Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Sen bunu öğrenmişsin dememeleri için delilleri çeşitçeşit bildirmede ve bilen topluluğa apaçık anlatmadayız.
Besim Atalay (1965)
İşte biz âyetleri böylecene açıklarız, onlar sana: «okumuşsun» diyeler, biz de bilen bir ulusçün onu belirtiyoruz
Cemal Külünkoğlu
Onlar sana: “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için o (Kur'an')ı açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.
Cemil Said (1924)
İşte âyâtı böyle îzâh idiyoruz sana varsun başka yerden ’ilim aldık disünler, biz âyâtı îmân idenlere tekrâr idiyoruz.
Diyanet Vakfı
Böylece biz âyetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, «Sen ders almışsın» desinler de biz de anlayan toplum için Kur'an'ı iyice açıklayalım.
Edip Yüksel
"Sen ders almışsın," demeleri için ve bilen bir topluma açıklamak için ayetleri böyle sergiliyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır
yine âyetleri böyle şekilden şekle koyuyoruz ki hem o körlük edenler sana ders almışsın desinler, hem onu ilmi şânından olanlar için tebyîn edelim
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
İşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: "Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim.
Emrah Demiryent
(Resûlüm!) “Sen (ehl-i kitabın âlimlerinden) ders almışsın” demesinler ve (bir de) bilen (hakkı bâtıldan ayırt edebilen) bir topluma onu (Kur’ân’ı) iyice açıklayalım diye âyetlerimizi böyle çeşitli biçimlerde (türlü türlü üslûplarla) beyan ediyoruz.
Abdullah-Ahmet Akgül
İşte Biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki (inkârcılar ve münafıklar) Sana: "Sen (bu sözleri birilerinden) ders almışsın (Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın!)" desinler ve Biz de (akledip) bilen bir topluluğa Onu (Kur’an’ı) açıkça belirtmiş (hikmet ve hakikatini beyan etmiş) olalım.
Erhan Aktaş
İşte böylece Biz, âyetleri döne döne açıklıyoruz. Varsın “Sen ders almışsın.” desinler. Oysa bilen² bir halk için onu³ ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı andayuķ beyān eylerüz āyetleri daħı tā eyideler “oķıduñ ögrendüñ” daħı beyān eyleyevüz anı ķavma kim bilürler.
Hasan Basri Çantay
İşte biz âyetleri böylece türlü türlü beyan ederiz. Tâki onlar: «Sen okumuşsun» desinler ve biz onu (Kur'ânı) bilecek zümrelere besbelli edelim.
Hayrat Neşriyat
İşte (ey Resûlüm!) Âyetleri böyle açıklıyoruz ki (ibret alsınlar), hem (o kâfirler): “Sen ders almışsın!” desinler, hem de (hikmetlerini) bilecek bir kavim için onu (o Kur'ân'ı)açıklayalım.(3)
İhsan Aktaş
İşte böylece biz, âyetleri (iyice anlayıp kavramaları için) farklı üsluplarla, türlü türlü açıklıyoruz. Onlar (inkâra şartlanmış olanlar) ise, “Sen (bunları bize anlatmak için bir başkasından) ders almışsın!” diyeceklerdir. Oysa bilmek (öğrenmek) isteyen bir halk için onu ayrıntılı bir şekilde beyan ediyoruz. *
İlyas Yorulmaz
Ayetleri bu şekilde anlatıyoruz ki, onlar “Dersini iyi almışsın” demeleri ve bilen bir topluma daha açık anlatmak içindir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İşte Biz belgelerimizi böyle evire çevire anlatırız ki Allah’ı tanımıyanlar "senin bilgin var" desinler, Biz de bilenlere büsbütün açıklamış olalım.
İsmail Hakkı İzmirli
Biz böylece [⁴] âyetleri türlü türlü beyan ederiz. Ta ki onlar okumuşsun desinler [⁵]. Bir de bilen bir cemaata belli edelim.
İsmail Yakıt
İşte böylece Biz ayetlerimizi açıklıyoruz. (İnanmayanlar varsın], “Sen ders almışsın/bu sözleri birinden öğrenmişsin” desinler. Oysa Biz ayetlerimizi bilip anlayan bir topluluk [kavm] için açıklıyoruz.
