Tûr Suresi 19. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

19. Ayet

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـًٔا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ

19,20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Yiyin ve için, afiyetler olsun, yaptığınız şeylere karşılık.

Besim Atalay (1965)

içinize sindirerek yiyin, için I

Cemal Külünkoğlu

(Onlara:) “Dünya'da yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin için” denir.

Cemil Said (1924)

Âfiyetle ekl idiniz, içiniz! Bu sizin a’mâlinizin mükâfâtıdır.

Diyanet Vakfı

19, 20. Onlara: Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yeyin, için (denilir). Ayrıca biz onları, ceylan gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.

Edip Yüksel

Yapmış olduklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeyin için, afiyetler olsun çalıştığınız için

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için" (denilir.)

Emrah Demiryent

(Cennetliklere şöyle buyurulur: “Dünyada iken) yaptıklarınıza karşılık (olarak), afiyetle yiyin, için.”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Onlara: Dünyada Allah için) "Yaptıklarınızdan dolayı (şimdi cennetlerde) afiyetle yiyin ve için" (diye iltifatlar yağdırılacaktır).

Erhan Aktaş

Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin ve için;

Eski Anadolu Türkçesi

19-20. “yiñ daħı içüñ sinici andan ötürü kim işlerdüñüz tekye urıcılarken taħtlar üzere dizilmiş” daħı çiftlendürdük anlara ḥūrileri ķarası gey ķara aġı gey aķ gözlü ulu gözlüler.

Hasan Basri Çantay

(Şöyle denilir:) «(İyi) amel (ve hareket) etmiş olduğunuz için aafiyetle yeyin, için».

Hayrat Neşriyat

(Kendilerine:) “Yapmakta olduklarınıza karşılık (mükâfât olarak) âfiyetle yiyin, için!” (denilir.)

İhsan Aktaş

19, 20. Onlara, (kötülüklerden sakınan erkek ve kadınlara dünyadayken) yapmakta olduklarınıza karşılık, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için!”(denir.) Ayrıca biz onları da (o cennete giren erkek ve kadınları da) huri i’yn (iri gözlü, güzel bakışlı hizmetçiler) ile bir araya getirmiş bulanacağız. *

İlyas Yorulmaz

Yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin, için.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

"Güzelce yiyin için. Bu, sizin işlediklerinizin karşılığıdır,

İsmail Hakkı İzmirli

19, 20. Onlara denecek: Yaptığınıza mükâfat olmak üzere, saf saf dizilmiş tahtlara yaslanarak yeyin, için, âfiyet olsun [³]. Biz onlara büyük ve güzel gözlü hûrileri arkadaş yapacağız.

İsmail Yakıt

“Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yiyiniz, içiniz!” (denilir).

Kadri Çelik

“Yapmakta olduklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için.”

Abdullah Parlıyan

“İşlediklerinize karşılık afiyetle, gönül huzuru içinde, yiyiniz, içiniz

Kuran Yolu

19-20. (Onlara denecek ki:) “Yaptıklarınızın karşılığı olarak, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yiyin için.” Ayrıca onları güzel gözlü eşlerle evlendireceğiz.

Mahmut Kısa

Onlara denilecek ki: “Yapmış olduğunuz güzel davranışlara karşılık dilediğiniz nîmetlerden afiyetle yiyin, için!”

Mahmut Özdemir

İşliyor olduğunuz şeyler sebebiyle afiyetle yiyin, için!

Mehmet Çakır

Vaktiyle yaptıklarınıza karşı, artık her şeyi afiyetle yiyip içebilirsiniz.

Mehmet Çoban

İnananlara: "Dünya’da inanarak yaptığınız güzel şeylere karşılık afiyetle yiyin için." denilir.

Mehmet Okuyan

19,20. (Onlara) “Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!” (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız. [*]

Mehmet Türk

19,20. (Onlara cennette: “Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde kurulup oturarak afiyetle yiyin, için.” (denilir. Ayrıca) Biz, onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle de evlendireceğiz.¹

Muhammed Esed

[Ve onlara:] “Yapmış olduklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için,

Mustafa Çavdar

Onlara, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak bu nimetlerden afiyetle yiyin için!” Denilecek. 39/73-74

Ahmet Tekin

Yeyiniz, içiniz, işlediğiniz devamlı, bilinçli amellere karşılık afiyet olsun.

Mustafa İslamoğlu

(ve onlara diyecek ki): “Vaktiyle yapmış olduğunuz şeylere bir karşılık olarak yiyin, için, afiyet olsun!

Ömer Nasuhi Bilmen

Yeyiniz ve içiniz âfiyetler olsun, işler olduğunuz şey sebebiyle.

Orhan Kuntman

19,20. Onlara, "Yaptığınız güzel amellerin karşılığında, sıra sıra dizilmiş sedirlere yaslanarak afiyetle yeyin için" diye nida olunur. Ayrıca biz -ceylan gözlü hurileri- onlara eş yaparız.

Osman Fırat

Amellerinize karşılık âfiyetle yeyin, için.

Şaban Piriş

-Yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetli yiyin için!

Satıraltı Meal (1534)

yiñüz ve içüñüz ṣaġlıġ‐ıla ‘amelüñüz sebebi‐y‐ile.

Suat Yıldırım

19, 20. Ve onlara denilir ki: “Dünyada yaptığınız güzel davranışlardan ötürü: “Yiyin, için, afiyetler olsun! ” Onlar sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve güzel hurileri de eş yaparız. [37, 44]

Süleyman Ateş

Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için;

Süleyman Tevfik (1927)

Onlara: "Dünyâda iken işlediğiniz a'mâl-i sâlihanın mükâfâtı olarak 'âfiyetle yiyin ve için" denilür.

Süleymaniye Vakfı

Onlara şöyle denir: “Yiyin için; afiyet olsun. Bu, yaptıklarınıza karşılıktır.”

Ahmet Varol

"Yapmakta olduklarınıza karşılık afiyetle yiyin ve için."

Ümit Şimşek

Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yiyin, için.

Yaşar Nuri Öztürk

"Yapıp ettiklerinizin karşılığı olarak afiyetle yiyin, için;

Ali Bulaç

'Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için.'

Ali Fikri Yavuz

(Allah onlara şöyle buyurur: Dünyada iman ve ibadet edib) çalıştığınız için afiyetle yeyin, için;

Bahaeddin Sağlam

(Onlara:) “Yaptıklarınıza karşılık olarak afiyet ile yiyin ve için!” (der.)

Bayraktar Bayraklı

19,20. Onlara şöyle denecektir: “Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!” Onlara çok güzel eşler de veririz.