4. Ayet
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret.
Ancak, ona vahyolunan bir vahiydir
O ancak kendisine vahyolunanı söyler (söylediği hüküm içerikli her şey vahye dayanır).
Kur’ân kendine vahy olmuşdur.
O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
O (Kuran) ancak ve ancak bildirilen bir vahiydir.
O sade bir vahiydir ancak vahyolunur
O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
3-4. O, (bizim resûlümüzdür,) hevâsından konuşmaz. O (Kur’ân) kendisine (tarafımızdan) bildirilen, vahiyden başka bir şey değildir.
O (Kur’an ve konuştukları) ancak (kendisine) vahy (ve telkin) olunan vahiydir. (İlahi hakikatler ve öğretilerdir ki, tebliğ edip size ulaştırmıştır.)
Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.¹
degül ol illā vaḥy vaḥy olınur.
O, kendisine (Allahdan) ilkaa edilegelen bir vahyden başkası değildir.
O (söyledikleri) bildirilen vahiyden başka bir şey değildir.(1)
1,2,3,4. Çöktüğü (enerjisi tükenip süpernova hâlinde patladığı) zaman yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır ne de (doğruluktan) ayrılmıştır. Ve o, (size Rabbinin mesajını, nutuk ettiği Kur’an’ı tebliğ edip aktarırken) hevadan (kendi arzusundan hiçbir şey) söylemiyor. O (size okuduğu Kur’an), kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir. *
(Size bildirdikleri) O’na vahy edilmiş olan vahiydir.
Onun söyledikleri, ancak, gönlüne bildirilenlerdir.
O/nun sözü kendine vahiy olunan bir vahiyden başka bir şey değildir.
O/Kur’an, kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir.
O (söyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
O'nun size aktardığı sözler, kendisine indirilen ilâhî haberden başka birşey değildir.
O (size okuduğu), kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir.
Onun dudaklarından dökülen bu muhteşem ifadeler, kendisine Allah tarafından gönderilen vahiyden başka bir şey değildir.
O ancak vahyedilen bir vahiydir.
4,5. Söyledikleri kendisine iletilen bir vahiydir. // Onu getiren, çok görkemli bir melektir.
İyi bilin ki O’nun size okudukları Rabbinizin size tebliğ etmesi için gönderdiği vahiyden başkası değildir.
O (Kur’an) kendisine vahyedilmekte olan vahiyden başka bir şey değildir.
Onun (söyledikleri) vahiyden başka bir şey değildir¹ (ve ona) vahyolunur.²
bu [size ilettiği], kendisine indirilen [ilahî] vahiyden başka bir şey değildir;
Bu Kuran kendisine indirilen vahiyden ibarettir. 2/97, 26/192...197
Onun tebliğleri, Kur'ân ve sünnet, yalnızca Allah tarafından kendisine iletilen vahiylerdir.
(Naklettiği) bu (Kur’an), kendisine indirilen bir vahiyden ibârettir.[⁴⁷⁷²]
O başka değil, ancak bir vahiydir, vahyolunuverir.
3,4. O (Kur’an) ancak bir vahiydir. (Onda vahyin dışında asla hiçbir söz yoktur, Allah'tan) vahyolunur. (Sahibiniz Muhammed, biliniz ki) arzusuna uyarak, kendiliğinden hiçbir söz söylemez.
O kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
O ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.
Bu Ḳur’ān degüldür, illā vaḥy.
O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.
O(nun okuduğu Kur'an) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
Ancak kendine vahy olunan vahyi söyler.
Onlar, ona gelen vahiyden başkası değildir.
O (konuştuğu, kendine) vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.
O ancak kendisine vahyolunanı söyler.
İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.
O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
Kur'an sade bir vahiydir, ancak vahy olunur.
O, ancak vahyedilen bir vahiydir.
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir. [589]