Kadri Çelik
İşte biz, ayetleri (bir takım sebeplerden ötürü) böylesine çeşitli biçimlerde açıklamaktayız. Ayrıca (çeşitli biçimlerde açıklıyoruz ki) onlar sana, “Sen ders almışsın” demesinler ve biz de bilebilen bir topluluğa onu açıkça beyan etmiş olalım.
Abdullah Parlıyan
Böylece biz mesajlarımızı, çok yönlü olarak dile getiriyoruz ki, gerçeklere karşı körlük edenler: “Sen okumuş, öğrenim yapmış, ders yapmışsın” desinler. Böylece o Kur'ân'ı, kavrama yeteneğine sahip olan bir topluma açıklamış oluyoruz.
Kuran Yolu
Böylece biz âyetleri, duruma göre farklı tarzlarda gönderiyoruz ki, “İyi öğrenmişsin” desinler ve biz, anlayan topluluk için Kur’an’ı iyice açıklamış olalım.
Mahmut Kısa
İşte biz, ayetlerimizi böyle farklı açılardan ve zengin örneklerle tekrar tekrar dile getiriyoruz ki, bilinçli bir toplum için onu güzelce açıklayalım. Fakat ey Muhammed; inkâra şartlanmış olanlar, senin hayatını çok yakından tanıdıkları ve doğruluğundan asla şüphe duymadıkları hâlde, kibir ve inatlarından dolayı, “Senin bu muhteşem ayetleri uydurmana imkân yok, sen bunları, ilim ve hikmet sahibi birinden öğrenmiş olmalısın! Bu da olsa olsa, Yahudilik ve Hıristiyanlık hakkında bilgisi olan kölelerimizden birisidir.” diyeceklerdir. Oysa onlar da gâyet iyi biliyorlardı ki, böyle bir kitabı, Allah’tan başka hiçbir güç meydana getirmiş olamazdı. O hâlde:
Mahmut Özdemir
İşte böyle, Âyetler’i evire çevire açıklıyoruz. Ders almışsın” demeleri için! Bilecek bir kavme onu beyan etmemiz için!
Mehmet Çakır
Sözlerimizi, bu şekilde açıyorsak bu, " sen okumuşsun " demelerini sağlamak, bir de bilgi toplumuna, Kuran’ı anlatmak içindir.
Mehmet Çoban
Böylece biz ayetleri geniş geniş açıklıyoruz ki: "Sen ders almışsın!" desinler. Biz de anlayan toplum için Kur’an’ı iyice açıklayalım.
Mehmet Okuyan
Böylece biz ayetleri geniş geniş açıklıyoruz ki “Sen ders almışsın.” desinler de biz de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) iyice açıklayalım.
Mehmet Türk
İşte Biz âyetleri, (kâfirlerin) sana; “Sen bunları bir yerden öğrenmişsin.” demeleri (sebebiyle) ve bilen toplumlara da onu, iyice anlatmamız için böyle açıklarız.
Muhammed Esed
Böylece Biz mesajlarımızı çok yönlü olarak dile getiriyoruz ki “Sen [bütün bunlardan] iyi ders almışsın!” ⁹⁰ diyebilsinler ve mesajları, onları kavrama yeteneğine sahip insanlara açıklayabilelim.
Mustafa Çavdar
Ayetlerimizi çok boyutlu ortaya koyuyoruz ki “Sen birilerinden ders almışsın.” desinler. Böylece biz, bu hakikati bilmek isteyen topluma açıklayalım. 6/156, 16/103, 29/48
Ahmet Tekin
Diğer surelerde çok yönlü açıkladığımız gibi, burada da öğüt ve bilgilendirme, va'd ve tehditlerimizle ilgili âyetleri çok yönlü açıklıyoruz. "Sen bunları başkalarından öğrendin" diyemesinler diye açıklıyoruz. Bir de bu kitabı ilimde ilerlemeye devam eden bilgi toplumlarına iyice ayrıntılı hale getirelim diye çok yönlü açıklıyoruz.
