinin üzerine (akıl merkezi olan beynin korteksleri üzerine manen) damgaladığı (üzerlerine manevi izler bıraktığı), kendi bencil arzularına uymuş olan kimselerdir. *
İlyas Yorulmaz
Onlardan senin yanından çıkıncaya kadar seni dinleyenler var. Çıktıktan sonra kendilerine ilim verilenlere burun kıvırarak “Bu ne söylüyor” derler. İşte böyleleri Allah’ın kalplerini kapattıkları ve arzularına uyan kimselerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Onlar arasında öyleleri vardır ki önce seni dinlerler, yanından çıktıktan sonra da kendilerine bilim verilenlere: "Demin ne demişti o?" derler. İşte onlar Allah’ın yüreklerini katılaştırdığı kimselerdir. Onlar kendi dürtülerine kapılmışlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
Bazı kimseler vardır ki sana kulak verirler. Nihayet yanından çıkınca sahabeden ilme nâil olanlara istihza ile «— O, biraz evvel ne demişti!» derler [⁵], işte onlar öyle kimselerdir ki Allah kalplerine mühür basmıştır, kendileri de heveslerine tâbi olmuşlardır.
İsmail Yakıt
İçlerinden sana kulak verenler vardır. Fakat onlar senin yanından çıktıkları zaman, (alaylı bir eda ile) kendilerine ilim verilmiş [ûtu’l-ilm] kimselere⁷: “Az önce ne söyledi?” derler. İşte, Allah’ın kalplerinin üzerine mühür vurdukları ve heveslerine/arzularına tabi olan kimseler onlardır.
Kadri Çelik
Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp gittikleri zaman kendilerine ilim verilenlere derler ki: “O biraz önce ne söyledi?” İşte bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlemiş olduğu, kendi heveslerine uyan kimselerdir.
Abdullah Parlıyan
Ve onlardan seni dinler gibi görünenler de var. Sonunda yanından çıkınca, kendilerine gerçek ilim verilmiş olanlara, seni çekiştirmek ve dinlediklerini küçümsemek amacıyla, az önce O ne söyledi diye sorarlar. İşte bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar, her zaman sadece kendi tutku ve arzularına uymuşlardır.
Kuran Yolu
İçlerinden sana kulak verenler de var. Nihayet senin huzurundan ayrılınca, bilgi sahiplerine, “Biraz önce ne söyledi?” diye sorarlar. İşte Allah bunların kalplerini mühürlemiştir, arzularının peşine takılıp gitmektedirler.
Mahmut Kısa
İçlerinde, Kur’an okurken sana kulak verenler de var fakat hakîkate ulaşmak gibi samîmî bir niyete sahip olmadıklarından, onu gereğince anlayamazlar.Nitekim, senin yanından ayrılır ayrılmaz, kendilerine Kur’an hakkında derin ilim verilmiş olan samîmî Müslümanlara alaycı bir edayla “Bu adam demin ne söyledi? İçimizden onu anlayan oldu mu?” diye sorarlar. İşte onlar, sürekli keyiflerine göre davrandıkları ve şeytânî arzu ve heveslerini ilâh edindikleri için, Allah tarafından kalpleri mühürlenmiş olan kimselerdir!
Mahmut Özdemir
Onlardan sana kulak verip dinleyen kimseler, sonunda senin yanından çıktıkları zaman, İlim verilmiş kimselere: -“Biraz önce ne dedi?” dediler. İşte Allah onların kalblerine mühür vurdu; hevâlarına tâbi’ oldular.
Mehmet Çakır
İnsanlar içerisinde seni dinlediği halde, dışarı çıkar çıkmaz, bilgili olanlara: " sahi demin ne demişti? " diye soranlar var. Allah, böylesine keyfî hareket edenlerin kalplerini mühürlerken,
Mehmet Çoban
İnkâr edenlerden seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman alaycı tavırlarıyla Müminlere yaklaşırlar. Müminlere: "Az önce ne söylendi?" derler. Böylece sanki ayetlerde açıklananların karmakarışık, anlaşılmaz olduğunu vurgulamak isterler. İşte bunlar Allah’ın kalplerini mühürlediği, çıkarlarına göre hareket eden, bencil arzularına uyan kimselerdir. Zannederler ki böyle yaparak inananların kafalarını karıştıracaklardır.
Mehmet Okuyan
Onlardan seni dinleyenler de vardır. [*] Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara “Az önce ne demişti?” diye (alaycılıkla) sorarlar. İşte onlar, kalplerini Allah’ın mühürledidikleridir [*] ve arzularına uyanlardır.
Mehmet Türk
Onlardan kimi de seni dinler gibi yapar, senin yanından çıkınca da kendilerine ilim verilen (Müslümanlara): “O biraz önce o ne söyledi?” diyerek (seni hafife alırlar.) İşte onlar; Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve kendi arzularının peşine düşen kimselerdir.
