8. Ayet
اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Şüphe yok ki biz seni tanık ve müjdeci ve korkutucu olarak göndermişizdir.
Bizler seni, hem tanık, hem müjdeci, hem de kocunduran olmak üzere göndermişizdir
Gerçek şu ki, biz seni (Haktan yana olanlarla inkârcıların tavırları hakkında dünyada ve ahirette) bir şahit, (iman edip sâlih amel işleyenleri ebedi saadetle) müjdeleyici ve (inkârcıları azapla) uyarıcı olarak gönderdik.
8,9. Seni ümmetine şâhid ve mü’minlere tebşîrâtda ve kâfirlere tehdîdâtda bulunmak içün rasûl olarak gönderdik, tâ ki ey insânlar! Allâh’a ve rasûlüne îmân ve dînine hürmet ve müzâheret ve Allâh’a sabah akşam ’ibâdet idesiniz.
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni bir tanık, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Elhak biz seni hem bir şâhid gönderdik hem bir mübeşşir hem bir nezîr
Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
(Habibim!) Şüphesiz, biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
(Ey Resulüm!) Kesinlikle Biz Seni, (bir) şahit, müjdeleyici ve uyarıp (ikaz ve irşad edici) olarak göndermişizdir...
Biz, seni bir tanık, haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik.
bayıķ biz viribidük seni ŧanuġ iken daħı muştılayıcı iken daħı ķorķıdıcı iken.
Hakîkat biz, seni bir şâhid, bir müjdeleyici, bir korkutucu olarak gönderdik,
Şübhesiz ki biz seni, bir şâhid, bir müjdeleyici ve (aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik.
(Ey Resulüm!) Şüphesiz biz seni (bütün insanlara) bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni yalnızca bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik ki.
İşte Biz seni tanık, müjdeci, uyarıcı olarak gönderdik.
Biz, seni ümmetine şehadet edici; itaata karşı müjde verici, masiyete karşı azap ile korkutucu gönderdik,
(Ey Peygamber!) Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik ki,
Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Gerçek şu ki, ey Muhammed! Biz seni Allah'ın birliğinin bir şahidi, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
8-9. Kuşkusuz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki, (ey insanlar) Allah’a ve peygamberine iman edesiniz, O’nu destekleyip büyüklüğü karşısında eğilesiniz ve akşam sabah O’nu tenzih ederek anasınız.
Ey şanlı Elçi! Doğrusu Biz seni, hakîkate tanıklık eden bir şâhit, erdemlilere sonsuz mutluluğu muştulayan bir müjdeci ve zâlimleri bekleyen azâbı haber veren bir uyarıcı olarak gönderdik.
Biz, seni bir uyarıcı, müjdeleyici ve şahid olarak gönderdik.
Resulüm biz seni, gözlemci, müjdeci ve uyarıcı olarak görevlendirdik.
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik!
8,9. Allah’a ve Elçisine iman edesiniz, O’na (Allah’a) saygı gösteresiniz, O’nu yüceltesiniz ve sabah akşam O’nu [tesbih] edesiniz (yüceltesiniz) diye şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. [*]
(Ey Muhammed!) Biz, seni sadece bir şâhit,¹ müjdeci ve uyarıcı olarak, gönderdik (ki;)
GERÇEK ŞU Kİ [ey Muhammed,] Biz seni [hakikatin] bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik
– Hiç şüphe yok ki biz seni bir şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik. 33/45.48, 34/28
Biz seni peygamberlik göreviyle, Kurân'ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek bir önder, doğruları konuşan bir şâhit, rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirdik.
(EY RASUL!) Elbet Biz seni bir şahit,[⁴⁵⁹⁵] bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Şüphe yok ki, Biz seni bir şahit ve bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik.
(Ey Muhammed) Biz seni şâhid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni, şâhid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
-Biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
Biz seni gönderdük yā Muḥammed ṭanuḳ olmaġ‐ıçun ümmetler üstine, daḫı muştılamaġ‐ıçun, ḳorḳutmaġ‐ıçun.
Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki
Biz seni, şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni ümmetinin ahvâline şâhid ve mü'minleri sevâb ve cennet ile müjdeleyici ve kâfirleri 'azâb ile korkudıcı olarak gönderdik.
Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik.
Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Şu bir gerçek ki, biz seni, bir tanık, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Gerçekten biz, seni, (ümmetine) şahid, (cennetle) müjdeleyici, (cehennemle) korkutucu bir peygamber olarak gönderdik;
(Onların bir mazereti de olamaz. Çünkü) Biz seni (insanlar için) şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Biz seni şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.