Mustafa İslamoğlu
İşte böylece Biz, mesajlarımızı çok boyutlu olarak dile getiriyoruz. Varsın onlar “Sen (birilerinden) ders almışsın!” desinler; yine de Biz onu öğrenmeye gönüllü bir topluluğa açıklayalım.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve işte Biz âyetleri böyle türlü türlü beyan ederiz. Tâ ki onlar, «Sen ders almışsın,» desinler. Ve Biz onu bilir olan bir kavim için açıkça beyan edelim.
Orhan Kuntman
İşte biz ayetleri böyle türlü yönlerden açıp bildiriyoruz ki (kalp gözleri körelmiş olan, şirk ve küfürde direnen) o kafirler (sana, bize tebliğ ettiğin şeyler gerçek vahiy değildir) "Sen (başkasından) ders almışsın" desinler! (de daha büyük azaba hak kazansınlar) Biz de onu (Kur'an'ı, sadece kalbinde iman olan) ilim irfan sahiplerine (ibret ve öğüt olarak) açıklamış olalım!
Osman Fırat
İşte böylece âyetleri çok tafsilatlı açıklıyoruz ki (onlar sana): "Sen ders almışsın (bunları bir yerden okumuş, öğrenmişsin)" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice açıklayalım.
Şaban Piriş
İşte “sen ders almışsın desinler diye ve bilen bir topluma da iyice açıklayalım diye ayetleri ayrıntılı olarak ortaya koyuyoruz.
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı anuñ gibi dönderüp beyān ider‐biz āyetleri. Anlar eydürler: Senoḳuyup ögrendi‐sen, dirler. Daḫı biz beyān ider‐biz anı bir ḳavme ki ḥaḳḳı bi‐lürler.
Suat Yıldırım
İşte Biz, âyetleri iyice anlayıp kavramaları için farklı üslûplarla, türlü türlü beyan ederiz. Biliyoruz ki onlar neticede “Sen ders almışsın! ” diyeceklerdir. Âyetleri böyle türlü türlü açıklamamız, bilmek isteyen kimselere, Kur'ân'ı iyice beyan etmek içindir. [25, 4-5; 2, 26; 22, 53; 74, 31; 17, 82; 41, 44]
Süleyman Ateş
İşte böylece ayetleri döne döne açıklıyoruz ki (onlar sana): "Sen ders almışsın (bunları bir yerden okumuş, öğrenmişsin)" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice açıklayalım.
Süleyman Tevfik (1927)
Onların (müşriklerin) Kur'ân'ı ders aldın diyememeleri ve bilen kavim içün Kur'ân'ın hak oldığının izhârı içün biz âyetlerimizi böyle tafsîl iyleriz. [²]
Süleymaniye Vakfı
İşte âyetlerimizi böyle evire çevire anlatırız ki birileri: "Sen bir yerden öğrenmişsin" desin, biz de onu bilen bir topluluğa açıklamış olalım.
Ahmet Varol
İşte böylece ayetleri etraflıca açıklıyoruz ki, onlar "sen ders almışsın" desinler ve biz de bilen bir topluluğa bunu açıkça bildirmiş olalım.
Ümit Şimşek
Âyetleri Biz böyle çeşitli şekillerde anlatırız—tâ ki onlar “Sen bunu bir yerden ders almışsın” desinler, Biz de bilen bir topluluğa onu iyice açıklamış olalım.
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, "Sen ders aldın!" desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım.
Ali Bulaç
İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: 'Sen ders almışsın' desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.
Ali Fikri Yavuz
İşte biz, âyetleri beyan eder ve halden hale çeviririz ki, Mekke'liler: “- Sen ders görmüşsün, çok okumuşsun” desinler (küfürde ısrar etsinler). Biz, Kur'an'ı, anlayanlara beyan eder ve açıklarız.
Bahaeddin Sağlam
Biz ayetlerimizi böylece açıklıyoruz. (Ki müminler imanlarını takviye etsinler, kâfirler) “sen, (bizi) yıprattın” desinler ve bilen bir toplum için bu Kur’anı açıklamış olalım.
Bayraktar Bayraklı
Böylece biz âyetleri derinlemesine açıklıyoruz ki, “Sen ders almışsın” demesinler; onu kavrayan topluma izah ediyoruz.