Muhammed Esed
Şimdi bu çaresiz günahkar]lar arasında seni [ey Muhammed] dinliy[or görün]enler var, ¹⁸ ama yanından ayrıldıktan sonra [senin mesajını] anlamış olanlara ¹⁹ [küçümseyici bir edayla] “O şimdi ne anlattı bakalım?” diye sorarlar. Böyleleri, kalpleri Allah tarafından mühürlenmiş olanlardır, çünkü onlar [her zaman] sadece kendi tutku ve ihtiraslarına uymuşlardır. ²⁰
Mustafa Çavdar
Onların içinden kimileri de seni dinliyormuş gibi gözükür. Fakat senin yanından ayrıldıklarında vahiy bilgisine sahip olanlara alaylı bir şekilde sorarak “Sahi az önce o ne söyledi” derler. İşte onlar Allah’ın vahyine kalplerini kapatıp arzu ve heveslerine uymuşlardır. 17/46-47, 22/72
Ahmet Tekin
Onlardan seni dinlemeye gelenler var. Senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilen, Kur'ân'ı ve sünneti bilen kimselere alay yollu: “O, demin ne anlattı?” diye sorarlar. İşte onlar, Allah'ın kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirdiği kimselerdir. Onlar sadece, şahsî arzu ve ihtiraslarına uyarlar.
Mustafa İslamoğlu
Onların arasından sana kulak verir (gibi) yapanlar var: nihayet senin yanından çıktıklarında, mesajı kavramış olanlara[⁴⁵⁵⁶] “Sahi, o demin ne dedi(!)”[⁴⁵⁵⁷] diye sorarlar. İşte, Allah’ın kalplerini mühürlediği ve zevklerine göre davranan kimseler onlardır.[⁴⁵⁵⁸]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlardan bazı kimseler vardır ki, seni dinler, sonra senin yanından çıktıkları zaman kendilerine ilim verilmiş olanlara derler ki: «O biraz evvel ne söyledi?» Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalbleri üzerini mühürlemiştir ve hevâlarına tâbi olmuşlardır.
Orhan Kuntman
Onların arasında öyle kimseler vardır ki, seni dinler görünürler, oysa yanından çıkınca, kendilerine ilim verilenlere (ashabın âlimlerine alaylı bir tarzda) "Az önce o ne söyledi?" diye sorarlar. İşte o kimseler. (Manevi işitme yeteneklerini yitirmiş) Allah’ın kalplerini mühürlediği, hevâ heveslerinin peşinde koşan kimselerdir!
Osman Fırat
Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne dedi?" derler. Onlar Allâh’ın kalblerini mühürlediği, hevasının ardına düşmüş kimselerdir.
Şaban Piriş
İçlerinde seni dinleyenler vardır. Senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere sorarlar:-Demin ne söylemişti? Onlar, heveslerine uyduğu için Allah, onların kalblerini mühürlemiştir.
Satıraltı Meal (1534)
Anlaruñ niçesi saña ḳulaḳ dutarlar, ḥattā ki senüñ ḳatuñdan çıḳsalar ey‐dürler ‘ilm virilen kişilere: Ne eyitdi, ne nesne söyledi şimdi? dirler. Anlarol kişilerdür ki mühr urdı Tañrı Ta‘ālā yürekleri üstine. Daḫı nefslerihevāsına uydılar.
Suat Yıldırım
Onlardan seni dinlemeye gelen de vardır. Ama ne zaman ki senin yanından çıkarlar, o vakit sana kulak verip meseleleri öğrenenlere: “Sahi, az önce o, neler söylüyordu? ” diye sorarlar. İşte Allah onların kalplerini mühürlemiş ve onlar da hevalarına uymuşlardır.
Süleyman Ateş
Onlardan kimi de gelip seni dinler. Fakat senin yanından çıktıkları zaman kendilerine bilgi verilmiş olanlara: "Demin ne söyledi?" derler. Onlar Allah'ın kalblerini mühürlediği, keyiflerinin ardına düşmüş kimselerdir.
Süleyman Tevfik (1927)
Müşriklerden ba'zıları vardır ki yanına gelüb kelâmını işidirler. Nezdinden çıkdıkları zamân kendilerine 'ilim virilenlere: "Muhammed'in ne söylediğini fehm itmedik" dirler. Onlar, Allâh'ın kalbleri üzerine nifâk mührini urdığı ve hevâlarına tâbi' olan kimselerdir.
Süleymaniye Vakfı
İçlerinde seni dinleyenler var. Onlar senin yanından çıkınca, bilgili olanlarına: "Az önce ne dedi?" diye sorarlar. Sanki Allah onların kalplerini mühürlemiş de duygularına esir olmuşlardır.
Ahmet Varol
Onlardan seni dinleyenler vardır. Ancak senin yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilmiş olanlara: "Az önce ne söyledi?" derler. İşte onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği ve arzularına uymuş kimselerdir.
Ümit Şimşek
Onlardan seni işitenler vardır. Fakat yanından çıktıklarında, bilgi sahibi olanlara “Az önce ne demişti?” derler. Onlar Allah'ın kalplerini mühürlediği kimselerdir ki, heveslerinin peşine düşmüşlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.
Ali Bulaç
Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: 'O biraz önce ne söyledi?' İşte onlar; Allah, onların kalplerini mühürlemiştir ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır.
Ali Fikri Yavuz
O münafıklardan seni dinlemeğe gelen de var. Hatta senin yanından çıktıkları zaman, (ashabdan) kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle derler: “- O (peygamber), demin ne söyledi?” (Böylece alay ederler.) Bunlar öyle kimselerdir ki, Allah kalblerini mühürlemiştir de hep hevalarına uymuşlardır.
Bahaeddin Sağlam
Onlardan kimileri de sana kulak verirler. Nihayet senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilen(Müslüman)lere: “Biraz önce Muhammed ne söyledi?” diye sorarlar. İşte Allah, bunların kalplerini mühürledi. Çünkü onlar, heva ve heveslerine uydular.
Bayraktar Bayraklı
Onlar arasında seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne demişti?” diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.