Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Hatta siz, sandınız ki Peygamber ve inananlar, artık bir daha çoluklarınaçocuklarına dönemeyecekler ve bu zan, gönüllerinizde bezendi ve kötü bir zanna kapıldınız ve hiçbir hayra yaramaz kötü bir topluluk haline geldiniz.
Besim Atalay (1965)
Sizlerse peygamberle, inanmış olanları, ailelerine büsbütün dönemezler sanıyordunuz, bu da, hoş gelmişti yüreğinize, kötü sanı beslediniz, yok olmaya değer ulus oldunuz!»
Cemal Külünkoğlu
Aslında siz, resulün ve inananların (göz göre göre ölüme gittiklerini ve) bir daha ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu düşünce gönüllerinize hoş geldi ve bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz.
Cemil Said (1924)
"Lakin siz artık rasûl ve mü’minleraileleri nezdine ’avdet itmeyecekler zan itdiğiniz ve bu fikir kalbinize hoş geldi çünki niyetleriniz fâsid idi siz hâin bir kavimsiniz."
Diyanet Vakfı
Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Edip Yüksel
Aslında siz, elçinin ve inananların ebedi olarak ailelerine dönmeyeceklerini sandınız ve bu düşünce gönlünüze hoş gelmişti. Kötü hayaller kurup durdunuz ve sonunda bayağı bir topluluk oldunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu siz, Peygamber ve mü'minler ebeden âilelerine dönemiyecekler zannettiniz, ve bu, kalblerinizde allandı pullandı kötü zanna düştünüz de düşkün bir kavm oldunuz a
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Emrah Demiryent
Aslında siz (umre yapmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkan) Peygamber’in ve mü’minlerin, (müşrikler tarafından toptan imha edileceklerini, böylelikle) ailelerine bir daha geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. (Üstelik) bu (düşünce), pek de hoşunuza gitmişti. Sizler kötü bir zanda bulundunuz ve (böylece) helâk (e müstahak) olan, bir kavim oldunuz.
Abdullah-Ahmet Akgül
Belki de aslında siz, (ey Bedeviler ve bedavacılar! Hz.) Peygamberin ve mü’minlerin ailelerine bir daha geri dönmeyeceklerini zannetmiş (ve beklemiştiniz). Bu (acı duruma düşmeleri) sizin (bozuk) kalplerinize (ve yamuk gönüllerinize) de cazip gelmişti de kötü zanlar beslemiştiniz ve (böylece) belayı hak eden bir topluluk oluvermiştiniz.
Erhan Aktaş
Hayır! Siz, Resûl ve inananların asla ailelerine dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu zan, kalplerinize güzel göründü. Kötü bir zanla, zanda bulundunuz. Siz, yok olmayı hak eden bir halk oldunuz.
Eski Anadolu Türkçesi
belki śanduñuz kim hergiz dönmeye yalavaç daħı mü’minler ķavumlarındın yaña hemįşe. daħı bezenildi şol göñüllerüñüzde daħı śanduñuz yavuz gümān daħı olduñuz bir ķavm helāk olınmış.
Hasan Basri Çantay
Daha doğrusu siz peygamberin de, mü'minlerin de ailelerine temelli dönemeyeceklerini sandınız. Bu, sizin kalblerinizde süslen (ib kökleş) di. Kötü zanda bulundunuz. (Bu yüzden Allah indinde) helake mahkûm bir kavm oldunuz.
Hayrat Neşriyat
“Hayır! Peygamberin ve mü'minlerin (müşrikler tarafından öldürülüp) ebediyen âilelerine dönmeyeceğini sanmıştınız. Bu, kalblerinizde süslü gösterildi ve (onlar hakkında)kötü zan ile zanda bulundunuz ve helâk(e müstehak) olmuş bir topluluk oldunuz!”
İhsan Aktaş
Aslında siz elçinin ve mü’minlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin akıllarınıza (gönüllerinize süslenip) güzel göründü de kötü zanda bulundunuz (ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız) ve (bu yüzden) helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
İlyas Yorulmaz
(Ey ikiyüzlüler) Siz, Allah’ın elçisinin ve inananların (bu savaştan) asla evlerine geri dönemeyeceklerini zannetmiştiniz. (Onlar savaşa çıktıklarında) Siz kalplerinizi bu düşünceyle süslediniz ve hep haklarında kötü zan beslediniz. Siz iflah olmaz bir topluluksunuz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İşin doğrusu, siz elçinin de, inananların da çoluk çocuklarının yanına artık bir daha dönemiyeceklerini sandınız. Bu, sizin içinizi sevinçle doldurdu. Çok kötü düşüncelere kapıldınız. Artık yok edilesi kimseler oldunuz."
