Zâriyât Suresi 42. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

42. Ayet

مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّم۪يمِۜ

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.

Besim Atalay (1965)

Bu fırtına, bir şeye dokunmazdı ki, onu çürük kemik gibi yapmasın !

Cemal Külünkoğlu

O (rüzgâr), Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmamış, ne varsa toz duman edip dağıtmıştı.

Cemil Said (1924)

41,42. ’Âd ehli üzerine de muhrib bir rüzgâr gönderdik, kimin üzerinden geçdi ise toprağa tahvîl itdi.

Diyanet Vakfı

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Edip Yüksel

Rastgeldiği her şeyi toz toprağa çeviriyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.

Emrah Demiryent

(Öyle bir rüzgâr ki) üzerine uğradığı hiçbir şeyi sağlam bırakmıyor, mutlaka onu (yakıp) kül ediyordu.

Abdullah-Ahmet Akgül

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu.

Erhan Aktaş

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Eski Anadolu Türkçesi

ķomaz [278b] hįç nesene kim geldi anuñ üzere illā kim ķıldı anı çürimiş süñük gibi.

Hasan Basri Çantay

(Öyle bir rüzgâr ki) her uğradığı şey'i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.

Hayrat Neşriyat

(O,) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu toz gibi ediyordu!

İhsan Aktaş

(O kasırga), üzerinden geçtiği (hiç) bir şeyi (ayakta) bırakmayarak, onu (adeta) dövülmüş kuru ot gibi (cansız) yapardı.

İlyas Yorulmaz

O rüzgâr, üzerine geldiği her şeyi biçilmiş ot gibi, ayakta bırakmadı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O yel ki yolu üzerinde ne bulduysa onu kül gibi savurdu.

İsmail Hakkı İzmirli

O rüzgâr nereye uğradıysa orasını çürümüş kemiğe [⁴] çevirdi.

İsmail Yakıt

Uğradığı yerde hiçbir şeyi bırakmıyor ve mutlaka onu un ufak ediyordu [remîm].¹⁴

Kadri Çelik

(O rüzgâr) Uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka kemik gibi çürütüp kül ediyordu.

Abdullah Parlıyan

Bu kasırga geçtiği her yerde, hiç birşey bırakmadı, herşeyi çürümüş kemiklere ve küle çevirdi.

Kuran Yolu

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, kül edip savuruyordu.

Mahmut Kısa

Karşısına çıkan her şeyi kavurupküle çeviren korkunç bir fırtına!

Mahmut Özdemir

Üzerine geldiği hiçbir şeyi bırakmadı; ancak onu Kül gibi yaptı.

Mehmet Çakır

O da üzerinden geçtiği her şeyi ezip kül etti...

Mehmet Çoban

Rüzgârlar geçtiği yerlerdeki her şeyi yok ediyor, hiçbir canlı bırakmıyor, canlıları kül edip havaya savuruyordu.

Mehmet Okuyan

(O kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmamış, her şeyi kül edip savurmuştu.

Mehmet Türk

(O rüzgâr) üzerinden geçtiği her şeyi yok edip, külünü göğe savuruyordu.¹

Muhammed Esed

(bu kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, ve [her şeyi] çürümüş kemiklere benzetti. ²⁸

Mustafa Çavdar

Geçtiği yerde hiçbir şey bırakmıyor dokunduğu her şeyi un ufak ediyordu. 41/15-16, 46/21...25

Ahmet Tekin

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, kül haline getiriyordu.

Mustafa İslamoğlu

(Bu fırtına) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, hepsini kül edip göğe savurdu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Üzerine her uğradığı şeyi bırakmıyordu, illâ ki, onu çürümüş bir gül gibi kılmış oluyordu.

Orhan Kuntman

Rastladığı her şeyi kökünden koparıyor, toza çeviriyordu.

Osman Fırat

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi çürütüp mahvetmeden bırakmıyordu.

Şaban Piriş

Dokunduğu her şeyi çürük kemik gibi yapmıştı.

Satıraltı Meal (1534)

hīç bir nesne ḳomaz ki üstine gelür, illā anı çürimiş süñük gibi eyler.

Suat Yıldırım

Bu rüzgâr, uğradığı her şeyi derhal kül gibi savuruyordu.

Süleyman Ateş

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.

Süleyman Tevfik (1927)

O rüzgâr her nereye dokandı ise onı toz gibi itdi.

Süleymaniye Vakfı

Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu.

Ahmet Varol

Üzerinden geçtiği hiçbir şey bırakmaksızın hepsini kül gibi ediyordu.

Ümit Şimşek

Bir rüzgâr ki, dokunduğu herşeyi küle çeviriyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.

Ali Bulaç

Üzerinden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu.

Ali Fikri Yavuz

Öyle bir rüzgâr ki, uğradığı bir şeyi bırakmıyor, mutlak onu kül gibi savuruyordu.

Bahaeddin Sağlam

Dokunduğu her şeyi, çürütüp kül etmeden bırakmazdı.

Bayraktar Bayraklı

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.