Tûr Suresi 29. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

29. Ayet

فَذَكِّرْ فَمَٓا اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍۜ

(Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nimeti sayesinde sen, ne kahinsin, ne deli.

Besim Atalay (1965)

Öğüt ver, sana nimeti yüzünden Tanrının; sen ne bir bakıcısın, ne de bir deli !

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Sen tebliğ ve irşada devam et! Çünkü sen Rabbinin sana (elçilik) lütfettiği birisin. (Onların iddia ettiği gibi) ne kâhinsin ne de mecnun.

Cemil Said (1924)

(Yâ Muhammed!) Rabbinin lütfuyla sen va’zında devâm it, sen ne bir kâhin ne de bir mecnûnsun.

Diyanet Vakfı

(Resûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Edip Yüksel

Sen öğüt ver. Rabbinin sana olan iyiliği sayesinde sen ne bir kahinsin, ne de deli.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde va'z-u tezkire devam et, çünkü sen, rabbının ni'meti hakkı için, ne kâhinsin ne de mecnun

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.

Emrah Demiryent

(Habibim! Sen) öğüt vermeye, (tebliğ vazifeni yapmaya) devam et. (Hiç şüphesiz ki) sen Rabbinin nimet ve lütfuna mazhar olmuş birisin. (Müşriklerin iddiâ ettiği gibi) ne kâhinsin ne de mecnun.

Abdullah-Ahmet Akgül

Şu halde Sen (ey Nebim!) öğüt verip-hatırlat; çünkü Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin, ne deli-divanesin! (Sana iftira edenler, asıl kendileri delidir ve nasipsizdirler.)

Erhan Aktaş

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kâhin ne de mecnûnsun.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ögütle degülsin sen çalabuñ ni'met iyile vaḥysuz ġaybdan söyleyici daħı degülsin delü.

Hasan Basri Çantay

(Habîbim) sen hemen öğüt vermekde devam et. Öyle ya, sen Rabbinin ni'meti sayesinde ne bir kâhin, ne de bir mecnun değilsin.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) O hâlde nasîhat et; çünki Rabbinin ni'meti hakkı için, sen ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun!

İhsan Aktaş

Öyleyse (ey Resulüm!) Sen (bütün insanlara) öğüt ver. Sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kâhinsin ne de bir deli.

İlyas Yorulmaz

(Ey elçi) Düşün. Sen Rabbi’nin nimeti ile ne bir kehanette bulunan, nede deli olan birisi idin.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Öyleyse durma öğüt ver. Evet, sen çalabının iyiliği yüzünden, ne bilinmeyeni bildiren bir falcısın, ne de bir delisin.

İsmail Hakkı İzmirli

Artık yine öğütte bulun. Sen Rabbinin inayet ve nimeti sayesinde falcı da değilsin, deli de değilsin.

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) O hâlde öğüt vermeye devam et. Zira sen, Rabbinin nimeti sayesinde ne kâhinsin ne de deli.⁷

Kadri Çelik

O halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun.

Abdullah Parlıyan

Öyleyse ey Muhammed! Sen bütün insanlara öğüt ver. Çünkü sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Kuran Yolu

Sen öğüt vermeye devam et; rabbinin lütfu sayesinde sen asla ne bir kâhinsin ne de bir mecnun.

Mahmut Kısa

O hâlde, ey şanlı Elçi! Sen bunları haber vererek insanlara öğüt ver! Onlar ne derlerse desinler; Rabb’inin sonsuz şefkat ve nîmeti sayesinde, sen ne kâhinsin, ne de deli!

Mahmut Özdemir

Öğüt ver! Senin rabbinin nimeti sebebiyle sen ne bir kâhinsin, ne bir mecnûn!

Mehmet Çakır

Resulüm! sen öğütlerine devam et. Allah sayesinde sen, ne kâhinsin ne de deli.

Mehmet Çoban

İnanarak yasalarımıza uyanlarla, inkâr ederek yasalarımıza karşı çıkanların ahiret hayatında başlarına geleceklerden örnekler veriyoruz. Dediklerimizin hepsi gerçekleşecektir. Bu konuda hiç şüphen olmasın! Onun için sen mümkün olduğu kadar insanlara öğüt ver! Bil ki Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin ne de bir deli!

Mehmet Okuyan

Sen (gerçeği) hatırlat! Rabbinin lütfuyla sen kâhin [*] de değilsin; cinlenmiş [*] de değilsin. [*]

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen sadece hatırlat. Çünkü Rabbinin nîmeti sayesinde sen kâhin de değilsin, mecnun da değilsin.

Muhammed Esed

ÖYLEYSE [ey Muhammed, bütün insanlara] öğüt ver: çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Mustafa Çavdar

– Sen, öğüt vermeye devam et zira sen Rabbinin nimet ve lütfuna mazhar olmuş birisin onun için sen ne bir kâhinsin ne de cinlerden ilham alan dengesiz bir kişi. 51/55, 87/9-10

Ahmet Tekin

Öğüt ver, tebliğ görevini yapmaya devam et. Rabbinin, sana ihsan ettiği vahyi, peygamberlik nimeti sebebiyle, sana kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de diyemezler. Sen kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de değilsin.

Mustafa İslamoğlu

(EY NEBİ!) Öğüt vermeyi (sürdür); şüphesiz, -Rabbinin nimeti sayesinde- senin bir kâhin ve bir mecnun olma ihtimalin asla bulunmamaktadır.[⁴⁷⁵⁸]

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık sen öğüt vermeğe devam et. Çünkü sen Rabbin nîmeti hakkı için ne bir kâhînsin ve ne de bir mecnûn.

Orhan Kuntman

(Ey Muhammed) Sen öğüt vermeye devam et. (Onlar ne derlerse desinler) Sen Rabbinin nimeti sayesinde, ne bir kâhinsin ne de divane.

Osman Fırat

(Ey Muhammed), Sen hatırlat. Ve sen rabbinin ni’meti sayesinde ne kâhinsin, ne de mecnun.

Şaban Piriş

-Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun (dinlenmiş)

Satıraltı Meal (1534)

Pes ögütle sen Tañrı raḥmeti‐le. Müneccim degülsin, delü daḫı degülsin.

Suat Yıldırım

Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatina devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun.

Süleyman Tevfik (1927)

Yâ Muhammed! Onlara Kur'ân ile va'az ve nasîhata devâm ve sebât it. Sen rabbinin ni'meti ile ne kâhin ne de mecnûnsun.

Süleymaniye Vakfı

Onları bilgilendirmeye devam et. Sahibinin nimeti sayesinde sen, ne geleceği bildiğini sanan birisin (kâhin[*]) ne de cinlerin (şeytanların) etkisindesin.

Ahmet Varol

Öğüt ver, tebliğ görevini yapmaya devam et. Rabbinin, sana ihsan ettiği vahiy, peygamberlik nimeti sebebiyle, kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de değilsin, senin kimliğin sıradan biri gibi gizli-meçhul de kalmayacak;

Ümit Şimşek

Sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de deli.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kâhinsin ne de cin çarpmış.

Ali Bulaç

Şu halde sen, öğüt verip-hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

Ali Fikri Yavuz

O halde (Ey Rasûlüm, sen) öğüd ve nasihata devam et; çünkü sen, Rabbinin (nübüvvet ve İslâm) nimeti sayesinde ne kâhinsin, ne mecnûn...

Bahaeddin Sağlam

Artık sen uyar (tebliğ et.) Sen, Rabbinin sana verdiği nimet sayesinde, ne kâhinsin ne de deli.

Bayraktar Bayraklı

Sen öğüt ver! Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin ne de bir deli.