İsmail Hakkı İzmirli
Hayır, siz ki peygamber ve mü/minler ailelerine asla dönemeyecekler sandınızdı, bu husus kalplerinizde yerleşmişti de kötü zanda bulunmuştunuz, böylece Allah yanında helâki haketmiş kimseler oldunuz.
İsmail Yakıt
Bilakis siz (Ey münafıklar!), elçinin ve inananların ailelerine ebediyen geri dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu sizin kalplerinize güzel göründü de kötü bir zanda bulundunuz. Siz yok olmayı hak etmiş [bûrân] bir topluluksunuz [kavm].
Kadri Çelik
Hayır, siz peygamberin ve müminlerin ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz. Bu, sizin kalplerinizde süslü göründü ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da yıkıma uğramış bir kavim oldunuz.
Abdullah Parlıyan
Geri kalıp umre seferine katılmayan bedevi ve münafıklar zannettiler ki, elçi ve mü'minler bir daha, ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler ve bu kalplerinize güzel göründü de, bu tür haince düşüncelere kapıldınız ve böylece hiçbir hayra yaramaz, kötü bir topluluk haline geldiniz.
Kuran Yolu
Tam aksine siz, resulün ve müminlerin artık ailelerine hiç dönemeyeceklerini sandınız, bu gönlünüze hoş geldi. Kötü zanna kapıldınız ve kaybedenler siz oldunuz!”
Mahmut Kısa
“Aslında siz, Elçinin ve diğer müminlerin göz göre göre ölüme gittiklerini ve bir daha asla evlerine dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Üstelik bu ihtimal, pek de hoşunuza gitmişti. Böylece, Allah hakkında çirkin düşüncelere kapıldınız ve sonunda, toplumsal ve kültürel plânda yok oluşu hak eden bir toplum hâline geldiniz!”
Mahmut Özdemir
Oysa “Rasûl ve Müminler ailelerine ebedî olarak dönmeyecek” sandınız. Bu, kalblerinizde güzel göründü. Kötüler’in zannına kapıldınız. Bozguncu / fesadçı / söz dinlemez bir kavim oldunuz.
Mehmet Çakır
Aslında sizler, resulün de müminlerin de bir daha ailelerine sağ salim dönemeyeceklerini sanmıştınız, hatta bu düşünce yüzünden siz, öyle kötü hayallere kapıldınız ki sonunda verimsiz bir toplum olup çıktınız.
Mehmet Çoban
Ey savaştan geri kalanlar! Aslında siz Resulün ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu dilek sizin gönüllerinize güzel gösterildi. Sizler kötü zanda bulundunuz. Böylece yok edilmeyi hak eden topluluk oldunuz.
Mehmet Okuyan
Aslında siz Elçinin ve müminlerin ailelerine asla dönemeyeceğini sanmıştınız. Bu, sizin kalplerinize güzel görünmüştü; kötü zanda bulunmuş ve helaki (cezalandırılmayı) hak etmiş bir topluluk olmuştunuz.
Mehmet Türk
Doğrusu siz, Peygamberin ve Müslümanların ailelerine asla dönmeyeceklerini zannettiniz ve bu, sizin gönüllerinize hoş göründü. Böylece çok kötü bir zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir toplum oldunuz.
Muhammed Esed
Siz zannettiniz ki Elçi ve müminler bir daha ailelerine ve akrabalarına dönemeyecekler: ve bu, kalplerinize güzel göründü. ¹² Siz [bu tür] haince düşüncelere kapıldınız, çünkü her zaman güzelliklerden yoksun bir topluluk oldunuz!”
Mustafa Çavdar
Aslında siz, elçinin ve müminlerin bir daha asla ailelerine dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu fikir gönüllerinize hoş geldi. Bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz. 4/108, 5/52
Ahmet Tekin
“Aslında siz, peygamber ve mü'minlerin ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize, akıllarınıza süslenip güzel gösterildi de, ortalık bulandıran, fesada sebep olan düşünce ve inançlar taşıdınız. Helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.”
Mustafa İslamoğlu
Aksine sizler, Rasul’ün ve mü’minlerin bir daha asla ailelerine kavuşamayacaklarını zannetmiştiniz; ve böyle düşünmek size pek cazip görünmüştü. İşte böyle suizanna kapıldınız da, sonuçta bitip tükenmiş bir toplum olup çıktınız.”[⁴⁶⁰⁰]
Ömer Nasuhi Bilmen
Hayır. Siz sandınız ki, Peygamber ve mü'minler ailelerine asla dönmeyeceklerdir. Bu kalblerinizde süslenmiş idi ve kötü bir zan ile zanda bulunmuştunuz ve siz helâke mahkûm bir kavim oldunuz.
