8. Ayet
تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ
Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ
Bütün bunlar, içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.
Mabuduna dönen her kulun, can gözünü açmak ve ona, ibret ve öğüt vermek için.
Yöneyen her kul için —öğüt almak, içgörü olmak üzere—
Bütün bunlar, Allah'a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.
Bunlar sâdık bir kul içün düşünülecek şeylerdir.
Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunları yaptık).
Her yönelen kul için bu bir aydınlatma ve mesajdır.
Gözler gönüller açar, yaradanın kudretini ıhtar eder, dersler verir birer nişanei basîret ve nümunei ıbret olmak üzere, hakka yüz tutan her kul için
Bunlar, Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.
(Bütün bunlar, kalben) Allah’ (ın rızasın) a yönelen her kulun, basiretini açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.
(Bunlar) "Samimiyetle Allah’a yönelen" her kul için basiret (hikmetle bakan bir iç göz) ve bir zikirdir (ibretlik derstir).
Bunları, Allah'a yönelen kulların basiretini¹ açmak ve öğüt olması için yaptık.
7-8. daħı yir çekdük anı daħı bıraķduķ anuñ içinde berk ŧaġlar daħı bitürdük anuñ içinde her dürlüden görklü görür eylemek içün daħı ögütlemek içün her ķulı dönici.
(Biz, bütün bunları) tâatımıza dönen her kulun kalb gözünü açmak, (ona) ibret vermek için (yapdık).
(Bütün bunlar, Rabbine) yönelen her kula basîreti(ni) açmak ve (ona) ibret vermek içindir.
(Bütün bunlar, Rabbine) içten yönelen, her bir kulun basireti (ileriyi düşünebilmesi) ve ibret alması içindir.
Samimi olarak yönelen her kul için, bunlarda bir öğüt ve kavrayış zenginliği var.
Bütün bunlar Bize dönen kullarımızın gönül gözünü açmak, onlara öğüt vermek içindir.
Bütün bunları Rabbine rücû edip, mahlûkatında düşünen her kula, hem ibretle bakmak, hem hatırlamak [⁸] için yaptık.
(Bütün bunlar) Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona bir bilgi/öğüt vermek içindir.
(Bunlar,) İçten Allah'a yönelen her kul için bir basiretli kılış ve hatırlatmadır.
Bütün bunları meydana getirmemiz Allah'a dönüp O'na sığınan her kulun, gönül gözünü açmak ve ona ibret, öğüt vermek içindir.
Bize yönelen her kula aydınlatıcı ve hatırlatıcı olsun diye.
Bütün bunları, hakîkate yönelen her kul için sonsuz ilim, kudret ve merhametimizi gözler önüne seren aydınlatıcı bir delil ve bir öğüt olması için yarattık. Ve yaratılış mûcizesi, her an gerçekleşmeye devam ediyor:
Yönelmiş her bir kul için “öğüt” ve “ibretle bakış” olmak üzere!
Biz, bakmasını bilen kullar için seyrine doyum olmaz, unutulmaz bir âlem yarattık.
Bütün bunlar gerçeklerimizi kavramak için yeterli delillerdir. Gerçekleri öğrenmeye yönelen dürüst, emin, yalansız, riyasız olanlar için yol göstericidir. Gerçekleri görmek isteyenlerin akıl, gönül, kalp gözleri açıktır. Onlar yarattığımız varlıkları düşünerek gerekli dersleri çıkarırlar.
(Bütün bunlar, Allah’a) yönelen her kulun öngörülü olması ve (gerçeği) hatırlaması içindir.
(İşte bütün bunları, Bize) gönülden yönelen her kul için, bir mûcize olarak Biz, yarattık.
isteyerek Allah’a yönelen her insana bir basiret ve uyarı vesilesi olarak.
Bütün bunları Allah’a gönülden yönelen kullar için bir bilinç ve bir öğüt olsun diye yaptık. 10/101, 24/34
Bunlar, Allah'a yönelen, Allah'ı ilâh tanıyan, yoluna baş koyup gönülden bağlanan, her kulun iyiliği, kurtuluşu için, basiretli davranarak görebileceği açık deliller ve öğütlerdir.
gönüllü olarak O’na yönelen her kul için bir bilinç kaynağı ve bir uyarı vesilesi olsun.[⁴⁶⁶⁷]
(Bunları) hakka müteveccih olan her bir kul için bir ibret ve bir mev'iza olarak (vücûda) getirdik.
7,8. Yeryüzünü de, döşedik ve üzerine sabit dağlar yerleştirdik, Orada her çeşitten bitkiler yetiştirdik. (Bunları) Katımıza yönelen (dua edip yalvaran) her kula öğüt ve ibret olsun diye yaptık.
Görebilen, hatırlayan (Allah’a) yönelen kullar için.
(Bize) yönelen bütün kullar için bir öğüt ve ibret olarak...
ögüt olmaġ‐ıçun her tevbe idici ḳula.
Bütün bunları, Allah'a yönelecek her kula Yaradan'ın kudretini hatırlatması, dersler veren birer basiret nişanesi ve ibret numunesi olması için yaptık.
(Bütün bunları) Allah'a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık).
Bunlar, tevhîd ve tâ'ata teveccüh itmiş her kavim içün 'ibret ve mev'ızadır.
Gerçeği göstersin[1], O’na yönelen her kul için doğru bilgi (zikir) kaynağı olsun[2] diye.
Gönülden boyun eğen her kulun gönül gözünü açmak ve ibret vermek için.
Hakka yönelecek herbir kulun gönül gözünü açsın ve ibret olsun diye.
İbretle bakılası, gönüller açıcı şeyler olarak; hakka yönelen her kula öğüt olarak.
(Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir.
Bütün bunları, hakka ve hakikata dönen her kul için (Allah'ın kudretini görüp anlamaya) bir ihtar ve ibret dersi olsun diye yaptık.
Bize yönelen her kul için bir mesaj ve görüş verici bir delil kılmışız.
Bunları, yönelen her kul için bir aydınlatma ve öğüt yaptık.