56. Ayet
ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ف۪يهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِۙ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَٓانٌّۚ
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
O cennetlerde, gözlerini, eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce ne bir insan tarafından dokunulmuş, ne bir cin tarafından dokunulmuş eşler var.
Oralarda, onlardan önce ne bir insanın, ne de bir cinin dokunduğu güzel gözlüler vardır
O cennetlerde gözleri efendilerinden başkasını görmeyen, daha önce cin ve insanlardan hiç kimsenin dokunmadığı tatlı bakışlı eşler/arkadaşlar vardır.
Orada hiç el sürülmemiş mahcûb nazarlı ve ins ve cinden kimsenin dokunmadığı genç zevceler bulunacakdır.
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Oralarda, daha önce ne bir insan ne de bir cin tarafından dokunulmamış, bakışlarını dikmiş eşler vardır.
O Cennetlerde öyle kasıratüttarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn
Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
O cennetlerde gözlerini eşlerinden (kocalarından) ayırmayan ve eşlerinden (kocalarından) önce kendilerine ne bir insanın ne de bir cinin dokunmadığı zevceler vardır.
Orada (aşk ve sadakat) bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, (güzellik ve tazelikleri gönül okşayan öyle) kadınlar vardır ki, daha önce kendilerine ne bir insan ne de bir cinn dokunmuş değildir. (Sürekli temiz ve bâkire kalacaklardır.)
Onlarda daha önce ins¹ ve cinnin¹ dokunmadığı, bakışlarını başkasından çekmiş eşler vardır.
anlaruñ içinde «göz yıġıcılardur yaķınlıķ eylemedi anlara ādemį anlardan ilerü ne daħı perrį.
Oralarda gözünü yalınız zevcelerine hasretmiş (öyle dilber) ler vardır ki bunlardan evvel ne bir insan, ne bir cin asla kendilerine dokunmamışdır.
Onlarda (kocalarından) başkasına bakmayan kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur!
Oralarda, (o cennetlerde bulunan erkek ve kadınlara hizmet etmek üzere) bakışlarını onlardan (cennet ehli olan erkek ve kadınlardan) ayırmayan (özel hizmetçi)ler vardır ki, onlardan (o cennet ehli erkek ve kadınlardan) önce (kendi hizmetinde çalıştırmak amacıyla) onlara (o hizmetçilere) ne bir insan (insanlardan bir erkek veya bir kdın) ne de bir cin (cinlerden bir erkek veya bir kadın) dokunmuştur (yani erkek olsun kadın olsun daha önce hiçbir kimse onları kendi hizmetinde çalıştırmamıştır). (*)
Cennete girenlerden önce, bilinen veya bilinmeyen birilerine hizmet etmemiş hoş bakışlı hizmetçiler var.
O Cennetlerde gözlerini eşlerine diken öyle kadınlar vardır ki bundan önce onlara ne bir insan ne de bir cin eli sürülmemiştir.
Cennetlerde gözlerini sahiplerine dikmiş, bunlardan evvel insan ve periden hiçbir kimse tarafından dokunulmamış kadınlar vardır.
İçinde çekingen/kaçamak [kâsırâtu’t-tarfi] bakışlı, daha önce insanların ve cinlerin dokunmadığı (güzeller) vardır.⁸
Orada, bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin asla dokunmadığı eşler vardır.
O cennetlerde gözlerini eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce kendilerine ne insan, ne cin dokunmamış eşler vardır.
Oralarda eşinden başkasına bakmayan kadınlar vardır ki onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
Bu iki bahçeden başka, onlara daha nice bahçeler verilecek. Bunların içinde, gözleri eşlerinden başkasını görmeyen öyle tatlı bakışlı güzeller vardır ki, daha önce ne bir insan eli değmiştir onlara, ne de bir cin. Çünkü Allah, cennet kadınlarını, oraya lâyık üstün özelliklerle yaratmış ve Cennette, tertemiz, taptaze bir hâlde eşlerine hazırlamıştır. Hurilere eşlerinden önce ne bir insan ne de bir cin, hiçbir kimsenin eli bile değmemiştir.
Orada (başı öne eğik) Kısa Bakışlılar vardır. Onlara, bunlardan önce ne bir insan dokunmuştur, ne de cinn!
Cennette, insan ve cin eli değmemiş, mahcup bakışlı güzellerden söz edilirken
Orada bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş eşler vardır. Onlara eşlerinden önce bildikleri veya bilmedikleri insanlardan hiç kimse dokunmamıştır.
Oralarda (cennetlerde) bakışlarını (yalnızca eşlerine) kısanlar [*] (çevirenler) var ki onlardan (cennetliklerden) önce kendilerine hiçbir insan ve cin dokunmamıştır. [*]
O cennetlerde, ¹güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen ve onlardan önce kendilerine hiç bir insanın ve cinin dokunmadığı eşler² vardır.
Bu [bahçe]lerde, ne insanın ne de görünmez bir varlığın daha önce hiç dokunmadığı yumuşak bakışlı eşler bulunacak. ²⁷
O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiç bir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır. 2/25, 56/22...37
Orada süzgün bakışlı, alımlı, hasretlik çekmiş gibi, gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş, çılgınca seven güzeller var ki, eşlerinden önce, onlara insan ve cin eli değmemiştir.
Bu (cennetlerde), daha önce[⁴⁸⁶⁷] görünür görünmez hiçbir varlığın dokunmadığı, gözü dışarıda olmayan eşler olacak:[⁴⁸⁶⁸]
O cennetlerde nazarlarını (yalnız kendi kocalarına) hasretmiş kadınlar vardır ki, kendilerine onlardan önce ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır.
O iki cennette, gözleri yalnız eşlerine çevrilmiş güzeller vardır ki, daha önce ne insan ne de cin dokunmamıştır.
Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiç bir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır.
Ol cennetde hūrīler vardır ki gözlerini zevceleri üzerlerine ḥaṣr itmişlerdür. Evvelce o ḥūrīlere ins ü cinn ṭaraflarından ṭoḳunulmamışdır.
O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve insanlardan hiç kimse kendilerine dokunmamıştır.
Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
O cennetlerde gözlerini yalnız zevcelerine kasr itmiş, onlardan evvel ins ve cin ile temâs itmemiş hûriler vardır.
Bahçelerde, gözlerini onlardan ayırmayan hizmetçi kızlar (huriler) vardır. Bunlardan önce onlara ne bir insan ne de cin eli değmiştir[*].
Oralarda bakışlarını yalnız eşlerine dikmiş güzeller vardır ki, onlardan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmuştur.
O Cennetlerde, bakışlarını kendilerine çevirmiş güzeller vardır ki, daha önce onlara ne bir insan, ne de bir cin eli değmemiştir.
O cennetlerde, bakışlarını eşlerine dikmiş öyle dilberler vardır ki, daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.
Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bundan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
O cennetlerde, gözlerini kocalarından başkasına çevirmiyen hanımlar vardır ki, bu kocalarından önce, kendilerine ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin?!
56, 57. O iki Cennette, kocalarından başka herkesten gözlerini saklı tutan, kocalarından evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanımlar vardır. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
56,57,58,59. Orada, gözlerini eşlerinden ayırmayan, kendilerinden önce ne insan ne de cin dokunmuş eşler olacaktır. Şimdi, Rabbinizin cennet güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz? Onlar sanki yakut ve mercan gibidirler. Şimdi, Rabbinizin cennet güzelliklerini nasıl inkâr edebilirsiniz?