Orhan Kuntman
Aslında siz, Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum, sizin gönüllerinize hoş göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir kavim oldunuz.
Osman Fırat
Siz zannettiniz ki resul ve müminler bir daha ailelerine ebediyen dönemeyecekler ve bu, kalplerinize süslendirildi. Siz kötü bir zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir topluluk oldunuz.
Şaban Piriş
Oysa siz, peygamberin ve müminlerin daha ebedi olarak ailelerine dönmeyeceğini sandınız. Bu, kalblerinize çekici kılındı. Siz, kötü bir zanna kapıldınız ve bozguncu bir topluluk oldunuz.
Satıraltı Meal (1534)
Bel ki siz ẓann itdüñüz ki resūlu’llāh mü’minleri Medīneye ya‘nī vaṭanlarına veehllerine dönüp gelemezler diye şeyṭānī aġvā virdiler, sū’‐i ẓannı taḥsīnidüp [...] helāke uġrayan milletlerden oldıñız. Bu ẓann ḳalbiñizde şeyṭān aġvāsıylatezyīn olundı. Millet‐i İslām maḥv oldı, maḥv u munḳarıż olmaġa lāyıḳ kimseler‐den‐iseñüz.
Suat Yıldırım
Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine artık geri dönemeyeceklerini düşündünüz. Bu hayal, gönüllerinizde allanıp pullandı ve yerleşti. Kötü zanlara düştünüz ve helâki hak etmiş kimseler oldunuz.
Süleyman Ateş
Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler. Bu (düşünce) gönüllerinizde süslendirildi, (size güzel gösterildi,) kötü zanda bulundunuz ve helaki hak etmiş bir topluluk oldunuz.
Süleyman Tevfik (1927)
(Hayır sizi ne malınız ve ne 'ıyâliniz işgâl itdi) Belki rasûl ve mü'minleri ebeden hânelerine dönmezler zan itdiniz ve bu zan, kalbinizde (şeytân tarafından) tezyîn kılındı. Ve sû-i zanda bulundınız ve siz helâke müstehak kavim oldınız.
Süleymaniye Vakfı
Aslında siz, bu Elçi’nin ve müminlerin, ailelerinin yanına bir daha dönemeyeceklerini tahmin etmiştiniz. Bu, içinizi sevinçle doldurmuştu. Kötü düşüncelere kapılıp kendini bitirmiş bir topluluk haline geldiniz.
Ahmet Varol
Hayır. Siz Peygamber'in ve mü'minlerin ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sandınız. Bu sizin kalplerinize çekici kılındı ve kötü zanda bulundunuz da helake uğramış bir topluluk oldunuz.
Ümit Şimşek
Aslında siz Peygamberin de, mü'minlerin de bir daha asla evlerine geri dönmeyeceklerini sanıyordunuz. Çünkü böylesi gönlünüze hoş gelmiş ve pek kötü bir zanda bulunmuş, böylece helâki hak eden bir topluluk olup çıkmıştınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz sanmıştınız ki, resul de müminler de ailelerine bir daha asla dönmeyecekler. Bu düşünce kalplerinizde süslendi de çirkin bir sanıya saplandınız ve mahvolmuş bir topluluk haline geldiniz.
Ali Bulaç
Hayır, siz Peygamberin ve mü'minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz.
Ali Fikri Yavuz
Daha doğrusu siz (ey münafıklar), zannettiniz ki, Peygamber ve müminler bir daha ailelerine dönmiyecekler. Bu zan da kalblerinizde yerleşti. (Allah, Peygambere zafer vermez diye), kötü zanda bulundunuz da helâke düşen bir kavim oldunuz.
Bahaeddin Sağlam
Hayır, siz (ey bedevi ve münafıklar!) sandınız ki Peygamber ve Müminler, ailelerine asla dönemeyecekler. Bu durum da hoşunuza gitti: (Kalbinize süslü göründü.) Bozgun olacak sandınız. Bozuk kalpli değersiz bir kavim oldunuz.
Bayraktar Bayraklı
“Doğrusu siz, Peygamberin ve inananların, ailelerine bir daha asla dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu durum gönüllerinize hoş gösterildi, kötü duygulara kapıldınız. Siz, helâki hak etmiş bir toplum oldunuz.”