67. Ayet
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
“Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
“Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!”
Hayır, biz mahrum olduk.
66,67. «Borca battık, elimiz boştur!» diyeceksiniz!
65-66-67. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde (şöyle) geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız (emeklerimiz boşa gitti). Hatta büsbütün yoksun bırakıldık!”
66,67. "Biz tohumlarımızdan dolayı borca girdik ve şimdi tekmîl ümîdlerimiz mahv oldı" diyu ta’accüble bağırır idiniz.
Daha doğrusu, biz yoksul kaldık» (derdiniz).
"Doğrusu, yoksun bırakıldık."
Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..
"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
65-66-67. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde (şöyle) sızlanıp dururdunuz: “Şüphesiz biz çok ziyandayız (emeklerimiz boşa gitti). Gerçekten biz (beklediğimiz mahsule karşılık) büsbütün mahrumuz!”
"Belki de, biz büsbütün mahrum bırakıldık" (diye yakınıp duracaktınız).
Doğrusu, yoksun bırakıldık.
“belki biz maḥrumlaruz.”
«Daha doğrusu biz (umduğumuzdan) mahrum kalmışlarız».
“Daha doğrusu biz mahrum bırakılanlarız!” (derdiniz.)
Daha doğrusu, biz mahrum (yoksul) kaldık" (derdiniz).
Hayır, “Biz mahrum bırakılanlardanız” deyin.
«Artık doğrusu yoksul kaldık» derdiniz.
Hayır geçinecek şeyden mahrum kaldık derdiniz.
“Bilakis biz yoksul bırakıldık” derdiniz.
“Hayır, biz büsbütün (rızıktan) mahrum kılınmışlarız.”
Hayır mahrum kaldık derdiniz.
Daha doğrusu büsbütün mahrum kaldık” (derdiniz).
“Hayır, hayır, yaşama imkânından tamamen yoksun bırakıldık!” diye feryat edip dururdunuz.
“Belki de yoksun bırakıldık”.
66,67. " perişan olduk // hattâ mahvolduk. " derdiniz..
Emeklerimizin karşılığını alamadık! Elimizde avucumuzda ne varsa harcadık! Üstelik borçlanarak yoksul kaldık derdiniz! Niçin düşünüp öğüt almıyorsunuz? Ekip diktiğiniz şeylerin karşılığını Rabbiniz vermezse ne yapabilirsiniz?
65,66,67. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da “Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!” diyerek şaşar kalırdınız.
65,66,67. Eğer dilersek onu kesinlikle bir çör-çöp yapardık ve siz de: “Eyvah! Mahvolduk, daha doğrusu biz çok zarardayız!” diye, geveler dururdunuz.
Yok yok, aslında [geçinme imkanlarımızdan] mahrum bırakıldık!” (diyerek).
66-67. -Eyvah mahvolduk borca battık, varımızı yoğumuzu kaybettik, diye sızlanırdınız. 68/17...35
“Daha doğrusu yoksul kaldık.” derdiniz.
Daha beteri, mahrum kalan da biz olduk!”
Belki biz mahrum kimseleriz (diye söylenirdiniz).»
66,67. Ve: "doğrusu biz borç altına girdik (bu işten zarara uğradık) ve yoksul kaldık" derdiniz.
Yok yok, mahrum bırakıldık!.. (derdiniz)
66,67. --Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz.
Bel ki biz maḥrūm olmışuz, diyesiz.
Hatta doğrusu biz rızıktan mahrum kaldık, sefalete mahkûm olduk. ” derdiniz.
Doğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz).
"Evet mahrûmlardanız" dirdiniz. ("Aç kalub helâk olacağız" dirdiniz.).
Artık yoksul kimseleriz” dersiniz.
Daha doğrusu biz yoksun bırakıldık."
“Biz mahrum kaldık” diye.
"Doğrusu mahrum bırakıldık biz."
'Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık.'
Daha doğrusu (beklediğimiz mahsule karşılık) büsbütün mahrumuz.”
Belki biz, şanssız insanlarız” derdiniz.
63,64,65,66,67. Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.