55. Ayet
وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِن۪ينَ
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِن۪ينَ
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.
Ve öğüt ver, gerçekten de öğüt, inananlara fayda verir.
Yine sen öğüt ver, öğüt inananlara fayda getirir
Bununla beraber sen yine de öğüt vermeye devam et! Çünkü bu öğüt ve hatırlatmalar inananlara fayda sağlar!
Lâkin va’az itmekden ferâgat itme. Va’az mü’minlere fâidelidir.
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.
Hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yarar sağlar.
Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir
Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.
Sen öğüt verip (hakkı) hatırlat (maya devam et). Zira öğüt, mü’minlere fayda sağlar.
(Ey Resulüm!) Sen (yine de) öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, mü’minlere yarar sağlayacaktır.
Öğüt ver; kuşkusuz ki öğüt Mü'minlere fayda verir.
daħı ögütle bayıķ ögütlemeñ aśśı ider mü’minlere.
Sen (sâde Kur'an ile) va'z et. Çünkü şübhesiz öğüt mü'minlere fâide verir.
Yine de (Kur'ân ile) nasîhat et; çünki doğrusu nasîhat, mü'minlere fayda verir.
Ve yine de (herkese, bütün insanlara) öğüt vermeye (onları uyarmaya) devam et! Şüphesiz bu öğütler (uyarılar) inananlara (inanmak isteyenlere, yaratılış sebebini düşünüp ona uygun yaşamayı arzu edenlere, öğüt ve uyarıya kulak verenlere) fayda sağlar! *
Sen yalnızca Kur’an ile hatırlat/öğüt ver. Senin hatırlatman/öğüt vermen inananlara fayda verir.
Sen yalnız öğüt ver. Çünkü öğüt inananlar için yararlı olur.
Yine öğüt ver, çünkü öğüt mü/minlere fayda verir [³].
Sen sadece öğüt ver, muhakkak ki öğüt inananlara fayda verir.¹⁹
Sen uyarıp hatırlat; çünkü gerçekten uyarıp hatırlatma, müminlere yarar sağlar.
Ama yine sen kulak veren herkese, öğüt vermeye devam et. Çünkü bu hatırlatmalar mü'minlere fayda sağlar.
Ama (alanlar için) öğüt vermeye devam et, zira öğüt inananlara fayda verir.
Bununla birlikte, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşmak için sürekli olarak uyarmaya devam et! Çünkü uyarı, inatçı kâfirlere olmasa bile, inanmaya gönlü olanlara mutlaka fayda verecektir.İşte, yaratılışınızın sebebi olan temel vazifeniz:
Öğüt ver! Öğütler, Müminler’e yarar sağlar.
Sen hatırlatmaya devam et. Çünkü sık uyarı, müminlere mutlaka fayda verecektir.
Yine de hatırlat! Çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.
Sen (gerçeği) hatırlat! [*] Şüphesiz ki hatırlatmak müminlere yarar sağlar.
Sen öğüt vermeye devam et. Çünkü öğüt, ancak îman edenlere fayda verir.¹
ama yine de [kulak veren herkese] hatırlatmaya devam et: çünkü bu hatırlatmalar müminlere fayda sağlar.
– Ama sen yine de öğüt vermeye devam et! Zira öğüt; müminlere fayda verir. 6/70, 10/57
Sen yine de, Kur'ân ile öğüt vermeye, tebliğe devam et. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
Sen öğüt vermeyi sürdür; bu öğüdün en azından mü’minlere yararı olur!
Ve sen öğüt ver. Çünkü şüphe yok, öğüt mü'minlere faide verir.
Bununla beraber sen yine de (halka) öğüt ver, çünkü öğüt müminlere yarar sağlar.
Ve hatırlat, şüphesiz hatırlatmak iman edenlere fayda verir.
Öğüt ver, çünkü öğüt inananlara fayda verir.
Daḫı ögütle. Taḥḳīḳ ögüt yarar mü’minlere.
Bununla beraber yine de hatırlatıp öğüt ver! Zira gerçeği hatırlatıp nasihatte bulunma, inananlara ve inanacaklara fayda verir.
Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.
Onlara va'az ve nasîhatde dâim ol. Zîrâ bu va'az nasîhatin mü'minlere menfa'at ider.
Yalnızca (Kuran’dan) bilgi ver. Çünkü o bilgi inananlar için yararlı olur.
Sen öğüt ver. Doğrusu öğüt mü'minlere yarar verir.
Öğüt vermeye devam et; çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.
Hatırlat/öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek müminlere yarar sağlar.
Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar.
Sen, (Kur'an ile) öğüd ver çünkü öğüd ve nasihat müminlere fayda verir.
Ve (Kur’an ile) uyar. Çünkü zikir, müminlere fayda verir.
Öğüt ver, çünkü öğüt müminlere fayda verir.