73. Ayet
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْو۪ينَۚ
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْو۪ينَۚ
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
Biz onu, cehennem ateşini bir andırma ve çöllerde konup göçenlere bir fayda olarak halkettik.
Biz, onu hem bir ibret, hem çöl yolcularıyçin bir mata kıldık
Biz onu hem düşündürücü, ibret verici bir uyarıcı (cehennemi hatırlatıcı), hem de ihtiyacı olanlar için bir yararlanma kaynağı (enerji) olarak yarattık.
Biz bunı çölde (seyyâhlara) fâideli olsun diyu ’ibret içün halk iyledik.
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.
Kullananlar için biz onu bir ibret ve yararlı yaptık.
Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade: alandaki muhtaclar için
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
Biz onu (dünyadaki ateşi, âhiretteki cehennem ateşini) hatırlatıcı ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
Biz onu (bitkileri, meyvelerini, kerestesini ve ateşini) hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık. (Hâlâ imana gelmez misiniz?)
Biz, onu bir hatırlatma ve ihtiyaç sahipleri için bir yararlanma kaynağı yaptık.
biz ķılduķ anı añdurmaķ daħı gönenmek menfa'at dutıcılara.
Biz onu hem bir ibret, hem çöl yolcularına bir fâide kıldık.
Biz onu (o ateşi, Cehennem ateşi için) bir hatırlatma ve çölde yolculuk edenler için bir menfaat kıldık.
Biz onu hem düşündürücü hem de (her yerde) ihtiyacı olanlar (insanlar) için bir yararlanma kaynağı (enerji ve hayat unsuru) olarak yarattık. *
Biz onu (ateşi) bir öğüt ve yolcular için ısınma aracı kıldık.
Biz bu ateşi hem bir düşündürücü olsun, hem de çöl yolcuları için yararlı bir nesne olsun diye varettik.
Biz bunu kalb gözü bulunanlara ibret, çölde giden yolculara da bâis-i menfaat yaptık.
Biz onu bir ibret [tezkire], çölden geçenlere de bir fayda olsun diye yaptık.
Biz onu hem bir hatırlatma (konusu); hem de ihtiyacı olanlara bir geçimlik kıldık.
Biz bu ateşi, gözleri görenlere bir ibret ve çöl yolcularına bir fayda kıldık.
Biz onu çöl yolcularına ve açlık çekenlere bir işaret ve nimet kıldık.
Biz ateşi, her an lütuf ve merhametimizi hatırlatan bir ibret belgesi ve ona ihtiyacı olanlar için hayatta vazgeçilmez bir nîmet kıldık.
Onu, İhtiyaç Duyanlar’a geçimlik ve tezkire / öğütleme olmak üzere biz yaptık.
Ateş, bir uyarıdır; çöllerde konup göçenler için bir ihtiyaçtır.
Biz o ağacı ateşlenecek şekilde yarattık ki; insanlar ibret alsın! Çölden gelip geçenlere faydası olsun.
İşte, biz onu (ağacı, gerçeğin) hatırlatması ve ihtiyacı olanlar için geçimlik yaptık.
Biz onu hem bir ibret hem de ihtiyacı olanların faydalanması için yarattık.
Onu [Bizi] hatırlamanı[zı]n bir vasıtası ²⁴ ve [hayatlarının] yabaniliği içinde kaybolmuş ve acıkıp susamış bütün insanlar için ²⁵ bir rahatlama vasıtası yaptık.
Biz, ateşi cehennem azabını hatırlatma vesilesi odununu da ihtiyaç sahipleri için bir yararlanma aracı kıldık. 2/24, 66/6
Biz onu, ibret almanız için planlayıp hazırladık. Çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.
Biz onu bir hatırlama vesilesi ve (kendi yalnızlığında kaybolmuş) muhtaçlar için yarayışlı bir meta kıldık.[⁴⁹¹⁸]
Biz onu (o ateşi) bir muhtıra ve sahraya konup göçenler için bir menfaat kıldık.
Biz o ağacı, -çöllerde- konaklayanların yararına, (Rablerinin yaratma kudretine inanmaları ve O'na şükretmeleri için) bir ibret kıldık.
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
Biz, onu bir ibret ve ihtiyaç sahipleri için faydalı kıldık.
Biz anı bir āyet ḳılduḳ, daḫı menfa‘at ḳılduḳ beriyyelikde sākin olan‐lara.
Biz onu çölde, yolda bulunanlar ve muhtaçlar için hem bir ders, hem de istifade vesilesi kıldık.
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
Biz o ateşi (cehenneme misâl olarak) 'ibret ve mukîm ve misâfirler içün istifâde idilür şey kıldık.
Biz ateşi, hem bilgi konusu hem ihtiyacı olanlar için yararlı bir şey haline getirdik.
Biz onu hem bir ibret hem de ihtiyaç sahiplerine bir yarar kıldık.
Biz onu bir ibret yaptık ve tutuşturanlar için yararlı kıldık.
Biz onu hem bir ibret hem de çöl yolcularına bir nimet kıldık.
Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
Biz bu ateşi, (cehennem ateşine) bir ibret ve sahradaki yolculara bir menfaat kıldık.
Biz, o ağacı bir belge ve köylüler için bir yaşam aracı yaptık.
71,72,73,74. Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!