15. Ayet
اَفَسِحْرٌ هٰذَٓا اَمْ اَنْتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
“Bu Kur’an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اَفَسِحْرٌ هٰذَٓا اَمْ اَنْتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
“Bu Kur’an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?”
Bir büyü mü bu, yoksa görmüyor musunuz?
Bu da mı büyü? Yoksa görmez misiniz?
(Söyleyin bakalım:) “Bu da mı büyü? Yoksa bunu da mı görmüyorsunuz?”
Bu bir sihir mi yoksa bir şey görmüyor mısınız?
Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Buda mı sihir? Yoksa siz görmüyorsunuz?
"Bu da mı bir sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?
(Şimdi söyleyin bakalım!) Bu da mı bir sihir, yoksa (dünyada iken) siz mi (hakkı) göremiyormuşsunuz?
(Cehenneme atılırken:) "Bu da mı bir büyü, yoksa siz mi görmüyorsunuz?" (diye sorulup aşağılanacaklardır.)
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?
“ay cādūlıķ mıdur uşbu tā siz görmez misiz?”
«(Peki) bu da mı sihir?! Yoksa siz (yine büyülendiniz de) görmüyor musunuz»?!
Bu da mı (bu Cehennem de mi) bir sihirdir, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
15, 16. (O gün onlara söyleyin bakalım:) “Bu da mı büyü? Yoksa siz mi görmüyordunuz? “Girin oraya. İster dayanın ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun (hak ettiğinizin) karşılığı veriliyor.”
Bu ateş sihir mi? Yoksa siz görmüyor musunuz?
Peki, bu da mı büyü? Yoksa gözleriniz görmüyor mu?
Vahye, büyü dediğiniz gibi bu da mı büyüdür? Yoksa gözleriniz bağlandı da siz mi görmüyorsunuz?
“Bu bir sihir mi, yoksa siz mi görmüyorsunuz?”
“Bu (azap) da bir büyü mü, yoksa siz görmüyor musunuz?”
Peki bu cehennem de, bir büyü müdür yoksa, doğruluğunu görmeye yanaşmadığınız birşey mi?
Peki bu bir sihir mi? Yoksa görmüyor musunuz?
“Siz bu azâbı haber veren Kur’an’ın bir sihir, bir aldatma ve göz boyama olduğunu iddia ediyordunuz! Şimdi azapla yüz yüze geldiniz! Peki, söyleyin bakalım, bu da mı bir sihir; yoksa vaktiyle Kur’an’daki gerçekleri görmediğiniz gibi, bu ateşi de mi göremiyorsunuz?”
Bu bir sihir mi? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu bir sihir mi ? Yoksa gözünüz mü kör?
"Sihir midir? Yoksa görmüyor musunuz?"
Bu bir büyü müymüş! Yoksa görmüyor musunuz?
(Ayrıca onlara): “Bu da mı bir büyü? Yoksa siz, (bunun da mı gerçek olduğunu) göremiyor musunuz?”
Peki bu, bir yanılsama mıydı ⁵ yoksa [doğruluğunu] görmek istemediğiniz bir şey mi?
Peki bu da mı sihir? Ne o yoksa siz bunu da mı göremiyorsunuz? 11/7, 17/45...52
“Bu da mı büyüleyerek aklı etki altına alan bir aldatmaca? Yoksa siz azâbı göremiyecek kadar kör müsünüz?”
Şimdi (söyleyin bakalım); sihir bu mu, yoksa (hakikati) görmeyen siz misiniz?
Bu da mı bir sihir, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu, (ateşinin azabını hissetmeye başladığınız cehennem) da mı sihir? (Siz bu ateşi haber veren vahye bir sihir, bir aldatma diyordunuz) yoksa siz gerçeği görmüyor musunuz? (Hâlâ gaflet içinde misiniz?)
(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?
-bu da mı sihir? yoksa Siz mi görmüyorsunuz?
Bu daḫı cāẕūluḳdur. Yā siz görmez misiz?
Haydi söyleyin bakalım, bu da mı sihir, yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?
"Bu 'azâb sihir midir? Yoksa siz görmez misiniz?"
Bu da mı büyü! Bunu da mı görmüyorsunuz!
Bu da bir büyü müdür yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu da mı büyü? Yoksa görmüyor musunuz?
"Bu da mı büyü?! Yoksa siz mi görmüyordunuz?"
'Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz.'
(Siz, ey kâfirler, dünyada iken peygamberlere sihirbaz diyordunuz), bu azab da mı sihir? Yoksa (dünyada gerçekleri görmediğiniz gibi), anlamıyor musunuz?
İşte bu büyü müdür? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
“Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?”