9. Ayet
فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَذَاقَتْ وَبَالَ اَمْرِهَا وَكَانَ عَاقِبَةُ اَمْرِهَا خُسْرًا
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Derken yaptıklarının vebalini tatmışlardır da işlerinin sonu, ziyan olup gitmiştir.
İşlerinin günahlarını çektiler, işlerinin sonu zarara vardı
Böylece onlar kendi yaptıklarının cezasını tattılar ve yaptıklarının sonu (dünyada) yıkım oldu.
Müstehak oldukları ’âkıbete uğradılar kâmilen hüsrânda kaldılar.
Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur.
Kararlarının sonucunu tattılar. Kararlarının sonucu bir hüsran oldu.
O suretle emrinin vebalini tattı ve işinin akıbeti bir hüsran oldu
İşlerinin vebalini tattılar. İşlerinin sonucu tam bir hüsran olmuştur.
Böylece onlar yaptıklarının cezasını tattılar. İşlerinin (azgınlıklarının) sonu (kendileri için) tam bir hüsran oldu.
Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlardır ve (kötü) işlerinin sonu (dünyada) tam bir hüsrandır (pişmanlık ve perişanlıktır).
Böylece işinin vebâlini tattı. İşinin sonu da hüsran oldu.
pes ŧatdı işinüñ vebālin daħı oldı işinüñ śoñı ziyān.
İşte o (her memleket halkı) yapdığının ağırlığını tatmış, işinin sonu bir hüsran (ve helak) olmuşdur.
Öyle ki (onlar) işlerinin vebâlini tattı ve işlerinin âkıbeti hüsrân oldu!
Böylece onlar, yaptıklarının (yaptıkları kötülüklerin) vebalini tattılar da işlerinin sonu hüsran oldu.
Dolaysıyla yaptıkları yanlış işlerin vebalini çekmişler ve işlerinin sonucu da hüsranla sona ermiştir.
Böylece onlar ettiklerini buldular, işin sonunda da kendilerine yazık ettiler.
Onlar dünyada işlerinin vebalini tattılar, işlerinin akıbeti de ziyankârlık oldu.
Böylece onlar yaptıklarının karşılığını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Artık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü tattı ve işinin sonucu da bir hüsran oldu.
Derken onlar yaptıklarının karşılığını tatmışlardır ve bu dünyada yaptıkları işlerin sonu zarar ve ziyan olup gitmiştir.
Böylece yaptıklarının cezasını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur.
Böylece, isyankârlıklarının sonucunu tattılar: Yaptıkları zulüm ve haksızlıklar, bu dünyada büyük bir hüsranla neticelendi. Ama asıl cezayı, âhirette görecekler:
Emrlerinin (işlerinin) vebalini / cezasını tattılar. Emrlerinin akıbeti hüsran oldu.
hepsi cezalarını çektiler, sonuç hüsrandı.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar. Dünya hayatlarının sonu geri dönülmez kayıpla son bulur.
Böylece onlar da işlerinin cezasını tatmış (olacak)lardır; işlerinin sonu da tam bir kayıptır.
(Onlar, böylece) yaptıklarının cezâsını tattılar ve işlerinin sonucu da tam bir helâk oldu.
ve böylece onlar kendi yaptıklarının kötü meyvelerini tattılar; ¹⁷ [bu dünyada,] yaptıklarının sonu yıkım oldu;
Böylece onların hepsi yaptıklarının cezasını çektiler neticede yaptıkları işlerinin sonu tam bir hüsran oldu. 18/103...105
Allah ve Rasulünün ortaya koyduğu düzene, şeriata karşı uyguladıkları planlarının cezasını tattılar. Hayatları dünyada da, âhirette de hüsran ile neticelendi.
Nihayet yaptıklarının vebalini tatmışlar, işledikleri şeyler sonucunda yıkıma uğramışlardır.
Artık işlerinin vebalini tattı ve işlerinin sonu bir hüsrândan ibaret oldu.
(Evet) Onlar yaptıklarının karşılığım tatmış ve sonları hüsran (helâk) olmuştur.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Yaptıklarının cezasını çektiler ve yaptıklarının sonucu hüsran oldu.
Pes daddılar işleri vebālini, daḫı ṣoñı işlerinüñ ziyān‐ıdı.
Böylece kötü işlerinin sorumluluğunu tattılar, işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
İşinin vebalini taddı. İşinin sonucu da tüm bir ziyan idi.
Onlar küfür ve 'inâdlarının vebâlini tatdılar ve 'âkıbetleri de hüsrân oldı.
Böylece ettiklerini bulmuş, işlerinin sonu hüsran olmuştur.
Böylece onlar yaptıklarının cezasını tattılar. İşlerinin sonu da hüsran oldu.
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu.
Böylece onlar, yaptıklarının vebalini tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu.
Artık o (ülkelerin halkı), yaptığı kötülüğü taddı ve işinin sonucu bir hüsran oldu.
Öylece küfürlerinin cezasını taddılar ve işlerinin sonu bir hüsran oldu. (Ahirette de bir perişanlık içindeler.)
İşte onlar, yaptıklarının cezasını tattılar. Ve yaptıklarının sonu tam bir hüsran oldu.
Böylece yaptıklarının cezasını çekmişler ve sonuçları hüsran olmuştur.