En'âm Suresi 20. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

20. Ayet

اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۢ اَلَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ۟

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.[172] Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, fakat kendilerine zarar verenlerdir inanmayanlar.

Besim Atalay (1965)

Kendilerine kitap verilmiş olanlar, oğullarını bildiklerince, onu da bilmekteler, kendi özlerine ziyan edenler, inanmayan kimselerdir

Cemal Külünkoğlu

Kendilerine kitap verdiğimiz (Yahudi ve Hristiyanlar), o (Muhammed'i öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar/bilirler. (Aklını kullanmayarak) kendilerini hüsrana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

Cemil Said (1924)

Ehl-i kitâb Muhammed ’aleyhisselâmın nübüvvetini kendi çocuklarını nasıl tanırlar ise öyle tanırlar. Fakat kendi nefîslerine zulm idenler âna inanmıyacaklardır.

Diyanet Vakfı

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.

Edip Yüksel

Kendilerine kitap verdiklerimiz, çocuklarını tanır gibi bunu tanır. Kişiliklerini yitirenler inanmıyanlardır

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine kitâb verdiğimiz ümmetlerin uleması o Peygamberi kendi oğullarını bilir gibi bilirler, kendilerine yazık edenlerdir ki ancak iyman getirmezler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, Peygamber'i, kendi oğullarını bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! İşte onlar iman etmezler.

Emrah Demiryent

(Kitaplarında, son peygambere dair bir bilgi bulunmadığını söyleyen o) kendilerine kitap verdiklerimize gelince… (Bile bile hakkı gizleyen o yahûdî ve hıristiyanlar, kesinlikle yalan söylüyorlar. Zira ellerindeki kitaplarda bu bilgiler mevcuttur. İşte bundan dolayıdır ki) onu (resûlümüz Muhammed’i), kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar (fakat buna rağmen bile bile hakkı inkâr ederler. Israrla hakkı inkâr ederek) kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar îmân etmezler.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Aslında) Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz Onu (Kur’an’ı ve Resulüllah’ı), çocuklarını tanır gibi tanımakta (ama bile bile inkâra sapılmakta)dır. Kendilerini hüsrana (en büyük ziyana) uğratanlar; işte onlar (inanmayanlardır ve) inanmayacaklardır.

Erhan Aktaş

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran¹ ettiler, işte onlar iman etmezler.

Eski Anadolu Türkçesi

anlar kim virdük anlara kitāb’ı [64b] ya'nį tevrįt’i daħı incįl’i bilürler anı ya'nį peyġamber nite kim bilürler oġlanlarını. anlar kim ziyān eylediler gendüzilerine anlar įmān getürmezler.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu (o hak peygamberi) öz oğullarını nasıl tanıyorlarsa öyle tanırlar. Nefislerini hüsrana uğratanlar (yok mu?) işte onlardır ki (peygambere) inanmazlar.

Hayrat Neşriyat

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu (kitablarında alâmetlerini gördükleri o âhir zaman peygamberini) kendi oğullarını tanımakta oldukları gibi tanırlar.(1) Kendilerini hüsrâna uğratan o kimseler yok mu, işte onlar îmân etmezler.

İhsan Aktaş

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler(in bilginleri), kendi öz oğullarını bildikleri gibi onu da (Kur’an’ın Allah tarafından vahyedildiğini de) bilirler. Ama kendilerine yazık etmiş olanlar var ya, işte onlar (bu şekilde) inanmıyorlar. *

İlyas Yorulmaz

Kendilerine kitap verdiklerimiz, kendilerine gelen elçiyi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. O kimseler kendilerine yazık etmiş olanlardır. Sonra onlar kesinlikle iman etmezler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O kimseler ki kendilerine Kitap verilmiştir, onu öz oğullarını nasıl tanırlarsa öyle tanırlar. O kimseler ki kendilerine yazık etmişlerdir, artık onlar inanmazlar.

İsmail Hakkı İzmirli

Kitaba nâil ettiğimiz kimseler peygamberi, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Şirk ile kendilerini ziyana sokanlar ise iman getirmezler.

İsmail Yakıt

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu/peygamberi kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini zarara sokanlara gelince, işte onlar inanmazlar.

Kadri Çelik

Kendilerine kitab verdiklerimiz, onu (peygamberi) çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar (var ya), işte onlar iman etmezler.

Abdullah Parlıyan

Kendilerine kitap verdiğimiz Yahudi ve Hıristiyanlar, O hak peygamberi kendi oğullarını nasıl tanıyorlarsa, öylece tanırlar; ama onlar arasında, kendilerine yazık edenler var ya işte onlardır inanmayanlar.

Kuran Yolu

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenlere gelince, işte onlar inanmazlar.

