25. Ayet
ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ
“Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ
“Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”
Vahiy, içimizden gelegele ona mı geliyor? Hayır, o, yalancı kendini beğenmiş birisi.
Vahiy ancak, aramızdan ona mı gelmiş? Hayır, o çok yalancıdır, çok da şer!»
Zikir (vahiy) aramızdan bir tek ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir” demişlerdi.
24,25. "Bizim gibi bir âdemi mi dinleyeceğiz? Öyle yapar isek dalâlete ve cinnete mübtelâ oluruz, ihtârât içimizden yalnız birine mi vahy olundı? Bu şerîr bir yalancıdır" didiler.
«Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir» (dediler.)
"Mesaj aramızdan ona mı verildi? O, yalancı küstahın biridir."
O zikir aramızdan ona mı bırakıyorlar? Belki o bir şimarık yalancıdır
"Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir" (dediler).
(Bunca zengin ve asil insan dururken) bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır! O, yalancı ve şımarığın birisidir.”
"Zikir (Kur’ani ilim ve şeref, kala kala) içimizden ona mı bırakıldı? Zaten o çok yalan uyduran ve kendisini beğenmiş bir şımarıktır" (diyecek kadar küstahlaşmışlardı).
Zikir¹, aramızdan bula bula onu mu buldu? Hayır! O küstah bir yalancıdır.
“iy bıraġıldı mı vaḥy anuñ üzere aramuzdan? belki ol yalancıdur bundurmış.”
«Bizim aramızdan vahy ona mı verildi? Hayır, o, şımarık, aşırı bir yalancıdır».
“Zikir (Vahiy), aramızdan ona mı indirildi? Hayır! O, şımarık bir yalancıdır!”
‘’Zikir (hakikat ilmi, kitap, vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Doğrusu, o kendini beğenmiş pek yalancının biridir’’ (dediler).
“Öğüt veren kitap aramızdan ona mı verilmesi gerekiyordu? Hayır, haddini bilmez, bozguncunun (şerli) birisi” dediler.
Bizim aramızda kendisine kitap gönderilecek bir o mu kaldı? Yok, o utanmazın, yalancının biridir."
Biz vahye lâyıkken ona mı vahiy indirildi? Hayır o, yalana dadanmış, kendini beğenmiş biridir».
“Vahiy, aramızdan ona mı verilmiş? Bilakis o, şımarık bir yalancıdır.”
“Zikr (vahiy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o, çok yalan söyleyen kendini beğenmiş bir şımarıktır.”
Vahiy aramızda gele gele O'na mı geliyor? Hayır O, yalancı ve şımarığın birisidir” dediler.
İlâhî mesaj içimizden ona mı gönderilmiş? Hayır o, yalancının, küstahın biri!”
“Aramızda bunca zengin ve asil insan dururken, ilâhî öğüt ona mı indirilmiş? Hayır! Doğrusu Sâlih, küstah bir yalancıdan başka bir şey değildir!”
“Zikir / Hatırlama / Anma, bizim aramızda ona mı kalmış? Aksine o bir şımarık yalancı!”.
Bizimkiler de:" yahu Kuran bizden birine mi yani şu pis yalancıya mı indirildi ! " diyorlar.
"Bizim aramızdan vahiy böyle birine mi verildi? Hayır, o yalancının şımarığın biridir." dediler.
(Devamla:) “Vahiy, aramızdan ona mı verildi? [*] Aslında o, şımarık yalancının biridir!” demişlerdi.
24,25. Ve: “İçimizden (bizim gibi hem de) yalnız bir insana mı uyacağız?¹ O zaman biz, tam bir sapkınlık ve çılgınlık yapmış oluruz. (Bizler dururken) vahiy ona mı indirildi? Hayır, o şımarık bir yalancıdır.” dediler.
Neden içimizden bir tek o’na [ilahî] öğüt ve uyarı indirildi? Hayır, o küstah bir yalancıdan başka bir şey değil!”
Hem bu vahiy içimizden bula bula bunu mu bulmuş. Hayır, aslında o küstah bir yalancı. 38/8, 43/31
“Vahiy, aramızdan ona, Sâlih'e mi indirildi? O küstah bir yalancıdır.” dediler.
Vahiy, aramızdan bir tek ona mı indirildi? Hayır, aksine o yalanda sınır tanımayan mağrurun biri.”
«O zikir, bizim aramızdan O'nun üzerine mi bırakılmıştır. Hayır. O bir mağrur, fazla yalancıdır.»
Vahiy, aramızda ona mı verilmiş? (Ondan daha layık olan bir kimse yok mu?) Hayır!.. (Bu asla mümkün değil, olsa olsa) O yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
O zikir/vahiy, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı şımarığın biridir!
-Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır, O, yalancı küstahın biridir.
Bizüm yanumuzda vaḥy olunan var‐iken oña vaḥy mi geldi? Bel ki o keẕẕāb ve müte‐kebbirdür.
23, 24, 25. Semûd kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: “Yani biz, ” dediler, “içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna lâyık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir! ”
Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı küstahın biridir!
Aramızdan ona mı kitâb nâzil oldı? Şübhesiz o, gâyet şerli bir yalancıdır" didiler.
Doğru bilgi içimizden ona mı verilmiş? Aslında o; yalancının, kendini beğenmişin teki!”
Zikir (kitap, vahiy) aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır, o kendini beğenmiş yalancının biridir."
“Aramızdan ona mı vahiy verilmiş? O şımarık yalancının biridir.”
"Aramızdan öğüt ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir."
'Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır.'
O kitab (vahy) aramızdan ona mı bırakılıyor? Doğrusu o, şımarık bir yalancıdır.”
Kendi içimizden ona mı mesaj indi? Belki o, bize üstünlük kurmak isteyen bir yalancıdır, dediler.
“Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır, o yalancı ve şımarığın biridir” dediler.[597]