Mahmut Kısa

Kendilerine daha önce Kitap verdiklerimiz, yani Yahudi ve Hıristiyan bilginleri, Muhammed’in gerçek bir Peygamber olduğunu pekâlâ bilir, hattâ onu kendi öz evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Fakat bile bile kötülüğü tercih ederek kendilerine yazık edenler, çıkarlarına ters gördükleri için Kur’an’a inanmazlar. O hâlde:

Mahmut Özdemir

Kitap verdiğimiz kimseler, onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanıyorlar. Nefislerini hüsrana / zarara uğratanlar artık inanmazlar.

Mehmet Çakır

Ehlikitap, Muhammed’i kendi çocukları kadar yakından tanırlar Ama kendilerine olan öz güvenlerini yitirmiş oldukları için inanmazlar.

Mehmet Çoban

Kendilerine kitap verilenler onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanılar. Kendilerine ziyan edenler var ya; onlar inanmazlar.

Mehmet Okuyan

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu [*] kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. [*] Kendilerine yazık edenler var ya işte onlar inanmazlar.

Mehmet Türk

Kendilerine kitap verdiklerimiz,¹ o (Peygamberi) kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler.² Ama buna ancak kendilerine yazık edenler, inanmazlar.

Muhammed Esed

Daha önce vahiy verdiklerimiz, bunu, ¹⁴ kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; ama [onlar arasından] kendilerine yazık edenler (var ya), işte onlardır inanmayı reddedenler.

Mustafa Çavdar

Vaktiyle kendilerini, vahye muhatap kıldığımız kimseler bunu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar, işte onlar bu hakikate Kuran’a inanmayanlardır. 2/146, 23/69, 2/64, 39/15

Ahmet Tekin

Kendilerine kutsal kitaplar verdiğimiz kimseler, peygamberi, Muhammed'i, öz oğullarını bildikleri gibi, kitaplarında zikredilen özellikleri sebebiyle bilirler, tanırlar. Kendilerini, birbirlerini hüsrana uğratanlar, işte onlar iman etmeyecekler.

Mustafa İslamoğlu

Daha önce vahye muhatap kıldıklarımıza gelince: onlar onu[¹⁰²⁶] kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine zarar veren kimseler var ya: işte onlardır inanmaya yanaşmayanlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, O'nu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanır bilirler. O kimseler ki nefislerini hüsrâna uğratmışlardır, işte onlar imân etmezler.

Orhan Kuntman

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar! (Çünkü kendi kitaplarında onun geleceğine ait müjde haberlerini ve vasıflarını okumaktadırlar, ancak içlerinden hakkı teslim etmeyenler) Kendilerine yazık edenler (Son peygamber kendi kavimlerinden gelmediği için hased edenler) ona iman etmezler.

Osman Fırat

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar iman etmezler.

Şaban Piriş

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler Resûlü, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana atanlar, işte onlar iman etmezler.

Satıraltı Meal (1534)

Ol kişiler ki virdük anlara kitābı Yehūdilerden, Muḥammed ḥaḳ peyġam‐ber olduġını bilürler, oġlanlarını bildükleri gibi. Ol kişiler ki ziyān eyledilernefslerini, anlar īmān getürmezler.

Suat Yıldırım

Kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin bilginleri o Peygamberi, kendi öz evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama kendilerine acımayıp kendi kendilerini en büyük hüsrana uğratanlardır ki iman etmezler. [3, 81; 26, 196; 61, 6]

Süleyman Ateş

Kendilerine Kitap verdiklerimiz, oğullarını tanıdıkları gibi onu tanırlar (onun Allah tarafından vahyedildiğini bilirler), ama kendilerini ziyana sokanlar inanmazlar.

Süleyman Tevfik (1927)

Ehl-i Kitâb onı (Muhammedi) kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Kendi nefislerini ziyâna sokanlardır ki îmân itmezler.

Süleymaniye Vakfı

Kitap verdiğimiz kimseler onu[*], kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler, ona inanıp güvenecek değillerdir.

Ahmet Varol

Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onu (Peygamberi) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanımaktadırlar. Kendilerini zarara sokanlar işte onlar iman etmezler.

Ümit Şimşek

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, oğullarını tanır gibi tanıyorlar. Kendilerini hüsrana sokanlar ise iman etmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler.

Ali Bulaç

Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin bilginleri, o Peygamberi (Hazreti Muhammed Aleyhisselâmı), oğullarını tanıdıkları gibi bilir ve tanırlar. Küfre varmakla nefislerine ziyan edenler, işte onlar iman etmezler...

Bahaeddin Sağlam

Kendilerine kitap verdiklerimiz, çocuklarını tanıdıkları gibi o Peygamber’in (evsafını) bilirler. Fakat kendilerini zarara sokanlar, işte onlar inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.